CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ 106 - CUMARTESİ EKMEĞİNDEKİ 12 HALOT NE DEMEK? (Halah Ekmeğindeki 12 Halot  Ne Demek)

OKUMA

Cumartesinin şarkıları şöyle yazar, 12 Halot’ta nedenleri ifşa olur. Çünkü bunlar bir işarettir gökyüzünde, çift ve zayıf.

RAV

Cumartesileri 3 yemek yeriz, bir tanesi Cuma akşamından, Cuma akşamından başlıyor kutsal gün, Kiduş yapıyoruz iki ekmek için kiduş(bir dua), ondan sonra cumartesi sabahı beraber yiyoruz, tekrar bir kiduş yapıyoruz(yani ekmek üzerinde bir dua), ondan sonrada üçüncüsü, üçüncüsünde özel olan şey, (Kabalistler tarafından özellikle Hasadim zamanında da oldu bu) 12 küçük ekmek yapıyorlar ve onları kutsuyorlar(onun üzerine dua etmek) üçüncü yemekte. Üçüncü yemek en önemlisi çünkü kutsal gündeki o 3. yükseliş. Bunların hepsi elbette manevi yükselişin işaretleri, sembolleri.

Yemek demek ek bir bolluğun bereketin gelmesidir. Ve bunun işareti 3. yemektir. Dolayısı ile 12 Halot’ta (12 ekmekte) bir dua okunur. Neden bu gelenekleri yapıyoruz? Çünkü bu gelenekler Kabalistler tarafından oluşturulmuştu. Bunlar aslında halk için ipucudur.

Hz Ari’nin sözlerini şöyle uygulamalıyız, ikinci kısıtlamada 2 Vav yapılmıştı, sağ çizgi ve sol çizgi (Yani Hasadim -sağ ve sol çizgi-, alma kabları ve ihsan etme kabları). Buna ikileme denir. Ve Simsum Bet’de yargıyla erdemlik (yani Hohma ile Bina’nın nitelikleri) buluştu. Ve yargı zayıflar yani tatlanmadan önceki halinden. Çünkü Malkut alma arzusu ve sadece Simsum Alef altında çalışabiliyor, nitelikleriyle. Şimdi ihsan etme niteliği ile kaynaşıyor, ve kaynaştığı kadar Malkut’la, bu kaynaşmaya göre Bina ile entegre olabilir. Buna kendi yargısı ile yoluna devam etmek denir. Ama Bina ile tat bulur. Yani alma arzuları ile tam olarak çalışmıyoruz, ihsan etme kabları ile çalışıyoruz. Bu Hitkalelut (karışıklık), tıpkı Rabaş’ın verdiği örnek gibi, bir parça keki alıp kanyağa batırıp öyle kanyak içermiş. Neden? Çünkü alkol içmesi yasaktı. Dolayısı ile alma arzularını ihsan etme kablarına entegre ediyor. Bu fiziksel bir örnek elbette, yani keki kanyağa batırıp o şekilde kanyağı içiyor. Tüm alma arzularını Hitkalelut’la yani karışımla kullanır.

Daha sonra 2 Vav Malkut içerisinde yansır. Ve buna giren Zayn denir. Zayn Malkut’tur yani 7.ci içinde iki tane Vav barındırır. Tatlandırdıktan sonra üst Işıklar Malkut’a girer ve aynı amaca ve forma gelir. Ama direkt olarak alma arzularını kullanamazlardı, en direkt olarak bunu yapması da mümkün. Peki, bundan ne kazancımız olacak? Ancak ihsan ve alma bu şekilde karşılıklı kullanılarak ihsan etme kablarının ne olduğunu kişi öğrenir. Alma arzularına dahil eder ve Yaratan’la arasında ki ilişkiyi inşa eder (kendi nitelikleri ve Yaratan’ın nitelikleri) bu iki farklı nitelik entegre olur ve ıslahın sonunda yükseldiği zaman çiftleşme olur. Bu yüzden çift katı olur denir.

Şöyle yazar, sevabın ödülü bu hayatta değil. Yani arınma sürecinde bir ödül yok. Ahapda Aliya ile ancak ihsan etme kabları, alma kablarıyla karıştığı zaman çalışıyoruz. Buna yükseltilmiş Ahap deniliyor. Çünkü sevap için esas ödül Işıkların kabı doldurması, sadece Gimar Tikun’da olur. Çünkü o zaman taştan kalpte katılmış olur ve karanlık Işık olarak yansır. Ancak bu aşamada entegrasyonda sadece yükseltilmiş Ahap’ı kullanıyoruz. O ince çizgi ve o ince çizgide daireyi dolduracak büyük Işıkla kıyaslanır. O Ein Sof’u. Bu yüzden bu dünyada ki sevabın ödülü yoktur denir (yani bu dünyada). Elbette bu dünya, bir sonraki dünya dediğimiz zaman manevi koşullardan bahsediyoruz. 125. derecedeysem bu benim dünyam kabul edilir. Bu şekilde kişi küçük bir çabası ile son Işığın yansımasına ince çizgi denir. Aldığı o yüce Işık Gimar Tikun’da kişiye gelir, tüm kablarını eklediği zaman. 6000 yıllık süreçteki ıslahında yaptığı tüm düzeltmeler eklendiği zaman. Ne yazıyor, bu yüzden ancak 6000 yıl olarak yansır.

OKUMA

6 günlük çalışmaya bu denir. Yani Yaratan yaptı ve yerine getirdi. Cumartesiye de istirahat denir. Şöyle yazdığı gibi, 7. günde dinlendi.

RAV

Bu 6000 yılda yansıyan gün. Bu şu anda çok küçük bir derece. Aslında bu son ıslah, insan henüz o koşulda çalışamaz. Tamamladığı her derecede çalışabildiği arzuları vardır. Buna 6 günlük iş denir. Ve buna tekabül eden kutsal günüde cumartesi denir. Kişi alma arzularını aldığı zaman, ihsan etme kablarını ekleyip, çalışabildiği kadar çalıştığında ve bir çizgide Gimar Tikun’a doğru yol aldığın zaman buna 6 günlük çalışma denir. Bu çok ince bir çizgi. Cumartesi o kutsal günde ek bir Işık gelir. Neden? Çünkü o ek kablarda çalışmıyor. Ve Simsum Bet’in iptali ve Simsum Alef’le çalışma koşuluna geliyor. Bu yüzden cumartesi günü son ıslaha tekabül eder. Sanki bir sonraki dünyaymış gibi. Yani o son koşuldan her şeyi ıslah ettiği zaman, (yani tüm realite Simsum Alef’e dönecek kişiye endeksli elbette) ve bu şekilde kişi kullanabileceği kabları tuttuğu zaman, cumartesi dediği koşulu tutar ve bir sonra ki derecesine gelir. Sanki daha fazla ıslah edecek kabları varmış ve bu şekilde ilerler.

Haftanın 6 günü denilen çalışma günü ondan sonra tekrar bir cumartesi derecesi gelir, tekrar bir kısmını tutması gerek, kişi bu şekilde gelişir. Tüm derecelerinde kişinin 6000 yılı vardır. Her haftada yapabildiği kadarıyla 6 gün manevi çalışmasını yapar, alma arzularıyla çalışamadığı yerde cumartesiyi tuttu denir ve farklı bir yerde biriktiriyor denir. Islah edebileceği her şeyi ıslah ettikten sonra ve ıslah edemeyeceği kablarıda en sonda kendisine ekler. O Gimar Tikun koşulu olur, Simsum Bet tersine döner ve o zaman tüm hayat bir cumartesi gibi olur. Işıkla beraber sonsuz istiharatta, yani ıslah edecek başka bir şey yok. Cumartesinin de anlamı da bu. Bu yüzden de istirahat denir. Kişinin bir yük taşıması gibi. Yarı yolda gücünü toparlaması için istirahat etmesi gibi. Ondan sonra tekrar yükünü taşımak zorunda. Ancak son ıslahın cumartesinde ekleyecek bir şey yoktur. Bu yüzden daha fazla yapacak bir şey yok.

SORU: Malkut’la çalışıyor muyuz bu cumartesi günlerinde?

RAV: Cumartesileri hatırla ve tut denir. Burada yapacak çok çalışma var, çalışamayacağımız kablar var. Elbette son ıslaha tekabül eden kablar. Bunların hepsi aslında dini kitaplarda çok güzel açıklanıyor. Tüm geleneklerde, neden gelenekleri şöyle yaptığımızı çok güzel açıklıyor bu manevi koşullar. Bu yüzden cumartesinin gelenekleri çok detaylı. Oturup bir şey yapamaz. Neden? Kişinin içerisinde ki arzu yanar tutuşur, arzuları kullanmak ister, ilerlemek ister. Bu ıslahtan nasıl faydalanacağını görmeye çalışır. Kişi böyle kabları ihsan etmek için nasıl kullanacağını anlayamaz, bilemez. Öteki taraftan da bunları kullanmak için büyük bir arzusu var. Ne kadar ihsan etmek istiyor ama edemiyor. Bu yüzden özel ıslahlar vardır. Bu arzular tutulur ve kullanılmaz (yani ihsan etmek için kullanamaz). Elbette alma için kullanma söz konusu değil, alma olarak kullanırsa Gimar Tikun’a gitmesi söz konusu değil. Dolayısı ile kişi kendisini tıpkı Adam Harişon gibi, günah işlememesi gibi (Adam Harişon elbette maneviyattaki Adam Harişon’dan bahsediyoruz) arzuyu alma arzusu için kullanmadı, kendisini tutup ihsan etmek için kullandı. Çünkü bunlarla Yaratan’a ne çok mutluluk verebileceğini gördü.

Sadece mantık ötesi inançla kendisini kullanmaktan alıkoyacaktı. Çünkü bunda veremeyeceği barizdi. Öyle bir koşuldaydı ki, stresli bir koşuldaydı. Nasıl böyle yüce bir şey yapamam diye düşündü (eğer bunu yapmak istiyorsam, her şey gözlerimin önünde neden yapamıyorum gibilerinden). Bu nedenden dolayı insanın 6000 yıllık kablarını ıslah ediyorken, hisleri bu şekilde. Son derece ince bir çizgi, Yaratan’a ihsan koşulu. Çok büyük bir arzu ile tutuşuyor. Burada yapacağı büyük, yüce bir şey var, Yaratan’a tutunabilecek, öteki taraftan da yasak olan şeyler var. Çünkü çalışamayacağı arzular var ama neden çalışamayacağını bilmiyor. Burada tekrar Adam Harişon’da ki inceleme var. Kendisine olanı ıslah etmek durumunda. Eskiden alma arzularınla ihsan etmeyi ilişkilendirirdi, ihsan etmek için alabilirim dedi şimdi aynı ıslah var ve kişiye Simsum Alef’te ihsan edebilirim düşüncesi geliyor. Ama bundan öncesinde çalışması lazım, ıslah yapması lazım ve buna sünnetin safhaları denir. Klipot’u kullanmamak, o ıslahları da kendisi yapar. Daha önceden yukarıdan geliyordu. Çünkü Adam Harişon sünnetli doğmuştu. Alma arzuları ile ihsan etme arzuları arasında bir sınır vardı. Neyi yapıp neyi yapamayacağı belliydi. Şimdi o çizgiyi kendi çekmesi lazım ve bu nedenden dolayı çok ince bir hesap içeriyor. Bu aynı şekilde karşılıklı olur. Hem cumartesiyi tutacak, hem de alma arzuları içerisinde olacak.

Hz Âdem günah işlemeseydi ve teorik olarak yapması gerekeni yapsaydı o zaman tümüyle cumartesi denen o güne gelirdi. Ancak şimdi aynı hafta var ve aynı cumartesi var, şimdi yapması gereken bunu ifşa edip yaratılışın hepsini kendimiz ıslah etmek durumundayız. O koşulda tüm süreç zaten yukarıdan tayin edilmişti ve bu yüzden Şabat’tan yani cumartesinden önceki gün 6. günde doğmuştu. Başlangıcında da günah işledi. Yazdığı gibi cennet bahçesinden kovuldu. Ne demek bu? Atzilut dünyasından düştü. Bizde dolayısıyla 6 günlük hareketle yaratılışın ta başından sonuna kadar biz inşa ediyoruz. Ve cumartesiyi de getirmesi gerekiyor yani son ıslahı. Bunu yapacakta vakti olmadı.

SORU: 12 neyi sembolize ediyor?

RAV: 12 rakamı 3 çizginin yönlendirmesini sembolize eder. 3x Yudhe Vavhe’ye 12 denir. Merhametin nitelikleri yukarıdan aşağıya bir yönlendirme var ve Yaratan’ın insanın çalışmasında yer alışı var. Ve aşağıdan yukarıya giderken de bazı yollara ayrılır. 12 kişinin çalışmasıdır. Hafta günlerini 3 çizgide çalışarak ıslah edip, ihsan edenin gelmesi.

SORU: Bu üç çizgi arasında bir dengemi tutacağız yoksa orta çizgiyi mi tercih edeceğiz?

RAV: Orta çizgi perdenin bir sonucu. İki çizgi, sağ ve sol arasında ki doğru dengeyle orta çizgiyi inşa ederiz. Buna optimal ihsan denir. Kişinin yapabileceği maksimum ihsan. Bu Gardi Atsilut’tan kaynaklanıyor. Yani Gardi Atsilut’un ihsan etme ve alma arzuları ile işlemesi. Noga kabuğu ile çalışması. Ve cumartesiden önce geçirmesi gereken tüm ıslah var. Cumartesi elbette o koşula gelmesi önemli. Bu zaten yapılan geleneksel şeyler, bunun önemini göstermek için. Tüm yaptığımız şeyleri göz önünde bulundurursak, bunlar aslında sevap diyorlar ama aslında bunlar yapılan koşullar. Maneviyatta ancak sevap işlenebilir. Niye? Çünkü o zaman arzumuzu Işığa endeksli olarak ıslah ediyoruz. Almak için yerine ihsan etme koşulunu kullanırsak buna sevap denir. Dünyamız da ise elimizle kolumuzla fiziksel hareketlerle yapmış olduğumuz şeyler maneviyatta yapmamız gereken sevabın bir işareti. Kabalistler bu gelenekleri inşa ederken dalların diliyle kökleri ve ıslahı bizim dünyamızın kelimeleri ile yazdılar. Bizde dolayısı ile kendi dünyamızda gerçek ıslaha henüz ulaşmadan bir takım şeyler yapılabilsin diye yaptılar. Elbetti ki fiziksel hareketler yani dini gelenekler, fiziksel yapılan dualar vs, oruçlar, kurbanlar ruhen ıslaha getirmez. Dinci yada dindar bir insanın bu tür gelenekleri tutması kişiye sadece çerçeve verir. Hayatta var olabilmesi için belli bir yaşama koşulu olsun diye ta ki renkarnasyonlarından bir tanesinde neden sorusu içinde ifşa olana kadar. Neden bu yapay oyunu oynuyorum? Aslında bu yapay oyun ben sürgündeyken kişi,  tutarsa çerçevede tutar. Kişi bunu da yaparak hayatına devam edebilir elbette, kalbinde ki noktaya henüz ifşa olmadıysa, bunları tutması ile kişi aslında zamanla kendisini uyandırabilir, sürgün koşulunda (maneviyattan kopuk olduğu koşulda). Ama kişi gerçek ıslahı yapıp, yükselmek istiyorsa, fizikselliğin üzerine çıkmak istiyorsa, manevi özüne ulaşmak istiyorsa, gelmesi gereken (esas) derecesine ulaşmak istiyorsa, yapması gereken şeyler, fiziksel ne bileyim, ekmeklerle, şarapla ya da fiziksel geleneklerle değil ama manevi ıslahla yapmamız lazım. Gerçek olarak, gerçek erdemlilikte ne olduğunu bilerek (yaparak) yapmamız lazım. Çünkü biz ıslahın başındayız ve bunu bu şekilde yapmamız lazım. Yani manevi ıslahı yerine getirmeliyiz.

SORU: Dediniz ki 12 ekmek

RAV: 12 ekmeğin işareti şu; kişi 12 Halot’la birlikte çalışmasını bitirir. 6 gün boyunca cumartesi için hazırlık yapıyor. Her şeyi o cumartesiye göre ölçüyor. 1. gün, 2. gün, 3. gün vs, çünkü ıslah yolunda ilerlerken kendimizi sürekli Gimar Tikun’a yönlendirmeliyiz. Yani bu yüzden cumartesiye kutsal gün diyor. O güne endeksleyeceğiz kendimizi ki, sonunda 6 günlük çalışmanın sonu o cumartesi, ıslah edebildiğimiz kadarıyla tutuyoruz. Daha önceki 6 derecede kullanamıyorduk ve 12 Halot’ta (12 ekmek) kişinin oluşturacağı, 6 günde inşa edeceği 3 çizgi, o yüzden buna 1 hafta diyor.

SORU: Dünyaların yükselişi ne ve alma kabları koşulu ne?

RAV: Şimdi cumartesi günü çalışmak yasak. Neden? Çünkü 13 koşul var, aslında çoğu da tarımla ilgili aslında, tarımsal çalışmayla ilgili. Detaylarla bakarsak bir kitap dolusu kurallar var. Ve kurallar demek, maneviyatta neyin olduğu. Eğer maneviyatta kişi Şabat koşulunda olmak istiyorsa yani Gimar Tikun’da cumartesi günü kutsal gün denilen o günde sanki öteki dünyadaymış gibi o zaman arzularının bir kısmını ıslah etmek zorunda. Bu şekilde aktiviteye geçirir. Cumartesi günü, yani kabı ıslah etmek yasak denir.

Diyelim ki bir kâğıdı aldınız ve bir araca çevirdiniz, bir şey yapmak için, bunu yapmak yasak. Neden? Çünkü kab oluşturdun, bir araç oluşturdun. Kli aynı zamanda İbranice de alet demek. Bunların hepsi bir işaret. Dolayısı ile kaşık eğrildiyse, düzeltmeniz yasak. Neden? Çünkü kab haline getiriyorsunuz. Bunların hepsi elbette yapılması yasak olan manevi koşullardan kaynaklanıyor. Kabalistler yazarken bu dünyanın kelimeleri ile yazdıkları için böyle. Ama elbette manevi ıslahımızla bir ilgisi yok. Çünkü önemli olan arzuyu ıslah olma seviyesine çıkarmak. Dolayısı ile kabın ıslahından, o kitaplardan nasıl tutulması gerektiğini öğreniyoruz. Ama dünyaların yükselişi demek kişinin kendisini cumartesi günü ıslah yapmaktan alıkoyarsa çünkü 7. gün Malkut alma arzuları ve kişi alma arzuları ile çalışmaz ise o zaman 6000 yıllık koşulunda devam eder. Bu 6000 yıl Zer Anpin ve Vak koşulundan, Habat, Hagat, Nehi Sefirotlara tekabül ediyor Bia dünyalarında.

Şabat’ta Malkut’la karıştığın zaman Bia dünyalarının Atzilut dünyasına yükselişi var. Bu birinci yemek. Birinci yemekte Beria, ikincisinde Yetzira, üçüncüsünde Asia dünyaları Atzilut’a entegre olur. Ondan sonra kişi 12 halot dediğimiz 3 yükselişi tutar. Tam yükseliş, Parsa’nın altında hiçbir şey kalmaz. Ve bu şekilde cumartesi tüm haftayı mühürler denir. İnsan yapması gereken tüm ıslahı o hafta yapmış demektir. Ve cumartesiyi kapatır, ondan sonra cumartesinin son ıslahı vardır ve insan bir haftayı geçer (bir sonra ki haftaya geçer). 3. yemekten itibaren yapılan her şey mühürdür. Bir önceki dereceden, bir sonra ki dereceye Işık çekip, bir sonraki derecede ıslah yapmak için alınan güç ki buna da bir sonraki hafta diyoruz. Burada çok büyük güç alıyoruz elbette.

Yapılan geleneklerde, bu fiziksel yaptığımız geleneklerde aslında manevi ıslahın sembolleri. Bu kuralları bilen kişiler, fiziksellikte yaptıkları zaman ve gerçek dünyada nasıl yaptıklarını öğrenmek istiyorlarsa (yani gerçek maneviyatta) maneviyatta ona göre davranır. Ve fiziksellikle maneviyat arasındaki o ilişkiyi görebilir. Ve ıslah olan bir kişi fiziksel hareketlerinde neden o şekilde yapıldığını anlar.

Neden tekrar güç almak diye yazıyor?

Şöyle yazıyor; Yük taşıyan bir insan gibi orta yolda duruyor ve dinleniyor. İşte bu yüzden dinlenme diyorlar. Yeni güç aldığından değil, dinleniyor. Bu dinlenme her şeyi bırakıp çaba harcamıyoruz değil, Şabat aslında cumartesi büyük bir çaba, kendini bütün arzularına karşı kollaman lazım, tutman lazım. Çünkü ıslah etmek için kullanılmak istiyor bir taraftan. Burada yapman gereken hafta içinde büyük hazırlıklar var, sadece Şabat’ı tutabilmek için. 7. derecesine tutunabilmek için. 6 günlük çalışma yaptım, 7. güne girdim ve 7. günde olmak için doğru bir hazırlığa ihtiyacım var. Haftanın tüm günleri o 7. günü tutabilmek için. Çünkü bunlar çok büyük insanın kullanmak istediği dürtüler, arzular. Hz Âdem bunların önünde durdu ve sanki ihsan edebilecekmiş gibi kullanma fırsatı vardı ve hata yaptı. Bizlerde aynı şekilde aynı arzularla beraberiz ve yapılan tüm bu incelemeler insanın içerisinde büyük bir çalışma. Buna cumartesiyi tutmak denir. Fiziksel dünyadaki gibi kanepeye uzanıp ta 24 saat burada hareket etmeden yatayım demek durumu değil, dinlenmek. Cumartesi öyle olacak diye bir şey yok. Yani çalışılmamasının nedeninin manevi bir nedeni var. bu yüzden dinlenin diyor. Niye? Çünkü o arzuları incelemememiz lazım, dokunmamız bile yasak. Bu yüzden tutmak denilen koşul, maneviyatta kişinin içinde bulunduğu derecede tutması demek. Çünkü içinde büyük arzular ifşa oluyor. Fiziksel dünyamızdan yansıyan dinlenme koşullarından bahsetmiyoruz. Sonuç itibariyle cumartesi çalışması yasak diye yazmasına rağmen bu iç analizden, o iç arzuların kullanımından bahsediyor, bu basit bir iş değil.

Cumartesi gününde duran bir kişi, yani o manevi koşulda duran bir kişinin işi zor ve çok manevi güce ihtiyacı var. Öğrendiğimiz gibi karanlığın ne olduğu, yemeğin maneviyatta ne olduğu. Ne diyoruz dünyamızda yemek yiyoruz, masada ki her şeyle kendimizi doyuruyoruz, ama maneviyatta bunların hepsi hesap. Zivug de Haka, ne kadar yiyeceğim, ne kadar yemeyeceğim, her arzuyu zevkle ilişkilendirip ihsan etme koşuluna getireceğim bunlar büyük çaba maneviyatta.

Anlamamız gerekir ki bu manevi koşulların dünyevi dille anlatılması, manevi dünyalarda ne olduğunu tam olarak aktarmıyor. Sistemde çok soru var.

SORU: Musevi olmayan bir insan cumartesileri nasıl davranacak?

RAV: Manevi Şabat’tan mı bahsediyoruz, fiziksel Şabat’tan mı bahsediyoruz? Fiziksel cumartesi ne yapacaksa yapsın insan. Biz manevi bir şeyden bahsediyoruz, manevi ıslah koşullarından bahsediyoruz. Cumartesi manevi bir koşul. Şimdi bak cumartesi kutsal gün. Bu maneviyatta 7. bir derece. Her 125 derecede bundan bir tane var. Ve kişi maneviyatta iken 6 günlük bir çalışması var, 6 günlük hareket günü var, 6 günlük inceleme yapması için çalışması var, Bina ile Malkut’tun entegrasyonu var ve ondan sonrada 7. safhası var. Bununla bir dereceyi bitiriyor. Böyle 125 tane var. Bunlarda hatta derecelere ayrılıyor. Dolayısı ile biz manevi derecelerde ilerlemekten bahsediyoruz. Merdivenin basamaklarından. Biz fiziksel dünyamızda, fiziksel vecibeleri tutmaktan bahsetmiyoruz. Ben sadece neden dini kitaplarda bu şekilde yazıldığını anlatıyorum. Kişi eğer maneviyatı edinmiş ise bunları yapıyorsa, o ilişkiyi sembolize ediyor, o kadar. Ne yapmam gerekiyor diye soruyorsa, biz kimseye ne yapması gerektiğini hiçbir zaman söylemeyiz. Eğer bizimle çalışıyorsa ruhunu nasıl ıslah edeceğini öğrenir arzularında. Fiziksellikle manevi ıslah arasında bir ilişki yok. Bizim fiziksel dünyamızda bedenimizle ne yaptığımızın manevi ıslahımızla hiçbir alakası yok. Çünkü bizler ıslaha geri dönmemiz gerektiğinden dolayı ikinci tapınaktan önceki manevi koşula tekrar geri dönmemiz lazım. Bizim için bu yüzden yapmak bir gelenek (gelenek olduğu için yerine getiriyoruz). Ve ümit ediyoruz ki bu gelenekler manevi olarak ıslah olmamıza yönelik bizi dürtsün ama insanların bu fiziksel gelenekleri yerine getirmesine gerek yok. Kişinin bu fiziksel şeyleri yerine getirmesinin zorunluluğu diye bir şey yok. Çünkü bu fiziksel hareketler bizler için sadece bir hatırlatma. Manevi kuralları tutmak için ve ruhun ıslahının gerekliliğine yönelik bir hatırlatma.

Bu yüzden bu dünya bir hayal dünyası. Fonksiyonunu bitirdikten sonra kişiyi ve tüm insanoğlunu maneviyata getirir. İçinde bulunduğumuz bu form şu anda yaşadığımız koşul yok olacak, ortadan kalkacak, gereksiz çünkü. Fiziksel dünyanın var olması sadece manevi dünyanın dışında olduğumuz için, tutunacak bir şeyin olması için ama manevi dünyaya geçtikten sonra bu dünya için bu fiziksel koşul için gerek yok. Bu dünya zaten buharlaşıp ortadan kayboluyor, çünkü sadece hayal dünyası. Objektif olarak manevi yolda çalışabilmemiz için bu dünya bize bir destek. Bu yüzden diyor; İsrail oğulları ne olursa olsun bu vecibeleri yerine getirmek zorunda diye yazıyor. Laik insanlar mesela bu dini vecibeleri yerine getirmiyorlar. Dinci insanlar getiriyor ama her halükarda ikisi de ruhunu ıslah etmek zorunda kalacak. Ruhlarını ıslah ettikten sonra insanlar o zaman ıslah oluyorlar. Burada hiç kimse için fiziksel bir takım şeyleri yapması için bir zorlama yok. Bizler için bile bu fiziksel şeyler sadece bir gelenek, manevi ıslah için bir işaret o kadar.

SORU: Fiziksel olarak cumartesi günü dini vecibeleri tutmak kişinin manevi koşulunu düşürür mü?

RAV: Hayır. Elbette düşürmez. Fiziksellikte de insanların Şabat’ı tutması kötü bir şey değil ki, yani maneviyatını iptal etmez. Neden yapıyor? Eğer çocukluğundan beri bu gelenekse, ailesinin geleneği ise o zaman buna alışık olduğu için yapar. Bu şekilde öğretim görmüştür, bu şekilde yaşar, doğası böyle. Dolayısı ile burada bir soru yok. Normal kültürel yetiştirilişi. 2000 yıldır zaten bu şekilde yaşadılar, sürgünde iken. Bu fiziksel hareketleri niyetlerle tutanlar, yani bu yapılan hareketlerin arkasında olan şeyleri görmek isteyen, yaşamak isteyen o ayrı bir koşul. Ve bazı insanlar vardır Şabat’ta ki fiziksel hareketleri tutmazlar ama bunları çalışırlar ki maneviyatta tutabilsinler. Bir bağ olduğunu söyleyerek en azından bu dünyada bir şeyler yaparak maneviyatta bir şey tutamazsın çünkü maneviyatta arzularında yapması lazım, egomuzun üzerinde bunlar.

Maneviyatta uygulayabilmek için bir perde edinmem lazım. Bunun için niyetimi değiştirebilmek için bir perde oluşturmam lazım. Fiziksellikte böyle hiçbir hazırlığa ihtiyacım yok. Dinci olmak istiyorsan yap, elinle kolunla yapman gerekiyorsa. Burada bir kopukluk var. Yani bu dünyada yaptığımız hareketlerle manevi olarak ruhumuzda, arzularımızda yapmamız gereken şeyler arasında hiçbir ilişki yok. Ama birinden ötekini öğrenmek isteyen insanlar için bir sürü kitaplar var, kutsal kitaplar dedikleri, Tora, Talmud. Bunların hepsi manevi ıslahtan bahsediyor ama dalların dilinden bahsettiği için bu dünyanın kelimelerini kullanıyorlar, o yüzden fiziksel hareketmiş gibi geliyor insanlara. Biz mesela buradayken genel olarak uyguluyoruz. Çünkü bu bize yardımcı oluyor. Neye? Kökle dal arasındaki ilişkiyi bulmaya yardımcı oluyor. Bunların ne olduğunu bilerek her zaman sorarım neden bunu yapmamız lazım, neden bunu yapın demişler. Bu sorgulamalarla çünkü geleneklerin hepsi maneviyatı edinmiş insanlar tarafından oluşturulur. Sadece bu sorguyu sorarak bile insan maneviyatı sorgulamaya başlar. Cumartesi ne demek, kutsamak ne demek, dua etmek ne demek, neden bu duada bu kelimeleri kullanmak zorundayız, neden bu şekilde yapmak zorundayız. Eğer kişi cevap aramaya başlarsa, bu kişiye manevi ıslahı anlayabilmek için yardımcı olur,ve burada arzularımızdan bahsediyoruz Ne diyoruz mesela cumartesi sınırları vardır denir, şehri terk edemezsiniz denir, o sınırı aşamazsınız denir. Şehir bir duvarla sarılı, şehrin etrafında bir sur var ve surları aşamazsınız denir. Çünkü surlar Atzilut dünyasıdır, Atzilut’un dışında Bia dünyaları vardır, Atzilut Yaratan’a hâkim olduğu yerdir, çıkarsan ıslah olmamış arzuların içerisine düşersin, orada Ama var 70 Ama’nın ne olduğu açıklanır, 2000 ölçümlük sınır var, bunların hepsi kitaplarda anlatılan şeyler ama bunlar fiziksel dünyamızın kelimeleri ile açıklanıyor.

Kişi burada kendi içindeki arzuları ayarlaması lazım. Kendi içinde bu bir Parsa ve şehrin dışındaki arzularla yani Atzilut dünyasının dışındaki arzularla nasıl çalışacağını düşünmeli.  Burada bir otoriteden öteki otoriteye geçmekten bahsediyor. Dolayısı ile ıslah sürecindeki arzulardan bahsediyoruz, Atzilut’ta ki ve gerisine de Bia dünyaları diyoruz yani ıslaha hazır arzular. Bunların hepsi o cumartesi gününün koşulları. Yani ev sahibi orada, misafir geliyor ikisi birbirine nasıl ihsan edebileceğine bakıyor. Dolayısı ile bu tür koşulları, fiziksel şeyleri anlayan bir insana yani manevi anlamını bilen bir insana, bunların Kabalist’ler tarafından yazıldığını ve Kabalist’lerin de fiziksel olarak bir ev sahibinden ya da fakir bir dilencinin evin dışından sadaka istemesinden bahsetmiyor. Burada manevi koşullardan bahsediyor, ruhun ıslahından, arzularından bahsediyor. Dinciler bunu anlamadığı için sürekli olarak ta sorguluyorlar, bunu yapmak yasak mı, yasak değil mi. Yani kökünü ve dalını bilmiyorsa o zaman yapacak bir şey yok. İnsan hala manevi ıslahla bu dünyada ki dini geleneklerin neden yazıldığı hakkında (arasında) bağ kurmazsa insanın kafasında her zaman bir soru olur. Dolayısı ile  insan ruhunu ıslah edip bu fiziksel hareketlerin gerçeğini görmeli.

SORU: Hazırlık dönemine endeksli olarak bu makaleden ne öğrenebiliriz?

RAV: Dostumuza şöyle diyebiliriz; Hazırlık dönemi, kendimizi hazırladığımız dönem yani tüm gücümüzle, kalbimizle, ruhumuzla ıslaha gerçek anlamıyla ulaşmak istediğimiz zaman, arzularımızla, bizi ıslah eden Işıkla birlikte, bize güç veren Işıkla birlikte tüm arzularımızda başkaları için ihsan etme koşuluna gelmek için gruba, insanoğluna, Yaratan’a bunların hepsine başkaları denir.

Dolayısı ile hazırlık dönemi ne yapmak gerekiyor?

Çalışmamız esnasında çekebildiğimiz kadar Yaratan’ın Işığını çekiyoruz. Buna kutsallığın güzelliği denir ve manevi çalışma ile ümidimiz, bize özel bir güç gelecek. Umuyoruz ki bu güç bizi o öğrendiğimiz koşullara yakınlaştırıyor. Diyoruz ki şimdi mesela cumartesi gününden bahsediyoruz ya da ruhun İbur, Yenika, Mohin derecelerinden, Man oluşturmaktan, kırılan ruhun içerisinde ki doğadan, üst derecenin nasıl ruh üzerinde işlediğini çalışıyoruz. Ne öğreniyoruz? Burada üst sistemin nasıl işlediğini ve bizim reaksiyon göstermemizden bahsediyoruz. Kabala bundan başka bir şey değil ki. Son ıslaha yani 7. güne ulaşana kadar, cumartesi dedikleri. Ve hazırlık, yapabildiğimiz kadar çabuk, öğrendiklerimizi ruhumuzla uygulaya bilmek. Şimdi diyelim ki maneviyatta bunun nasıl olduğunu konuşuyoruz, bunun olmasını istemeliyiz, öyle bir şekilde olmasını istemeliyiz ki bizi etkilesin ve maneviyata girmemize izin verilsin. Çünkü her şey arzuya bağlı. Arzu da yansıyan Işığa bağlı. Yansıyan Işıkta dersteki niyete bağlı. Dersteki niyette beraber çalıştığım gruba bağlı yani bu üst gücün grup üzerinde işlemesi kişinin gruba kendisini nasıl entegre edip, onlara boynunu eğmesi ile olur. Kişi sürekli bunları incelemeli, analiz etmeli, keskinleştirmeli ve kendisini hazırlamalı.