CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ 119 - İNSANLAR GİZLİ OLARAK ÖĞRENDİ

OKUMA

Gizlilik Katnut demek, Haşmal’dan. Haş yüzün kapları demek ve Mal arkanın kapları denir. Bu Hazeh’in kaplarıdır çünkü bu Divekut’a getirir.

Şöyle ki, bu öğrenci Haş’ın yani ihsan etmenin niteliklerini edinecek olursa, tüm niyeti ihsan etmeye gelmek olursa, tüm bütünlüğü kazanmış olur denir. Ama dünyanın yaratılışının nedeni yaratılanlara iyilik yapmak için olduğundan yani tüm zevkleri alması gerektiğinden dolayı Hazeh’in altındaki tüm arzuları hazla doldurması lazım. 248 arzunun üzerindeki Hazeh’in üzerine, Katnut’ta ıslah ettikten sonra ıslah etmesi lazım. Şöyle ki, zarar vermemek için Haş denilen Katnut’u edinmesi lazım, buna gizlilik içerisinde denir.

Bundan sonra Mal denilen koşulunda incelenmesi lazım, buna Gadlut denir. Şöyle ki, tüm seviye ifşa olur. Katlut’a olan bir kişi Gadlut’u algılayabilir ve korkacak hiçbir şeyde yoktur.

RAV

Bu makalede ruhun arzusundan bahsediyor. Yaratan 613 arzu yarattı, bunları sonra böldü. Bu 613 arzuya tekabül eden Işıklar var, bu Işıklar vasıtası ile de bu 613 arzu ıslah olur. Bunların ıslah süreçleri de kutsal kitaplarda açıklanan şeyler (Gimara’da, Şuhanaruh’ta). Ruhun Partzuf’u 248 ve 365 olarak iki kısımdan oluşuyor. 248 Hazeh’in (göğüs) üstü Galgalta Enaime ait, geriye kalan 365 alma arzusu ise Partzuf’un Ahabı'dır. Önce 248 arzuyu ıslah ediyoruz, bunu yaparken de geriye kalan 365 arzu kısıtlama altında. Bu 248 arzuya vücuda eklemle bağlı olan organlar denir. Kişi bu arzularını ıslah ettikten sonra korku seviyesine geldi denir. Yani ödül ve ceza dediğimiz, yarı erdemli yarı suçlu denilen koşul (Hanuka bayramının temsil ettiği koşul). Bu koşul aradaki kişi denilen koşuldur, bunların hepsi bu koşula Katnut denilen küçüklük koşuluna bağlı. Sadece Galgalta Eynaim safhasında ve burada Haş kapları sınırlama altında yani kullanılmamakta (izole edilmiş durumda, karantinaya alınmış durumda).

Bundan sonra bir sonraki derecedeki çalışma başlar. Bu safhayı bitirdikten sonra Ahap’ın yükselişi denilen koşulu kullanmaya başlarlar. Nedir bunlar? 365 geriye kalan arzunun ıslahı. Elbette bunları da Işık ıslah ediyor. Bahsettiğimiz bu arzular kişinin tövbe etmesi gereken arzular çünkü kırılmadan sonra pratikte kullanılmaları yasaktı. Bu dünyanın üzerinde kırılmayı ıslah etmeye başladığımız zaman, o arzuları önce Galgalta Eynaim ondan sonra da Ahap’ı ıslah ediyoruz. Özellikle Ahap. Galgalta Eynaim’in kırılmasının nedeni zaten Ahap’la bağlı olmasından. Dolayısı ile Katnut’un ıslahı Ahap’ın ıslahına adım atmaktır. Galgalta Eynaim’in arzularına İsrail oğullarının arzuları denir. Ahap’ın arzularına da dünya milletlerinin arzuları denir. Dolayısı ile içimizde ki o İsrail oğulları denilen maneviyata yönelik olan arzuyu ıslah etmemiz lazım ve oradan da Ahap’taki diğer arzuları ıslah olur.

Galgalta Eynaim’de ki bu ıslahtan sonra Ahap’ı da ıslah ettikten sonra buna Purim bayramı denir. Bu şekilde hem Galgalta Eynaim yani korku, hem de Ahap denilen sevgi koşullarını bitirmiş olursunuz, o zaman ölüm meleği de kutsal bir melek olur.

Daha önce ıslah edilmesi mümkün olmayan o hikâyelerde anlatılan kabuklar (Firavun, Aman, Amelek yani yaratılışın temelinde ki ihsan etmenin içerisinde bulunamayan arzular) genel ıslahtan kaynaklanan genel Işık vasıtası ile ıslah edilir. Tora’yı gizlilik içerisinde öğrenmeye başlıyorlar denir. Ondan sonra herkesin gözlerine her şey ifşa olur.

SORU: Nasıl oluyor da yolun sonunda ıslah edemeyeceği kaplar olduğunu keşfediyor?

RAV: Tam olarak neden bahsettiğini bilmiyorum ama ıslah olmayı isteyen bir kişi tüm kaplarını ıslah etmek durumunda. Kendi içinde ifşa olan tüm kaplarını. İçinde hem ihsan etme kapları hem de alma kapları ifşa oluyor. Bunlar ruhun nitelikleri, kişinin içselliği, her seferinde kişi tüm arzulara sahip. Hangi safhaya kadar bunların kişiye ifşa olduğuna bağlı. Bunları nasıl duyduğuna, hissettiğine bağlı. Tekabülen bunlarla belli bir bağın içine, belli bir çalışmaya giriyor.

Şöyle ki arzular kişinin içinde özel bir karışımla ifşa olur. Bu kişinin maneviyatta bulunduğu dereceye göre elbette. Mesela dünyanın Yesod’u, Asiya’sı, Gevura’sı hangi Aviut’ta ruhun kökü nereden, Adam Harişon’un hangi parçasından, ruh beyne mi, kalbe mi bağlı, Adam Harişon’un bacağına mı bağlı. Bunlarda 613 arzu ama belli bir derecede olduğu zaman Asiya’nın, Gevura’sında, Yesod’unda olduğu zaman ruhunun geldiği kaynak tüm diğer ıslahın nerede olduğu, nerede olacağı kişiyi etkiler.

Kişi buna göre safhalar geçirir. Elbette burada bayramlarımızdan bahsettiğimiz zaman ruhun geçirdiği özel bir safhadan bahsediyoruz. Bu şekilde kişi manevi yolda ilerlediği zaman o bayram denilen özel koşullara gelir. Elbette herkes için değişik ve karışık bir koşul.

SORU: Kişinin sadece 248 arzunu inceleyip diğer geriye kalan arzusunu incelemesi nasıl oluyor?

RAV: 248 arzu 613 arzuya nazaran farklı bir hesaba sahip. Kırılmadan geçen 613 arzudan bahsederken ıslah edebileceğimiz sadece 248 arzu var. Geriye kalan 32 arzuyu hiç ıslah edemiyoruz. Atzilut dünyası tarafından ıslah edilen arzular bunlar. Bura da dünyaların ıslahından bahsediyoruz. Dünyalar da aynı zamanda Partzuf’un geriye kalan kısmı olan 32 parçayı ıslah etmesi mümkün değil. Her defasında bir şey ıslah ettiğin zaman taştan kalbe ait olan bir kısım var ve taştan kalbi kullanmamak lazım. Burada bahsettiğimiz koşul dünyaların ıslahı, Nikudim dünyası, önce Rapah ve 32 beraber. Neden? Çünkü Nikudim dünyası 8 meleğe ayrılır. Her birinde 4 kısım vardır ve her birinde 4x8 32 parça var. Bunların 320 sine Şah denir (şinhah) ve Abzak Işığı vasıtası ile incelenir ve geriye kalan koşuldan 32 parça da Malkut’a ait olan kısımdır. Onları ıslah edemeyiz ve bu 32 arzu Madora Klipot’ta Atzilut’un altında kalmakta. Adam Harişon’un koşulundan önceki durum bu.

Şah, Rabah, Taştan kalp bunlar Nikudim dünyasına ait. Ak ve Abya dünyaları ifşa olduktan sonra bir Partzuf yani yaratılan denilen bir koşul yaratılıyor. Adam Harişon ilk, ondan önce kimse yoktu. Tüm dünyalar Malkut de Atzilut’tan Bina de Atzilut’a gidiyor yani Bina ve Hohma ile birlikte çiftleşiyor, buna ilk 9 Sefirot denir (AK ve ABYA yani tüm dünyalar). Sonsuzluğun orta noktası ile birlikte (Malkut’la Birlikte) bunun üzerine bir çiftleşme yaptığı zaman yeni bir Partzuf doğar buna da Adam Harişon denir. Bu içsel bir Partzuf çünkü bu şekilde yer alarak ifşa olan Malkut’a Adam Harişon denir. Neden Adam Harişon? Çünkü yaratılışın düşüncesine tekabül eden arzu o, Yaratan’a benzemesi gereken o. Bu yüzden Adam deniliyor. Rişon demek ilk (birinci) demek. Ondan sonra geriye kalan Partzuflar gelecek ve Yaratan’la geriye kalan Partzuflar da benzerliğe gelecek.

Bu Partzuf ilk 9 ve Malkut’un arasındaki bağ ile oluyor. Malkut de Nehide Galgalta Sag’ı etkiliyor, kısıtlıyor, Malkut’u Bina’yı kısıtlıyor ve ikinci kısıtlama yapılıyor. Şöyle ki, Zivug, Nig ve Enayim’de, Roş’da, Sag’da ortak Reşimot’ta yapılıyordu. Önce Katnut’ta sonra Gadlut’ta. Gadlut’ta aslında Bina ile Malkut arasında ki bağ oluyor, ondan sonrada kırılma oluyor. Burada da ilk önce Adam Harişon Partzufim'in de ilk 9 var, Malkut’ta sonsuzluğun orta noktası ve eğer aralarında bir bağ yok ise alma arzuları ile ıslah arzuları arasında bir karışım oluyor. Önce Katnut’ta sonra Gadlut’da, Nikudim dünyasında.

Adam Harişon kırıldıktan sonrada farklı bir hesap yapıyoruz. Burada bu sefer 320, 248 ve 32 hesabı yapmıyoruz. Burada 613 hesabını yapıyoruz. 248 ve 365 ve son ıslahta da 7 buna da sevaplar denir(daha sonra ortaya çıkacak). 248 Hazeh’in üstü, 365 Hazeh’in altı, 613 eder son ıslahta da 7 sevap daha var, onlarla birlikte 620 arzu var. Buna Tarah denir. Buna Gimatriya’da Torah denir. Buna da 2xŞay denir. Dolayısı ile hesaplamalarımız Adam Harişon’u tarif edebilmek için ama bunların detaylarını tam olarak bilemeyiz. Lütfen bana 127. arzunun ne olduğunu söyleyin dediğiniz zaman bunların ne olduğunu bilmiyoruz bile, neden bahsettiğini de bilmiyoruz.

Arzuları ile kişi çalıştığı zaman her bir arzuda buna tekabül eden arzularını görür ve Işığın nasıl geleceğini de görür. Tora’dan bahsederken bundan bahsediyoruz. Yani bu arzuları Işık tarafından nasıl ıslah edeceğimiz, ıslah eden Işığı nasıl ayarlıya bileceğimiz, şöyle ki ihsan etme kabına gelene kadar.

Hz Musa’nın, Ari’nin(kimin yazdığı önemli değil) büyük hocalarımızın yazdıklarını okursak hatta hangi dilde yazdıkları da önemli değil(efsane dilinde, hikâye dilinde olabilir) bahsettikleri tek şey bu 613 arzunun ıslahı. Bundan başka bir şeyden bahsetmiyorlar. Ve her kim kendini ıslahın içerisinde bulursa her basamakta bu 613 arzusunu nasıl ıslah edeceğini görür. Bu bir damla spermin ıslahı gibi çünkü gelecekte ki bedenin tüm bilgisi o bir damla spermde (bağlı). Dolayısı ile bu gelecekteki varlığın genleri orada ve buna maddeyi eklemek lazım. Arada ki fark nedir? Aradaki fark ifşada. Bu yüzden kalpteki nokta ile çalıştığımız zaman tüm ıslah sadece bir damla olarak içimizde. İçinde hiçbir inceleme ve ayırım yapamıyoruz ve her derecede de böyle.

Dolayısı ile hangi arzulardan bahsettiğini göremiyoruz bile. Ondan sonra önce 248 arzu sonra 365 arzu, buda kişinin içinde bulunduğu dereceye bağlı, ruhunun köküne bağlı ve hangi dünyanın hangi derecesinde bulunduğuna bağlı. Yani içinde bulunduğu rol ne? Dış koşullarda mesela, bayramlar vs bu 125 derecede nerede. İçinde birçok ek sistem var. Kabalistler tüm ıslahtan bahsetmiyor, sadece prensipleri veriyorlar. Kitaplarda iki şey var bu birincisi yani yaratılışın parçaları, hangi sıralamada ıslah oluyorlar ve şimdi nerede olduğumuzu tayin edebiliyoruz. Geriye kalan kısmı da ıslah eden Işığı çekmek için. Bize başka detayları açıklamıyorlar ki. Bize manevi koşulda ki ruhumuzu açıklayamazlar. Çünkü en sonunda sonsuz detaylar var.

İnsan sonu olmayan bir iç incelemeden geçiyor. Biz Işıkla dolmuş yaratılan bir varlıktan bahsediyoruz. Bundan önce sıfırıncı safha var ve burada siyah bir nokta yaratıyor ve bunu geliştirmeye başlıyor. Buna birinci safha deniliyor. Bunu dolduruyor ve ondan sonrada her şey bu noktada oluyor. Ancak ondan sonra kendisinin neyin doldurduğunu biliyor.

Dolayısı ile tüm geçirilen bu süreç, tüm bu safhaların hepsi bu siyah nokta denilen birinci safhada başlıyor. Kişinin o bireysel hisleri içerisinde gelişiyor. Beni kim hazla dolduruyor? Benden ne istiyor? Bunu nasıl hissediyorum? Benimle nasıl bir ilişkisi var? Ben nasıl bir ilişki kurabilirim? Bu yaklaşımın, tavrın yaratılan varlığın içerisinde oluşması lazım, dışarıda bir şey yok. Her şey yaratılan varlığın içinde ve birinci safhasında oluşuyor. Şimdi de esasında bu koşulun içerisindeyiz ve son ıslahın içerisindeyiz. Son ıslahta da böyle olacak, hiçbir zaman dışımızda bir şey keşfetmeyeceğiz, hep içimizde her şeyi keşfedeceğiz. Bizim dünyamız bu yani tüm dünyaların bir realite olarak kişinin içinde ifşa olması, o kadar. Dolayısı ile her koşul bireysel, safhalarda da birinci safhadan oluşuyor. Ya şu şekilde ya bu şekilde kendisini dolduruyor. Bu nedenden dolayı 10 Sefirot’tan başka bir şeyimiz yok. Daha az ama daha net bir şekilde hissediyoruz o kadar.

SORU: Yukarıya ait olan arzular bizi konuşmaya getiren arzular mı?

RAV: Bunların nasıl açıklık kazandığını, ıslahın nasıl olduğunu açıklamak zor. Bunların hepsi Yaratan tarafından yapılıyor. Yaratan’ın Işığı arzuya gelip, arzuyu ıslah ediyor. Almak için değil ama buna tekabül eden bir perde oluşturuyor ki önce almayı durdursun daha sonra ki ıslah safhasında da bu perdeyi ihsan etmek için almak olarak kullansın. Burada şunu anlamamız lazım ki, konuşmadan bahsettiği zaman ağızdan bahsettiği zaman bu Hz Musa’nın Yaratan’la ne konuştuğuna tekabül ediyor. Hz Musa konuşma özürlüydü çünkü o yüzden Yaratan’a sormuştu, “ben konuşma özürlüyüm, halka nasıl anlatacağım ki bunu” diye sordu “beni anlamıyorlar” dedi. Bu üç işaretten biri. Halka getirmesi gereken şeylerden biri buydu. Yani Mısır sürgününden çıkarmadan önce koşullar vardı. Bunun bir tanesi yılan (Pesah bayramına yaklaştığımızda bunu öğreneceğiz). Tabi burada üst dudak, alt dudak, konuşmanın koşulları var. Baal HaSulam’ın da son mektubunda bununla ilgili yazıyor, öğrenilecek çok koşul var ama elbette burada fiziksel ağzımıza ait olan şeylerden bahsetmiyor. Tüm hayatımız boyunca ağzımızı kapalı tutabiliriz ama bu bizim kısıtlama yapmamıza yardımcı olmaz. Burada bahsettiği şey kaplar, kısıtlama altında olması gereken kaplar. Islah olmadan önce bunları kısıtlama altına koyuyorsunuz. Bu yüzden ikiye ayırıyor Hazeh’in (göğüs) altı ve üstü ondan sonra da Haş ve Mal var (hissedenler ve konuşanlar).Basit olan arzularla önce çalışmam lazım yani ihsana yakın olan arzular.

SORU: Nasıl içimizde ıslah olması gereken kaplar ifşa oluyor, nasıl bunları uyandıracağız ki sonra ıslah edebilelim?

RAV: Kişi hiçbir zaman ruhunun kökünü bilmiyor. Aşağıdan yukarıya gidiyorken neyi ıslah edeceğimizi bilebilir miyiz? Elbette ki bilmemiz mümkün değil. Yapabildiğinizi yapın diye yazıyor. Aynı zamanda kişi ıslah olduğu zamanda neyi ıslah ettiğini tam bilmiyor. Sadece o basamağın üstüne çıktıktan sonra ıslah edebilirsiniz. Aynı zamanda insan seviyesinin koşuluna bakacak olursak ancak alttaki dereceleri anlayabiliriz. Cansız, bitkisel, hayvansal koşulları anlayabildiğimiz gibi ama konuşma seviyesine açıklık getiremiyoruz. Bu yüzden kişi sadece kendisine ifşa olanın ötesinde çalışarak kendisini inşa edebilir. Tıpkı her zaman öğrendiğimiz gibi, sürekli alma arzusu artıyor ve özelliklede korku vasıtası ile alma arzusu kişiye gelir ve kişi bunu aşar.

SORU: 611 arzumuz gizlilik içerisinde, 612, 613 ifşa olmuş mu?

RAV: Hayır, anlamamışsın tam olarak. Tekrar ediyorum. Her derecede tüm 613 arzu ıslah oluyor. Her derecede belli bir dereceye kadar ıslah oluyor ama ne kadarı kişiye açıldığına endeksli olarak arzu ıslah oluyor. Sırayla önce birinci, ikinci sonra üçüncü arzuyu ıslah ediyorum diye bir şey yok.

Rahimde gelişen bir çocuk gibi, önce ceninden başlıyor ve bir bütün olarak büyüyor. Tüm her şey o ceninden başlıyor. Önce eli sonra ayağı yok. Burada belli bir takım güçler koşula geliyor. İnsanda bir takım cansız, bitkisel, hayvansal koşuldan geliyor. Darvincilerin kafasını karıştıran zaten bu. Genel olarak her zaman 10 Sefir ot var.

SORU (Londra): Kişi ruhunun Adam Harişon’un hangi parçasına bağlı olduğunu nasıl bilebilir ve bu ıslahını etkileyebilir mi?

RAV: Hangi role ait olduğunu ıslah oldukça ancak bilebilir. Mesela Hz. Musa da hikâyeye göre kendisi ile ilgili hiçbir şey bilmiyordu, rolüyle ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Çöle kaçıyorlar, çölde 40 yıl geçiriyorlar, ondan sonra tekrar Mısıra giriyor, çıkıyor, ne biliyorlardı ki gelecekleri hakkında. Rab Akiva’da ne biliyordu ki, Rav Akiva da bir çiftçiydi. Bir sonra ki ile ilgili hiçbir şey bilmiyordu.

Ondan sonra içinde bir arzu oluştu ve maneviyata geldi. Hz İbrahim ne biliyordu ki, manevi arzusu gelişmeden önce heykel yapıyordu, mesleği put yapmaktı. Dolayısı ile her kişi hayatında izlenimlerini aldığı zaman bu rol için bir çağrı alması lazım. Büyük manevi liderlere bakarsanız (insanoğlunda ki), Baal HaSulam’ın yazdığı gibi, ağaçtaki bir meyve olgunlaşana kadar kişi bundan tatlı bir meyve çıkacağını tahmin edemez. Aynı şekilde burada Hz İbrahim’de meslek olarak put yapıyor, daha önceki Babilliler'den bile daha kötü yani putları yaparak Hz İbrahim insanlara yalan satıyordu. Mesela Hz Musa Firavunun oğluydu, her şeyi bilerek tahtta oturdu, her şeyin içindeydi. Bunun içerisinde bir bilgi var. İçinde Yaratan’a yönelik arzu ifşa oluyor. Firavunun üvey evladıydı. Mısırda prens olmak ne demek biliyor musunuz? İnanılmaz bir şey.

Japonya’da bile böyle belki yasalar vardır. Birisini her hangi bir nedenden dolayı öldüren bir prens bile cezalandırılır. Japonya’da bile böyle, prens bir suç işlese cezasını çekmek zorunda. Suçu işledikten sonra Hz Musa ne yapıyor, çöle kaçıyor. Bakın prenslikten çöle kaçıyor. Çölde ki bir halkın papazının kızı ile evleniyor. Dolayısı ile gelişim safhasında nelerin olduğunu bilebilirsiniz. Bu yüzden kişi hangi role geleceğini bilemez. Bir an öncesinden bile bilemez.