CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ  105

OKUMA

Erdemli bir piç aptal bir hocanın önüne gelir. Piç demek kişinin putlara dönmeyerek içindeki piçi oluşturur. Yani Sitra Ahra ile kendisini oluşturur. Eliya üzerine gelir. Ve ev sahibi Tora’nın kuralından farklıdır. Bu yüzden akıllı ve aptal hoca arasında ki fark budur. Bu yüzden kişinin gözüne ifşa olan şey, ilk başta bir piç olduğudur. Zira Yaratan bunu yarattı der. Kötü olanda bu sadece yabancı bir düşünce olduğunu söyler. Ve kendisine bir günahtan dolayı bunun olduğunu söyler. Yapması gereken tek şey günahını silmesi gerektiğini söyler. Şöyle ki; Erdemli öğrenci nerede? Burada gerçeği görmeli ve kralın cennet krallığını tüm bağımlılıkla edinmeye çalışmalı. Kişinin en düşük ve gizlilik içerisinde bulunduğu koşulda bile kişi Yaratan’la her şeyi ilişkilendirmeli. Yani Yaratan kendisine bir takım görüntüler gösterdi ve bu kutsallıkla ilgili yabancı düşüncelerdi. Kişi bu koşulda mantığının üzerinde büyük bir bilgelik ve kutsallık içerisinde çalışmalı. Sanki bunun içerisindeymiş gibi.

RAV

Burada çok derin incelemeler var. Yapabildiğimiz kadarıyla yapalım. Ne demek piç, erdemli bir öğrenci aptal bir hocanın önüne çıkıyor. Ne demek piçlik? Kendisini bir güçle ilişkilendirmektense ki bu Yaratan, O tek koşul, kişi bundan koptuğu zaman diğer Tanrılara döndü denir. O zaman o koşuldan içindeki piçi doğurur (yani farklı Tanrılara dönerek). Kendisini Sitra Ahra ile ilişkilendirdiği zaman yani ev sahibinin kendisi içinde olduğunu sanır. Kendi arzusu ile bir şeyler yapacak arzusu, gücü olduğunu sanır. Bu şekilde kontrol edildiğini görür. Eğer bu şekilde davranırsa bu kişiye kasığa ait kıl denir. Burada Zivugim ve amaca yönelik koşullar söz konusu. Eğer kişi amac yönünde kaybolursa, Tora ve Yaratan ilişkisini kaybederse (burada manevi bir yönde ilerleyen bir insandan bahsediyoruz) bu kişiye “kişinin düşünceleri Yaratan’la değil” denir (İleride birleştireceğini düşünecek olsa bile).

Bu şekilde kişi grup içerisinde, kitaplarla çalışması lazım. Kişi kendisini Yaratan’dan ayırdıysa buna piç olmak denir. Kişi tek bir güçten, tek bir Yaratan’dan koptuğu zamanda aynı zamanda ev sahibi denir. Ev sahibinin kanunları Tora’nın kanunlarından farklıdır. Tora’nın kanunu ihsan etme gücüdür ve her şeyi kontrol eder ve buna birey dâhil. Ev sahibi ise diğer güçlere yer olduğunu düşünür. Dolayısı ile aralarında bir fark vardır. Yani basit bir insanla, erdemli bir öğrenci arasında bir fark vardır. Şöyle ki kişinin piçlik durumu da, erdemlik durumu da Yaratan’dan gelir. Olduysa oldu önemli değil, kafası karışmış olabilir, insan hata yapmış olabilir, kendisini diğer güçlerle bir ilişki içerisinde bulmuş olabilir, olduysa oldu ancak kişinin içerisinde bu olduğu zaman bile bunu yapanda aslında Yaratan. Kişinin aklının karışması, yaptığı hata, (bir piçe doğum verdiğini yani Yaratanla ilerlemedim başka güçlerle ilerledim düşüncesi) bunların hepsi özellikle Yaratan tarafından kafa karıştırılan koşullar ve insana gelir. Şimdi kendime mi kızayım başkasına mı?

Kişinin amaca yönelik ilerleyişinde başına gelen her şey, bu fiziksel dünyanın içerisinden çıkan her koşul, fiziksellikte bir şey yaptığı zaman burada grup içerisinde, burada insanın Yaratan’a olan tavrından bahsediyoruz. Kişinin Yaratan’a giden yolundaki olaylardan bahsediyoruz. Burada kişi 3 nosyonu bir araya getirmeli, İsrail, Tora ve Yaratan, başka hiçbir şeyle ilişkilendirmemeli. Bu yüzden erdemli bir öğrenci bununda Yaratan’dan geldiğini ilişkilendirir. İçinde ifşa olan koşul bir piç formunu alır der ki bunu da bana Yaratan yaptı. Kötü eğilimli bir insan ise, bu yabancı bir düşünce bu Yaratan’dan gelmedi diye düşünür. Sanki kendisine bir günahtan gelmiş gibi. Sanki kendisi günah işleyip, işleyemeyeceğini tayin ediyormuş gibi ve Yaratan’ın kontrolü olmadığı gibi düşünür. Dolayısı ile kişi kendisini realite ile yanlış bir şekilde ilişkilendirerek (çünkü başına gelen her şeyi Yaratan yaptı) sanır ki bunu ben yaptım ve ben ıslah etmek zorundayım. Ama erdemli bir öğrenci onunda yani formunun ne olduğunu nasıl olduğunu görmek durumunda. Yani başkasından geldiğini, Yaratan’dan böyle bir şeyin nasıl geleceğini düşünmez (Yani, yo bana bu düşüncelerde Yaratan tarafından geldi). Az önemli koşullar olsa bile, yargıladığı koşullarda bile her şeyi Yaratan’la ilişkilendirirse, kişi o zaman bile her şeyi Yaratan’la ilişkilendirmeli.

Yabancı düşünceler, getirilen koşul (ilahi takdirle ilgili) ve kişi bu incelemeyle mantık ötesi çalışmalı. Sanki kutsallıkla, büyük bir erdemliği varmış gibi. Ne kadar büyük ve yüce, küçük olduğunuzu tayin etmek zorunda değilsiniz (ne kadar güzel ya da çirkin olduğunu). Önemli olan her koşulda talebin, ne kadar utanç vericide olsa tüm koşullarda her şeyin arkasında ilişkilendiren bir güç var. Kişiyi bu güç yönlendirir ve kişinin liderliğini yapar.

Bir form güzel yada çirkinde olsa, kişiyi Yaratan’dan koparsa da bunlar insana Yaratan tarafından verilmiştir. Kişi hata yapsa bile bir başkasına olanları kıyaslasa bile, tüm bu aklının karıştığı koşulların Yaratan’dan geldiğini ilişkilendirmeli. Aslında ıslahı da burada. Yaratan’la koşulu ilişkilendirmesi ve bu şekilde bir ilişki inşa etmesi.

Yaratan insanı bir sürü koşuldan geçirir, bir sürü kafa karışıklığı reaksiyonlar ve bu formların hiçbir önemi yok, önemli olan Yaratan’la bağının kopması. Şimdi dolayısı ile bağını güçlendirmeli ve doğum verdiği tüm piçlere rağmen. Önemli değil bunların hepsi ruhunun köküne endeksli olarak yukarıdan gelen. Ama gelecek için yapması gereken koşul sadece Yaratan’ın olduğunu ve her zaman benimle bir kontak içerisinde, diye düşünerek ilerlemesi gerekir.

SORU: Realitenin algılanması ile ve gelişen Reşimot’larda ki değişikliklerle ve her şeyi Yaratan’ın yaptığını nasıl birleştirebiliriz?

RAV: Aynı şey Reşimot’u kim devreye sokuyor. Eğer ben Reşimot’u bilseydim, şimdiden itibaren son ıslaha kadar önceden çıkacak Reşimot’u bilseydik, ideal formasyon da oluştuğunu görürdük. Direkt bir çizgi içerisinde hiçbir hata olmadan son ıslaha kadar takılır takılır, doğru sıralama da ifşa olduğunu görürdük. Burada insan eksik, bu Reşimot insana yol üzerinde veriliyor. Yukarıdan aşağıya bu dereceler kişiye veriliyor ve bu derecelerden geliyor. Kim yarattı bunları? Işık ve kab, aralarında ki ideal ilişki, formasyon. Her defasında Masah ve Reşimo’tan çıktıktan sonra yapabildiğinin en had safhasını yaptı, ihsan etmek için. Yukarıdan aşağıya gelen derecelerde yüzde yüz bir realizasyon var. Aviut’un Masah vasıtası ile harekete geçirilmesi, dereceler böyle.

Şimdi ben bu dünyadayım ve aslında ideal olarak ta aynı derecelerle ilerleyecek olursam yüzde yüz, hiçbir hata yapmadan her Reşimot’u realize edersem, o Reşimo’yu realize eder, o dereceye girerim. Bir Reşimo daha ortaya çıktığı zaman, o Reşimo’nun derecesine girerim. Nasıl olabilir böyle bir şekilde? İnsan olmadığım zaman, içgüdüsel olarak gittiğim zaman. Neden? Çünkü Reşimot içerisinde nasıl realize edileceğinin bilgisi de var. İçgüdü denilen şey bu. İçimizde bir emir. Hayvanlarda var, bitkilerde var, içimizde ki insan dışında her şeyde bu içgüdü var. İçimizde ki insanın Reşimo’yu nasıl realize edeceğinin içgüdüsü yok.

SORU: Peki Reşimot’un realize olmamasında ki koşul ne?

RAV: Her halükarda 3. bir çizgeye koşulları ilişkilendirmem lazım. Sanki cansız, bitkisel, hayvansal dereceler bu çizgiden gidiyormuş gibi, onlar için aslında tek bir çizgi var. Dolayısıyla kişinin burada bir program bulması lazım. Nasıl Yaratan bu derecenin içerisinde nerede. Işık ve kabın birbirine karşı olarak nasıl çalıştığı değil, ama kabın içinde olan, Işığın içinde olan nasıl aranje ediyorlar. Yani her derecede yaratılışın düşüncesini ediniyorum. Eğer bu içgüdüsel olsaydı düşünmezdim. Dolayısıyla içgüdüsel olarak gelmediği zaman, Reşimot olduğu zaman, o zaman yazılıma ihtiyacım var. Nedir bu, bu Reşimot’u nasıl kullanacağım? Bu yüzden kişi arayışa girer ve hesapları, kafasının karışması işte bu koşul içerisinde. Soruna cevap verebildim mi? Neydi sorun?

SORU: Bu içimizdeki yazılım her Reşimot’u Yaratan’la ilişkilendirmek mi?

RAV: O kadar basitte değil aslında içimizde nasıl hissedildiği. Her şeyi bu şekilde realize etmiyoruz. Çünkü birçok izlenime açılıyor, içimizde. Peki, Yaratan kişiye dönüyor ne demek? Diyebiliriz ki sağ ve sol çizgi arasında ki o orta çizgi sadece kişinin mantık ötesi tavrını bulduğu zaman oluşturabildiği bir koşul, Yaratan’a ihsan ettiği bir koşul (Işıkla entegre olduğu hal). Bu iki çizgi arasındaki incelemeden gelişen bir şey. Bu inceleme çok önemli. Kişi karanlıktayken, aklı karışık koşullardayken yaratılışın düşüncesini edinir. Sadece Yaratan’ın yaratılanlara iyilik yapması değil, bunun arkasında ki düşünceyi edinir. En önemli şey bu edinmesi gereken nosyon bu. Çünkü insanı Adem yapan, yani insan yapan o koşul. İnsan nasıl insanlığını ifşa edecek? Yaratılışın yaratılanlara, yaratılanları yaratmadan önce düşüncesini inşa ederek. Buna Yaratan’ı bilmek demek denir. Çünkü Yaratan bir düşünce. Ve bunun sonucu ortaya çıkan iyilik. Dolayısı ile hepsini ediniyor.

Kişinin içinde bu piç denilen koşullar oluşmasına rağmen, kendisini suçladığı zaman ve görür ki hatalar yaptı ve yaptığı hatalarında Yaratan’dan geldiğini keşfettiler. En zor koşul bu zaten. Çünkü kendisine kötülük geldiği zaman, ya kendisi ile ilişkilendirmeye çalışıyor ya da kötülüğün başkasından geldiğini düşünüyor. İnsanın en büyük hatası burada. Çünkü her şey Yaratan’dan gelir.

OKUMA

Yaratan’a hizmet edene hoca denir yani maneviyatı ve sevabı çok denir. Eğer kişi çabasını bir araya getirirse, sıralamada önce piç, akıllı bir öğrenci ve sonrada hoca sıralaması gelir. Akıllı bir öğrenci Yaratandan öğrenir. Sadece akıllı bir öğrenci yaptığı manevi çalışmada her şeyin Yaratan’dan geldiğini söyler.

RAV

Eğer kişinin kafası karışmış ise Yaratan’a ilerleyen yolda ona olan benzerliklerini inşa ederken, bunun bana sağdaki soldaki insanlardan ya da şuradan buradan geldiğini düşünüp kendisini Yaratan’dan ayırdığı zaman, ama geriye dönüp yo bunları bana Yaratan yaptı derse, o koşullarda buna erdemli bir öğrenci denir.

Kişi sürekli Yaratan’la bu ilişkiye girip çıkarak, girip çıkarak bir şeyler inşa eder. Burada mutlu olup olmamasından bahsetmiyoruz. Yani başına gelen her koşulda, bunu bana Yaratan yaptı, hislerimde iyi ve kötü, aklımda doğru ve yanlış, her şeyi Yaratan’la ilişkilendirdiği zaman erdemli öğrenci olur. Bu koşuldan koptuğu zaman piç tanımını alır. Nedir bu koşul? Yaratan’dan kendisini kopardığı zaman. Şöyle ki erdemli olan Yaratan ve eğer O’ndan öğrenirse de erdemli bir öğrenci denir. Bu şekilde de büyür, gelişir.

OKUMA

Hocanın yazması ve okuması olmamasına rağmen ve yüce olmasına rağmen, Yaratan’dan öğrenmediği için hala erdemli bir öğrenci denilemez. Ve mutlak bütünlüğe gelemez.

RAV

Şöyle ki insan birçok fiziksellikten bahsediyor burada yani fiziksel yaptığı koşullardan yani dincilerden bahsediyor. Dini eylem ve gelenekleri bir araya getirirse hatta iç analiz yapıp bunları maneviyatla ilişkilendirmeye çalıştırsa da eğer başına gelen her şeyi kötü şeyler dâhil olmak üzere bunları Yaratan’la ilişkilendiremezse ve kendisini yemeye başlarsa, ben kendimi ıslah etmek zorundayım diye düşünmeye başlarsa, o zaman Yaratan’la olan bağını değil, niteliklerini ıslah etmek zorunda olduğunu düşünürse o zaman PAPAZ olur denir. Çünkü hala fiziksellik içerisinde, arzuları içerisinde. Yani arzularını ıslah edeceğini düşünüyor, Yaratan’la olan bağını değil. Arzularımızı ıslah etmek zorunda değiliz. Hep aynı arzularımız var. Sadece Yaratanla ilişkilerimizi ıslah edebiliriz, bunları Yaratan’la ilişkilendirerek, buna arzuyu ıslah etmek denir (yani Yaratan’la ilişkilendirmek). Bu arzuların hepsi içlerindeki iyi ve kötü hisle kişiye verilir ki, içimizde hissettiğimiz tüm olaylara rağmen iyi ya da kötü bunları Yaratan’la ilişkilendirebilelim. Ve bu arzuların üzerine çıkacak fırsat yakalayalım. Yani arzunun üzerine çıkabilelim. Buna Yaratan’la bağı güçlendirmek ve O’ndan öğrenmek denir. Çünkü her arzuda bu bağı, ilişkiyi tekrar geliştirmesi lazım kişinin. Bu arzular iyi ya da kötü bize Yaratan’ın formasyonunu verir. Neden? Çünkü Işığın formasyonu kab tarafından tayin edilir. Sadece bir piç vasıtası ile yaptığı büyük bir çalışmayla erdemli bir öğrenci olur ve oradan da ıslaha gelir. Bu koşullardan geçmeyen kişi, (piç olma koşulu, erdemliden öğrenmemek), amaca ulaşamazlar.

OKUMA

Dolayısı ile içinde bulunduğu o koşul gerçek bütünlüğe ulaşmasını engeller. Çünkü ev sahibinin kanunlarındadır.

RAV

Yani burada Yaratan’ın olduğunu görmez, ben bir hata yaptım diye düşünür, başkaları bana bir şey yaptı diye düşünür. Ondan başkası yok adlı makaleyi hatırlıyorsunuz. Dünyada kendisinde olan her şeyi Yaratan dışında koşullara ilişkilendiriyor. Bu koşul. Ancak maneviyatın kuralları sadece Yaratan’dan öğrenmek koşuludur. Ve erdemli bir öğrenci bilir ki her şeyi Yaratan oluşturur. Yani her şeyin kaynağı Yaratan, her ne oluyor ise. Yani kişiye hiçbir şey bağlı değil, hiçbir şey insanın elinde değil. Kişi iyi ise ödül alıyor, kötü ise cezalandırılıyor diye bir koşul yok, Allah korusun böyle bir koşul yok. İnsanın başına gelen her şey insandan kaynaklanıyor yani insanın niteliklerinden kaynaklanan bir koşul. Tüm inşa etmemiz gereken mantık, sebep, sonuç, nitelikler, bunların hepsi işe yaramaz, işe yaramıyor.

OKUMA

Şimdi hocalarımızın yazdıklarını anlayabiliriz. Rav Şimon şöyle dedi; Her zaman talep etti, zaman demek ek olarak demek yani sürekli bir önceki güne nazaran maneviyatı ve sevabı üstüne ekledi. Ve Tanrı korkusuna geldi ve emekliye ayrıldı. Yani artık ekleyecek bir şey bulamadı, ekleyecek bir koşul bulamadı.

RAV

Öyle bir noktaya geldi ki hareket edemeyeceği koşula geldi. Eğer her şey Yaratan’a bağlı ise ve hiçbir şey bana ait değilse reaksiyon gösteremez. Kişinin sanki bir donma noktasında durması gibi, donar kalır. Şimdi peki nasıl ilerleyeceğiz bu noktadan, bu izlenimden? Tek güç var her şeyi bir tek şey yönetiyor.

OKUMA

Kişi nerede bir seçim buluyor, nerede ilerleyecek bir yer bulabilir? Menasi şöyle dedi; Tekrar Menasi şöyle dedi; uçuşu anlıyorum yani çabasından bir adım geri atmayı. Ve gerçeği anladı, öyle ki gerçeğin formunu gördü. Ve o zaman ayaklarının üzerinde durdu ve ilerleyecek gücü yoktu. Ondan sonra Akiva geldi ve zaman dedi.

RAV

Başka bir deyişle; (kişi şans eseri değil elbette, burada ilerlediğimiz koşullardan bahsediyoruz) Kişi net bir şekilde tayin ettiği zaman yani kemiklerine kazıdığı zaman, her şeyin Yaratan’dan geldiğine ve her şeyin nedeninin arkasında Yaratan olduğunu ilişkilendirirse, kişinin düşüncesinde ve hareketinde yapacağı bir şey olmaz, duvara vurmuş gibi löp diye durur. Sonra ki hareketinin ne olacağını tayin edemez. Ondan sonra ne diyor. Burada tavsiye aramalıyız diyor. Yani Alef’ten Taf’a kadar (A’dan Z’ye kadar) tüm imkânlara bakması lazım. İhsan etme davranışlarının hepsinin üzerinden geçer Zapte Bina’ya Alef denir ve Zer Anpin Yud ve Malkut’taTaf ve Şin. Dolayısı ile ıslah hareketlerine gelir. Nedir ıslah hareketleri? Alfabenin hepsi, Alef ve Taf ve aradaki hepsi. Bunu artırmak ne demek?

OKUMA

Erdemli öğrencilere tutunarak destek bulabilir. Yani sadece erdemli bir öğrenci kendisine yardımcı olabilir. Başka hiçbir şey değil.

RAV

Eğer Yaratan’dan öğrenmediyse, kitapları bilse bile ona okuması yazması yok denir. Nedir peki bu erdemli öğrenci? Nasıl böyle birisini bulacak içinde çünkü her şey kişinin içerisinde. İnsanın içindeki olan olaylardan bahsediyoruz. İnsan bir dünya. Dolayısı ile kişi içindeki o erdemli öğrenciyi bulduğu zaman Yaratan’dan öğrenmeye başlar. Bu ne demek? Perdeler koymaya başlar ve O’ndan başkası yok koşulunu keşfettikten sonra, her şeyin Yaratan’dan geldiğini gördüğü zaman ancak o zaman ihsan etme formasyonlarını görebilir. Bu yüzden insan erdemli bir öğrenci karşısında kendisini nötrleştirir ve mantık ötesi ilerler.

OKUMA

Şöyle ki; Tora topraklardan sonra başlar. ve şöyle bir kural vardır, ortada hiçbir şey başlamaz. Eğer başlamak istiyorsa topraklardan sonra başlaya bilir. Yani fiziksellikten sonra. Buna okuması yazması olmayan hoca denir. Çünkü hala maneviyatın Işığını almadığından fiziksellik içerisindedir. Ve Lişma’ya gelebilmesi için birçok Lo Lişma öğrenmemiz lazım.

RAV

Burada Baal Hasulam soru ve cevap tarzı bir makale yazmış. Yani Lo Lişma’da çaba sarf etmeli ki Lişma ile ödüllendirilmediğini görsün kişi. Kişi fazla güçle çaba sarf etmediği zaman gerçeği göremez.

OKUMA

Başka bir zamanda şöyle der; Birçok Tora’yı Lişma ile çalışır ki Lo lişma’da yaptığını görsün. Lişma’daki koşula ödül ve ceza denir ki bu Malkuttur. Lo Lişma’daki Tora ise Zer Anpin denir. Bu kişisel ilahi takdir. (Bu yüzden İsrail’in kralları denir) Kişisel ilahi takdir ödüllendirildiği zaman ekleyecek bir şeyleri yoktu. Bu yüzden hocalarımız dedi ki İsrail’in kralı yargılanmaz ve kendiside yargılamaz.

RAV

Çünkü her şeyin Yaratan tarafından yapıldığını görürler. Ve bunun nedeni ihsan etme kablarının yaratılışın derinliğine daha fazla girip Yaratan’la bütünlüğü tayin edemediğinden. (Bu yüzden diyor İsrail’in hocaları burada yazdığı gibi, İsrail’in kralları)

Neden? Çünkü Ahap’la çalışamıyorlardı. Yaratılışın içinde değillerdi, o ilahi takdirin içinde değillerdi.

OKUMA

Bununla ilgili Zevelin karısı ile ilgili yazar, yani alma arzuları nerede ki bunları ihsan etme kablarına ekleyelim. Çünkü her şeyin iyi olduğunu kötü bir şeyin olmadığını görür. Ve kişi sonra cennette ki babasına kardeş olduğu zaman Davut’un evinde ki krallar kutsallığı bir araya getirir, iki zıt güç olmalarına rağmen. Çünkü kişisel ilahi takdir ödül ve cezanın tersidir. Ödül ve cezaya zıttır. Bu erdemlilerin gücü. Yaratan’ı kutsallıkla ilişkilendirenler. Yani ilahi takdiri ödül ve ceza ile birleştirenler. Ve bu iki koşuldan arzulanan bütünlük doğar.

SORU: Lişma’ya ödül ve ceza diyor ve ilahi özel kişisel takdire de Zer Anpin diyor.

RAV: Hangi çalışma daha yüksek. Sanki Lo Lişma daha yüksek gibi. Evet neden? Çünkü yaratılışın maddesi ile çalışıyorsun, alma arzusuyla. Lişma’ya değiştiğimiz zaman, Lişma’ya Galgalta Eynaim diyor, ıslah etme kablarının ıslahı. Ancak o noktadan sonra ölüler canlandırılır koşulu ortaya çıkıyor. Bu yüzden aslında Lo Lişma dışında daha büyük bir çalışma yok. Kişinin karanlıkta aradığı zaman, özgür seçimini ifade ettiği zaman ve içinde bulunduğu koşullardan dolayı yukarıya en büyük mutluluğu o şekilde getirir. Daha sonra tatmin ihtiyacı form eşitliğinde olur. Şimdi ise çaba sarf ediyor, aradaki mesafeden gidiyor. Bunlar derinliğine girmemiz gereken koşullar ama şimdi zamanı değil.