|
|
|
ŞAMATİ 101 - ŞARKIYA AÇIKLAMA OKUMA Bunun sadece bir şarkı olmadığını açıklamamız lazım. Lidere, şöyle ki şoşenim’i liderliğini yapan kişi yani kutsallık. Şöyle ki sabahtan iyi bir güne geçiş. Bundan mutlu ol bu dönemde çok inişler ve çıkışlar vardır. İnişlere çiçekler denir ve kötü olanın sorusuna cevap verilmez. Çünkü dişlerini gıcırdatır, birçok darbeden kişi şoşenim’e gelir. Bu nedenden dolayı mutluluğun çok dereceleri vardır. RAV Bu yüzden çoğul olarak yazıyor buraya. Kişi gelip bir kab edinir. Yaratan’la bütünleştiğini hisseder. Buna şoşenim denir, yani zambaklar. Düşüş geldiği zamanda kişi çaresizlik içerisindedir. Kendisini sanki Yaratan’dan ayırıyordur. Aslında bütün bunlar kişinin içerisinde bir koşul inşa eder çünkü kendi fiziksel doğası ile manevi doğası arasında bir alaka olmadığını görür. İçinden geçirdiği bu koşullarda kişi daha önceki sahip olduğu bağlarla manevi bağını tutmaya çalışır ancak bu engeller kendisini uzaklaştırır bu yüzden dişlerini gıcırdatıyor derler (dişlerini sıkıyor). Kişinin burada yapabileceği bir şey yok, Yaratan insanı ancak o koşuldan çıkarta bilir ve yaklaşımını değiştirebilir. İnsan sadece bu koşulları aşarak zambak denilen o koşula gelir. Bu şekilde dikenlerin arasından büyür ve bu kab özel bir kabtır. Ve Yaratan’ı hisseder. Böyle birçok koşul vardır, kişi Yaratan’la ilk koşuluna, bağına gelir, buna ilk zambak denir, ilk acılarından ilk ızdırabından, karanlık olduğu safhadan ilk filiz veren çiçek ve anlaşılmayan koşullar bu kaba çoğul olarak girerler yani zambaklar yani şoşanim. Zambaklar ya da güller kişi birçok koşuldan geçer o kabı tayin edene kadar. Burada kişinin yaşadığı koşullarla sanki edindiği kabla bir alaka yoktur. Çünkü birisi ötekisinin üzerine inşa edilmesine rağmen sonradan kişi anlar ki kendi alma arzusu ile Yaratan’a farklı bir tavır edinebileceğini göremez. O’nu sevebileceğini, tüm geçirdiği kötü koşullar, çaresizliği ve acılara rağmen. Alma arzusu bunu yaşadığı zaman kişi kendisini tam olarak tanımlayamaz. Alma arzusundan kendisini ayırır ve ancak o zaman Yaratan’a yönelik sevgi, saygıyı hisseder. Özellikle kişinin başına gelen bu kafa karışıklığı, darbeler bunlar kişiye karşı ya da Yaratan’a karşı çalışan mekanizmalar değil. Alma arzusuna karşı çalışan mekanizmalardı ki, insan bu alma arzusundan kopabilsin bunun üzerine çıksın ve Yaratan’la bir bağ kurabilsin. Sanki bu alma arzusu insanı hapsetmiş gibi ve en sonunda bu alma arzusunun zincirinden kopabilecek bir fırsatı bu şekilde kişi yakalar. Yaratan’a olan yaklaşımının ifşa olmasına zambak denir, sevgi ve mutluluğu. OKUMA Torah’ın oğullarına cesaretten gelir, saçlar cesaretlendi. Saçlar gizlilik anlamındadır ve acısı ödüle tekabül eder. RAV Gizlilikten bahsederken şöyle anlıyoruz ki eğer kişi bir köpek gibi tasmalıysa ya da bir kadının kocasını yakaladığı gibi bir koşuldaysa o alma arzusundan nasıl sıyrılabiliriz. Dolayısı ile gizlilik insana iki yoldan gelir. Biz her zaman bir birine zıt iki koşuldan bahsederiz yani Yaratan’ın Işığının ifşası var, yani kişinin kendi doğası var, (kendi doğalitesi içersinde) ve çok azda Yaratan’ın doğası var içinde ama bu form, fiziksel ve manevi koşullar arasında kişi bunları inceleyerek doğru oranlarla kendisini inşa eder. Bu koşullar Yaratan’dan gelir bunun iki amacı vardır. Bir alma arzusuna yönelik gizlilik, bu alma arzusunu artıran bir şeydir ve aynı zamanda da çeker, işin güzel yanı bu, çekim gizlilikten kaynaklanıyor. Özlem gizlilikten kaynaklanıyor, bir şeyi sakladığınız zaman ona duyulan gizem ve özlem sonsuz bir safhaya geliyor, bu yüzden kab gelişe biliyor. Kişi Yaratan’la olan bağı hazzı ne kadar yüce görürse kabı o kadar gelişir. İnsanın kendisi üzerine, grubuyla çalıştığı kadarıyla, genel kab tan aldığı izlenimle kendisini güçlendirir. Ve gizlilik koşulunda kişinin aynı zamanda kabının formunu tayin etmesi daha kolaydır ki kişi yaratıcı olsun ve yukarıdan gelen gizlilikten sonra ki bu gizlilik kişiyi egosundan ayırmaya yardımcı olur, Yaratan’la bir bağ kurmasına yardımcı olur, o zaman ki kişiden yana bir gizlilik gelir ki buna perdeler ve kısıtlamalar denir, Masahim. Ve kişi kendisini Yaratan’dan gizler. Çünkü Yaratan’a benzemek istiyor ve nasıl sevginin hasreti içerisinde olabileceğini hesaplıyor. Yani duygularını tayin edebiliyor, Yaratan’a nasıl yaklaşa bileceğini hesaplamaya başlıyor. Burada başlangıçta gizlilikten bahsedecek olursak, gizliliğin 5 derecesi var, Işıkların filtreden geçtiği safhalar var, ta ki aşağıdaki ruha ulaşana kadar. Bu dünyadan manevi dünyaya yükselişini inşa eden bir kişi, bu gizlilikleri kendi üzerine inşa eder, bunları kabul eder. Bunlarla gelişmeyi ister ve bu gelişmeleri kendi üstüne alır ve bu gizliliklerin kalmasını ister. Alma arzusunu gizlemek istediğinden kaynaklanır bu yani alma arzusunu Işıktan gizler bu şekilde. Gizlilik Yaratan’ın formunu tayin etmesine ve üzerine almasına yardımcı olmaz ama perde Işıkla kab arasında yer alır yani hazla arzu arasında ve arzuyu saklayan Masah beraber olmalarına izin vermez. Yani direkt bir şekilde kontak haline geçmelerini engeller. Yaratan’la insan arasında bir perde yok çünkü Işık ve arzu değil. Aralarında bir içsellik söz konusu, bu içsellik Işığın üzerinde bir bağ oluşturur yani esas bütünlüğün olduğu yer, form eşitliğinde niyetin eşit olduğu, beraberliğin eşit olduğu yerdir. Bunun hepsinde kişiye gizlilikler vasıtasıyla gelir. Bu yüzden saçlar denir, fırtınalar denir. Kişinin kendisini gizlediği zaman da yapmış olduğu ıslaha göre hatta saçları ağırlaşır denir, bu yüzden saçlarımız ağırlaşıyor (beyazlaşıyor) dikno’nun 13 ıslahı dediğimiz. İlk başta fırtınalar denir ve bu fırtınalarda kişi sınırlamalarla ızdırab çeker. Ondan sonra bunları kabullenir ve bunların içerisinde merhameti görmeye başlar. Bu merhametten Yaratan’dan dış Partzifum’ları inşa etmeye başlar. Tüm bu gizlilikler, saçlar ve fırtınalar dediğimiz koşullar arzunun üzerinde Yaratan’la olan bağı inşa etmek için kullanılmaya başlar. Yaratan’la insan arasındaki ilişki oluşmaya başlar. OKUMA Bilinir ki ödül çabaya göredir. Yani gizlilik var iken çalışacak yer var demektir. Ve kişi saçlarda (sehorot) ıslah yaptığı zaman, o zaman Yaratan’a giden kapı açılır. Tüm saçlarını ıslah ettiği zaman ve gizlilik kalktığı zaman, o zaman çalışacak işi yoktur ve ödül alacak yeri de yoktur. RAV Eğer gizlilik yerine kişi gizliliği kendi üzerine inşa ederse ödül ve ceza koşulunda çünkü Yaratan’la alma arzusu ve hazda bir ilişkide olmak istemiyor ama aralarında ki ilişkide arzu ve haz, aralarındaki bağ olmayacak ama aralarında ki bağ kişisel bir bağ olacak. Yani açlığını doyurmak için aldığı şey değil özel bir bağları olacak. Tüm bu ıslah olduktan sonra, ondan sonrada daha fazla ıslah koşulları vardır hatta bu koşullara Yaratan kendisine kanatlar verecek diye anlatılır. Ama bu farklı bir çalışma. Kişi ilerledikçe daha çok kabını yükseltecek fırsatların olduğunu görür, Yaratan’a olan yaklaşımını tayin edeceği yerleri, detaylarını görür. OKUMA Şöyle ki kişi Korah koşuluna geldiği zaman inancını artıramaz ki buna Yaratan’a giden kapı denir. Çünkü eğer kapı yoksa kralın sarayına giremez. Şöyle ki temel inanç üzerine inşa edilmiştir. RAV Daha önce öğrendiğimiz gibi, eğer kişi tüm kablarını ıslah edip ihsan kablarını oluşturursa başka ne yapacak, çalışmasına nasıl daha fazla devam edebilir. Çünkü ihsan etme kablarında artık bir şey olmuyor. Merhamete sahip oluyor sadece, nasıl ilerleyecek. OKUMA Ve Korah’ın oğulları yani Bina; anladılar ki Korah sol ve oradan cehennem çıkar Geyna. Bu yüzden daha önce ki dostluklarını oluşturmak istediler. Açtıkları zamanı tekrar buluşturmak istediler. Şöyle ki geçmişteki zamandan gelen güç vasıtası ile ilerleye bildiler. RAV Yani kişi ihsan etme gücünü üzerine aldıktan sonra yani Bina’yı o zaman kişi bu niteliği üzerine aldıktan sonra yolda ilerleyecek gücü üzerine alır. OKUMA Şöyle ki Korah’ın oğulları bu yüzden ölmüyor diye yazılır. Şöyle ki anladılar ki Korah koşulunda kalırlarsa hayatlarına devam edemezler. Bu yüzden ölmediler. RAV Bu şekilde devam ediyor. Yani gizliliklerden sonra ıslah olma koşuluna geliyor, kablarını düzeltiyor. Bu nedenden dolayı Korah’ın oğullarına liderlik yapan diye yazıyor. OKUMA Dostluk şarkısını bilerek Yaratan’la olan dostluğun kutsallıkta olduğunu öğrendiler. RAV Yani Yaratan’la bir ilişki olması lazım bir dostane bir bağ olması lazım, ruh dostu gibi. Dost ne demek? Dost karşılıklı en derin bağ, ilişki ve bu ıslah olarak ihsan etme kabında ki ortak noktada olur. Kişinin doğasında kabında aralarında bir fark olmadığını anladığında olur, dostluk budur. Elbette ki bu koşula ihsan etme kablarıyla ve beraber çalışarak geliyoruz ve alma arzularıyla da çalışıyoruz. Neden? Çünkü kabın tüm derinliğine ulaşıyoruz ve ne yapıyoruz o zaman, hiçbir zaman bir kopukluk, bir gizliliğin aslında olmadığını görüyoruz. Bu manevi bir öğrenimdir. OKUMA Kalbim taşmakta. Kalpten arzu olan, ifşa olmaz, yani ağızdan çıkacak bir şey yoktur ki bu kalpte almadır. RAV Şöyle ki dudaklarda olan bir şey yok, her şey kalpte oluyor. Dış hareketlerde bir şey yok, ne diyor kalbim taştı diyor. Yani o genel kab bir haz haline geldiği zaman kalbine, o aynı ölçüde, o yaklaşımda, o değerde, Yaratan’la beraber olma değeri ki buna iyilikseverlik ve iyilik yapmak denir. Kalbim taşıyor demesi kalbin edindiği ıslah yani burada manevi derecesinden bahsediyor. (Yaratan kadar iyi olduğunu) OKUMA İnanç için iyi bir şey denir. Diyorum ki benim işim bir krala bağlı ve yaptıklarım krala kendime değil. RAV Burada inanç ışığı derken ihsan etmekten bahsediyor yani alma arzusu üzerine ihsan etme niteliğini edinmesine inanç denir. Tüm alma arzusunun bayağılının üzerine edindiği zaman. Biz sanıyoruz ki Bina, Bet derece Aviut’u öyle sanıyoruz, Aviut Dalet tüm Partzif taki şeyler aslında. Çünkü En Sof la Malkut işlem yapmaya başlıyor. Bina, ne diyoruz Bina için, Bina da tüm erdemlik Işığı var Malkut’un istediği kadar. Malkut’ta En Sof’un istediği kadar. Peki, nasıl Bet’te Aviut oluyor, bayağılık Bet derecesinde oluyor. Ancak kendi doğasını tayin etmeye başladığı zaman buna merhamet niteliği denir. ve o niteliğin içerisinde kalmayı seçmek koşulunda. Sadece ihsan etme durumunda Bina, Behina Bet. Ama ihsan etmek için alma perdelerine bile sahiptir Bina. Sadece tercihi merhamet içerisinde olmak. Dolayısıyla kişi Bina’nın niteliklerini edindiği zaman, tüm bayağılık derecesinin 4 safhasıyla ihsan edebilir çünkü Bina’nın özelliği bu ihsan etmek. Sadece ihsan etmek. Ve eğer aşağıdakiler yani alt seviyedekiler bunu istiyorlarsa bir fırsatları varsa ihsan etmek için merhamet niteliğiyle ihsan etme koşuluna gelebilirler. Peki, Binayla Malkut arasındaki fark ne? Bina ihsan etmek için alıyor Malkut’a bir şey aktarıyor, alma arzusuyla kendi içinde hissettiği bir şey olduğundan değil. Hatta alma arzusu içinde bir yabancı olarak geliyor. Malkut ise alma arzusunu kendi arzusu olarak hissediyor. Aradaki farkları bu. Yaratan’ın yaptığı çalışma ile, ya Yaratan’la var olan ya da Yaratan’dan ayrı olan, kendisiyle çalışan, Bina ve Malkut arasındaki fark burada. Ancak orijinal alma arzusu ikisinde de anıdır. OKUMA Ondan sonra kişiye yazılı Torah verilir. Ödüllendirilir kişi. Bu Hz Musa’nın sözleridir. RAV Dilim yazarın söylediklerini yazıyor dediği zaman, burada anladığımız şey Zivug da Haka Işığının kab içerisinde yayılımı, hazların alınması ve buna özellikle Yaratan’a ihsan edip onla bağ kurmak için yapılan koşullardan bahsediyoruz. Ve hazır yazar denilen koşul o duyulan özlem, hazırlık ve kişinin kendisini buna yönlendirmesi ve istediği tek şeyin bu olması. Ve tüm arzularıyla ihsan etmekte çalışabilmek. Burada Tamim ve Partzuf’un içindeki Işıkların yayılımı var. Yani Partzuf’un içindeki Işıklardan aldığı Tamim (tatlar). Bu şekilde Yaratan’ın kişiye yaklaşımı ifşa olur ve kişinin Yaratan’a yaklaşımı ifşa olur. Bu şekilde Yaratan’la kişi arasında bir bağ olur. Buna yazılı Tora denir. Yani siyah mürekkep beyaz kâğıdın üzerinde, ışığın üzerinde. Bu kitapta yazılanlar kişinin aslında reaksiyonlarını sembolize eder.( Işıkla karanlık arasındaki o bağı). Bu harfler eğer kişi Tora’yı kendisi yazmazsa Gimar Tikun’dan önceki bir safhada olacak bu, kişinin Malkut’tan En Sof’a çıkması, yani Gimar Tikun’dan bir önceki safha, kişinin kendi kablarını ıslah edebildiğince ıslah eder, Malkut’un en kaba en bayağı koşullarından yükseldiği zaman ve ihsan etmek için alma koşuluna gelip sadece taştan kalp ıslah olması kaldığı zaman, buna aklaştırma denir (beyazlaştırma). Malkut’tan arzunun son derecesi ıslah olamayacak bir koşulda olduğu için, o bir tarafa koyulur, orası Işığın ikiye ayrıldığı yerdir iç kısımda, o kısma yazıyoruz denilir. Yani Malkut’la Bina arasında ki o sınırda. Yani Bina’ya eklenebilecek Malkut’la eklenemeyecek Malkut arasındaki sınırda. Kullanılamayan Malkut ve ihsan etmek için kullanabilinir Malkut arasındaki sınırda. O en son derecede kişi Tora’nın kelimelerini yazacak gücü bulur ta ki tüm 620 arzusunu keşfedene kadar. Bunların hepsi ikinci kısıtlamadaki arzular. Ve kişi manevi yolunu tamamladıktan sonra tüm bu kabları yok olur, ortadan kalkar. Sanki yazdığı tüm Tora kendi başına yazdığı Tora. O yazılı Tora’ya geldiği zaman farklı bir form alır. Aslında yok olur ortadan kalkar. Kişi bu dereceleri bitirdikten sonra yani yazarın seviyesine geldiği zaman artık yazacak bir şeyi yoktur kişinin. OKUMA İnsanın oğulları kutsallığa güzelliğinin insanlardan olduğunu söyler. Yani insanların düşüncelerinden ve oradan güzellik doğar. RAV Şöyle insan ilk başta kendi niteliklerine endeksli olarak ihsan etmenin güzelliğinden bahsedemez. İhsan etmenin yüceliğinden, Yaratan’ın yüceliğinden bahsedemez. Bu nedenden dolayı kutsallık gizlidir, bu yüzden denir ki kutsallık sürgünde, yani Yaratan gizli. Yaratan’ın yaratılana ifşasına kutsallık denir. ve kişi daha öncede dediğimiz gibi kişi darbelerden geçtikçe anlamaya başlar ki Yaratan’ın gizliliği özellikle kasten ki bunu üzerinde çalışabilecek bir yeri olsun ve bu özel bir koşula bağımsız ilerleyebilmesi için bir koşula gelebilsin. Çünkü aslında ihsan etmek kişiye bazen çok mide bulandırıcı bile gelebilir, çünkü ihsan etme koşuluyla hiçbir ilişkisi yok insanın ancak bu çalışmasından sonra bu niteliğe saygı duymaya başlar. Sonra Yaratanı keşfeder, Yaratan’ın niteliğinin bu olduğunu görür ve ondan sonra bunun içerisinde güzelliği keşfeder. Daha önce gizli olan bu güzellik koşulu ifşa olur. Kişinin geçirdiği bu gizlilikler insanın tavrını ihsan etmeye yönelik olan yaklaşımını değiştirir. Bu gizli olan nitelik ifşa oldukça kişi olabilecek en güzel şeyin bu olduğunu görmeye başlar. Ve denir ki sen insanoğlundan daha güzelsin, yani ihsan seviyesine geldiği zaman güzelliği kendisi tayin etmekte. Bu formasyonun en büyük güzellik olduğunu görür. Bu tümüyle gizlilikten ifşa edilen bir şey. Burada mesafe diye bir koşul var, kişiye verilen her koşul insanı o güzelliğin dışında bulundurarak, form eşitliğini yavaş yavaş edindiği zaman o ihsan etme derecesine olan değeri insan artırır. OKUMA Güzellik ağzından taşıyor. Güzellik demek istediğimiz şey ama yüceltebildiğimiz şeyler değil,sadece istenilen şeyler. Dudaklarında demek yolun sonunda. Şöyle ki bir dünyanın başından sonuna kadar. RAV Güzellik ağzından akıyor dendiği zaman kişi şunu keşfediyor, tüm kablarında kutsallığı Yaratan’ı, hiçbir sınırı olmadan kişi taştan kalp dâhil olmak üzere ifşa olan koşullarda, bunlar insan doğasında olmayan Bina’nın özellikleri olduğu için, güzellik ağzından akıyor denir, yani ıslahın sonuna gelmiş demek insan. Aslında bu şiirin derinliği çok gerçekten çok yüksek manevi bir koşuldan yazılmış bir şiir. Bu şiirlerde ve sözlerde kişinin gerçekten manevi koşulardan geçişi anlatılıyor. Bunların hepsi Hz Davut’un (kral Davut) yazdığı 150 şarkının içerisinde. Malkut’u öyle bir hissediyordu ki tüm genel alma arzusuyla olan ilişkilerini, Yaratan’a olan bağını bu şiirlerde açıklıyorlardı. Bu yüzden tüm ülkelerde, tüm dünyada bu şarkıları keşfeden insanlar bu şarkılara özel bir değer verirler. Çünkü kollektif alma arzusu, kolektif bir insan, kişinin içerisindeki İsrail ve diğer dünya ülkeleri denilen o tüm arzuları kapsamakta. Dolayısıyla Hz Davut’un kendi şiirlerinde anlatımı hep Yaratan’a yönelik, kendi geçirdiği kişisel ıslahları Yesod denilen koşuldan geçişi. Ve bunu kendi var olduğu Malkut noktasından yaptı. Burada konuşacak gerçekten çok şey var çünkü bizim nasıl bu koşula gelebileceğimiz, nasıl bir bağımızın olabileceği, bu şiirle, şarkılarla ilişki kurabileceğimiz, kendisinin nasıl keşfedip yazılarla aktardığı, neyse bugün burada bu kadar yapalım şiirle ilgili. Baal Hasulam burada Kabala diliyle anlatmıyor, duyguların diliyle anlatıyor, bir yorum olarak anlatıyor. Sonuç olarak şarkılar kalpte hissedilenlerdir. Kişi ne kadar çok izlenim ekleyebilirse, anladıklarından, Kabala dilinden ya da yaşadıkları inişten, çıkışlardan kendi koşullarını anlaya bilirse. Alma arzusunun Işığa olan tersliği, gizlilikler, Yaratan’ın sürekli kendini geri püskürtmesi, istekleriyle arzularıyla, kişi bu kelimelere kendisini ne kadar çok entegre ederse, kişi her şarkı üzerine kendisini bir yorumcu yapar. Prensip her zaman aynı bir taraftan ruhun koşuluna göre yorumlaya biliriz, 613 arzusu var, bunlar ıslah olacak ve tüm diğer ruhlarla entegre olacak ve bu kişisel ıslahı. Ya da şundan bahsede biliriz duygusal koşullardan bahsettiğimiz zaman, duygusal yorumlar okuduğumuz zaman, inişler, çıkışlar, gizlilik koşullarında yaşayan koşullar yani ya Kabala’nın diliyle ya da duyguların diliyle yorumlayabiliriz. Ancak her halükarda bu dillerin hepsi daha sonra bir haline gelirler, hepsi birbirinin içerisine girer ve bizlere bir tek bütünlük yorumu getirir. ÖĞRENCİ Burada Koah’ın oğulları dediği zaman artık gizlilik olmadığı zaman çalışacak yerimiz yok yazıyor, o koşulda ne yapıyoruz. RAV Koah’ın oğullarının derecesini anladınız mı? Koah’ın oğulları demek aslında seharotlarını kullanmayı bitirdiler ve kişi ondan sonra artık ekleyecek bir şey bulamaz. Ondan sonra bir ekleme daha var ama bu kişinin, başlangıçta kişiye verilen, işi değil. Bu yüzden Koah’ın üzerine lider dediği koşullar özel bir koşul. Edinim günü bayramında da borazanı çaldığımız zaman buna 7 kere Koah’ın oğullarını lider şarkısını söylerler. Bunlar ıslahımızda olacak en hat safhalar en 6000 bin yıl içerisinde 6000dereceden bahsedilen koşullarda yapabileceğimiz en büyük ıslah. Buna Koah’ın oğulları denir. Gizliliklerin hepsi ortadan kalktığı zaman ve kişi kel olduğu zaman denir. Hepsi merhamet niteliğine döndüğü zaman. Bu yüzden ikisi birbirine ters niteliklerde. İfşa olmasına rağmen ıslah edecek bir koşul yoktur. Buna yargılar denir. Kişi alma arzusu üzerine ıslah yapabileceği koşullarda bu önündeki engelleri yargı olarak görmez ama imkân olarak görür, fırsat olarak değerlendirir. Bu koşulları geçirdiği zaman esas yargılar başlar. (Ders tarihi: 8 11 2006) |