|
|
|
ŞAMATİ 124 - CUMARTESİNİN BAŞLANGICI VE 6000 YIL
OKUMA
RAV
Böyle iki tane koşul var. Birincisi yaratılışı oluşturduğu zaman Yaratan’dan gelir. Buna başlangıcın (Bereşit’in) cumartesisi denir. Kabını da o dereceye geliştirdiği zaman Işıkla, hazla dolmuştu. İçi de Yaratan tarafından mutlak haz ve sükûnetle doluydu. Ondan sonra insanı Yaratan’ın seviyesine çıkarma koşuluna geldiği zaman, bu değişimin dünyalarda olması gerekiyordu. Bu yüzden kaplar kırıldı, eksiklikler hissedildi, kötü eğilim ortaya çıktı. Kötü eğilimin gizlilik içinde ortaya çıkmasında kişi dengesi olmayan bir sistemde kendisini dengeli olmaya iter. Böyle bir ilerleyişte tüm dış sistem 6000 yılın cumartesine (Şabat’ına) gelir. Tekrar dengelendiği zaman, insan seviyesine geldiği zaman, haz istediği zaman Yaratan’ı edindiği dereceye kadar, haz duymak istediği dereceye kadar arzu 620 kat daha büyüktür ve içteki hazda o kadar büyüktür deriz. İki Şabat arasında ki fark bu. Kabalistler tarafından bununla ilgili yapılan pek çok açıklamalar var. Öncelikle birinci Şabat Yaratan tarafından (dır) verilen bir koşuldur. Sonuncu Şabatta yaratılan varlığın Şabatıdır ve kişi bunu kendisi inşa eder.
OKUMA
RAV
RAV
En sonunda bu dereceleri saymak zorundayız ki tüm dereceleri bir büyük derecenin içine ekleyelim. O en son ıslaha büyük Şabat denir. SORU: Şabat kişisel bir şey mi, yoksa Şabat pazartesi de olabilir mi? RAV: Nedir Şabattan önceki altı gün? Eğer biz maneviyatın fiziksellikte kıyafet aldığı koşullardan bahsediyorsak (sadece kişinin gözünde maneviyatla fiziksellik arasında fark vardır) kişinin kabına, algılarına göre kişi realiteyi fiziksel ve manevi olarak ayırır. Dolayısı ile maneviyatta olan her şey fizikselliğe yansıyor. Görüyoruz ki fiziksellik maneviyatın bir yansıması, sebep sonuç ilişkisinin sonucu. Fiziksellikte (fiziksel dünyada) her şey duvarda ki saate ve takvime göre olduğundan, kişi manevi çalışması ile zamanı hızlandırdığını tayin edemez. Manevi süreçte ise kişi çalışıp zamanını hızlandırır ve manevi çalışmada ki alınan aşama kişinin kişisel çalışmasına endeksli. Kişi eğer manevi olarak çalışmazsa, zamanı hızlandırmazsa duvarda ki saate göre gider. Bu dünyada saydığımız fiziksel zaman, duvardaki takvime, saate göre olan cumartesi. Ama maneviyatı çalışan bir kişi için zaman ben zamanı hızlandıracağım demek. Maneviyatı çalışan bir insan duvardaki saate göre gitmez. Kişi kendi çabasına göre, kendi saatini ayarlar (herkes için göreceli bir olay). Safha kişinin tayin ettiği hıza endeksli olarak, içinde ki uyanışa endeksli olarak, çabasının kalite ve miktarına endeksli olarak değişir. Bu yüzden manevi hislerden bahsettiğimiz zaman bunun fiziksel dünya ile bir alakası yok. Manevi olarak haftanın günleri tümüyle farklı olabilir. Bu dünyada ki haftanın günleri ile kel alaka (yani hiç alakası yok). Tatiller, o dini bayramlar manevi bir koşulu sembolize etmesine rağmen bu tatil ve bayram zamanlarının maneviyatta hiçbir alakası yok. Doğum, ölüm maneviyatta tümüyle farklı bir karakter oluyor. Hızımız, ilerleyişimiz, işaretler farklı. Dolayısı ile burada iki zaman vektörü var ve birbirleri ile hiçbir alakaları yoktur. Bizim dünyamızda bile görüyoruz ki fizikte belli fenomenler var (mesela yüksek hızla ilgili). Zamanlar sanki değişiyor, sanki zamanı sıkıştırmak, zamanı atlamak ve evrenin kitlesel boyutuyla zaman arasında ki ilişki farklı. Eskidende göreceli zamanı kullanıyorduk. Gün içerisinde Işık varken günü on iki parçaya ayırıyorduk, sonra geceyi on iki parçaya ayırıyorduk. O zamanda göreceli bir saat kullanıyorduk. Bu gün ise biraz farklı koşullar. Çünkü bu gün dünyamızda ne gece ne gündüz deyiz, her şey karman çorman oldu. Elektrik fiziksel fonksiyonu yok etti.
Dolayısı ile son ıslaha kadar gelecek tüm bozukluklar yavaş yavaş
ekleniyor. Bu yüzden bizim zamanımız giderek daha çok “zamanında” denilen
o koşula geliyor. Yani mekanik hareketlere endeksli olarak ilerliyor. Ama
maneviyatta zaman ters işler. Daha hızlıdır ve bu gün kendisini
değiştirmek için manevi zamanını ve ıslahını, gelişim hızını ilerletmek
isteyen bir insan çok hızlı ilerler. Eskilere nazar çok daha hızlı
ilerler. Zaman tayin ettiğinden değiş çünkü maneviyatta zaman diye bir şey
yok. Ama egonun derinliği ve gücü arttı. Bunu uyanışın ve dünyada ki kötü
eğilimin ifşası katsayıları ile çarpacak olursak kişiyi iten bu. Kişi o
zaman, zaman vektörünü ve manevi eğilimini kendi eline alır ve kendisini
değiştirebilir. Bunu çok efektif olarak yapabilir (yapmayanlara nazaran
daha etkilidir).
RAV:
Maneviyatta Şabat tutmak şudur, Kişi haftanın altı gününde ıslahını
tamamladıktan sonra, Hesed, Givorat, Tifferet, Nedza, Hod, Yesod’da, bu
altı Sefirot da Malkut’a gelir. Malkut Yesod’a yükseliyor. Dolayısı ile
öyle bir noktaya geliyor ki o dereceyi tamamlıyor, o derecenin tüm
ıslahını tamamlıyor ve onu dolduruyor. Malkut Zer Anpin’e eksikliği
veriyor, kendisini Zer Anpin vasıtası ile ıslah ediyor Hesed, Givorat,
Tifferet, Nedza, Hod, Yesod Sefirotlarında. Zer Anpin’den tüm bu
izlenimleri kendisine aldığı zaman, bunu tamamladığı zaman onun çifti olur
denir. O zaman Zivug (çiftleşme) denilen bir koşul oluşturur. Aralarında
bir çiftleşme olduğu zaman(çünkü form eşitliğine geldi), o Zer Anpin’den
kendi eksikliğini doldurur ve eşitler. Aynı şekilde de ruhun bir çalışması
vardır.
Çünkü Şabat dışarıda ki tüm o Klipotlar'a endeksli. Galgalta açısından
hiçbir eksiklikleri yok. Nehi’si açısından eksiklikleri var, henüz onları
dolduracak koşulda değil. Buna ek olarak Ohr Makif onu sarıyor, doldurmak
istiyor. Dolayısı ile arada eksikliklere relatif olarak bir tansiyon var
ama o anki içsel koşulu Şabat olarak bilinir. Bu nedenden dolayı sanmayın
ki vahşi ve özgürce davrandığımız bir nokta son derece yüksek tansiyonlu
bir şey. Bu yüzden bütünlüğü ifşa ediyorsunuz (6000 yıl koşuluna gelene
kadar). Çünkü o dereye yükselir ve bir sonraki haftayı keşfeder. Ondan
sonra son Şabat gelir hatta Hz Davut’un yemeği denilen bir koşul vardır.
Kişi o ıslahı yaptığı zaman bir sonra ki dereceye girer. RAV: Zamanımıza göre biliyoruz. Eğer bu dünyada ki insanlardan bahsediyorsak ve ıslahından sonra geldiği koşuldan bahsediyorsak, Şabat denilen o koşula gelirse bilir. Neden? Çünkü kendisi tayin ediyor. Bu tüm çabasının sonucu. Şimdi bir Zivug yapacak koşulda. Böylelikle dünyaları yükseltir. Buna ilk olarak cumartesiyi kutsallaştırmak denir. İkinci yükselişte de (daha sonradan), sabah denir. Ondan sonra ki üçüncü yükselişte hatta üçüncü yemek sembolize eder bunu(cumartesi yenilen üçüncü yemekte bunu sembolize eder). Bunların hepsi kişinin hislerinde yaşadığı koşullar. Dualar, yediğimiz yemekler, bunların hepsi kabın ıslahını sembolize ediyor, kabı dolduruyor. Dolayısı ile manevi bir Zivug yapıyor, son derece zor bir iş aslında. Bunların hepsini yaptığı koşul bütünlük içerisindedir. Yani o dereceyi bütünleştirdikten sonra yapar. O eksiklikleri doldurduğu için istirahat günü denir. Bu dünyadaki koşulumuzdan farklı. Bu fiziksel istirahat gibi değil, hiçbir şey yapmayın cumartesi günü, yan gelin yatın diye bir koşul yok. Manevi Şabat çok yoğun bir çaba gerektirir. Dolayısı ile bu dünyaya endeksli olarak aslında doğru bir şekilde anlatacak kelimeler yok. Bu yüzden bu koşulla ilgili tapınakla ilgili bir sürü yazılar var. Ama maneviyat fiziksellikten son derece farklı. Çünkü bu dünyada gerçek anlamıyla istirahat etmenin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece ihsan etmekte dinlenebilirsiniz. SORU: Manevi Şabat’ı kendime en kısa zamanda çekmek için ne yapmam lazım? RAV: Çalışmanın 6000 yılda, 6 günde ne olduğunu görmeniz lazım. Çalışmanın ne olduğunu anlamak ve yapmak, kişinin bir çalışma haftasına girmesi bir sonra ki Şabat’ın geleceğini bilmeden mümkün değil. Islahın geleceğini bilmesi lazım. Yani son ıslaha endeksli olarak çalışmalı. Her gün buna yönelik hareket yapmalı. Dolayısı ile hafta içerisinde daha sonra gelecek olan Şabat’ı bilmeden çalışma koyması, efor koyması mümkün değil. Öncelikle üste yönelik pasifize edecek, pasifize ettiği kadarıyla Yaratan’dan o örnekleri, o planı alacak. Bu bir nevi prosedür gibi, kendisini Yaratan’a pasifize ettiği zaman, nötrleştirdiği zaman buna Malkut’un Zer Anpin’e yönelik çalışması denir. Hafta içerisinde yaptığı bu. Özellikle arzularını inceler, bu arzuları pasifize etmekte, Yaratan’la ilişkilendirmekte, O’ndan inanç derecesini alma koşuluyla çalışmakta, bu safhada üstün Ahap’ında ve Galgalta Eynaim’e entegre olmakta. Bu sıralamada her derecede kendisini tekrarlar. Farklı koşullarla ama geri gelişi aynı sıralamadadır. Bu yüzden bir cumartesinden diğer cumartesiye 6 gün var. Bu iki cumartesi arasında ki koşulu söz gelişi 6000 yıla ayırıyoruz. Yolumuzun üzerindeki koşullar ve dereceler. Bu elbette dereceleri sembolize ediyor. Bu dünyadan hemen Ein Sof dünyasına zıplayamayız, aşama aşama yapıyoruz. Her derece bir hafta, her derece bir hafta, sırayla tak, tak, tak. SORU: Eğer manevi çalışma çok özel bir süreçse, kişisel bir şeyse, diğer ruhlarla olan ilişki nerede ve o bayramları nasıl kutluyoruz? RAV: Yapamazsın ki. Maneviyatta kişi kişisel bir şey hissediyor, kişisel bir şey ediniyor. Genel kabın içerisine kendisini entegre ediyor ve bireysel bir ıslahtan geçiyor. Başka ruhlarla olan entegrasyon ve içlerinde Yaratan’ı ifşa etmek, Yaratan’a yönelik olan şeylerin ifşa olması bu üst derece. Bu koşuldan benzemesi gereken koşul ortaya çıkıyor ve kendi gözünde daha ıslah olmuş ruhlar görüyor. Bunu keşfettiği zaman bir üst dereceyi görüyor. Bu Yaratan’ın kişiye verdiği örnek. Kişiye çalışmasını yapması gereken yeri gösteriyor. Her şey kişisel ıslah. Dolayısı ile iç çalışmada toplum, cemaat demek insanın içindeki tüm o iç arzular demektir. Burada kendime diğer ruhları şimdi ekleyip de benim, onun veya bir başkasının zamanına göre tatil kutlaması yapmıyoruz. Herkesin kendi zamanı var. Herkesin kendi koşulu var, ta ki tüm insanoğlu son ıslaha gelene kadar. O zaman ise büyük Şabat denilen, büyük cumartesiyi kullanacağız ama genel olarak bir bayram yok öyle. Herkes için farklı. Büyük Kabalistler bir araya geldiler ve fiziksel olarak (dışsal olarak) özel bir koşulda olmak için özel bir çalışma yaptılar. Bununla ilgili okuduk, duyduk, böyle Kabalist gurupların olduğunu biliyoruz. Mesela cumartesiyi, Salı günü veya pazartesi günü kutladılar. Ya da yeni yılı, yılın başka bir gününde kutladılar. Ama bu ne demek? Kendilerini öyle bir koşula getirdiler ki, yılın başına ya da manevi Şabata getirdiler. Haftanın içerisinde bu dünyada herhangi bir gün, aralarında bir ilişki yok. Haftada herhangi bir gün ama onlar içsel, kişisel Şabatlarındalar. Her halükarda içsel koşullarında. Ama bunu bir gurup olarak gerçekleştirdiler, bir gurup çabasıyla o safhaya geldiler. Elbette herhangi bir fark hissetmediler. Diyelim ki bu dünyada Salı günü ama onlar kendi içinde Şabat’ı yaşıyor. Dolayısı ile maneviyatta ilerleyen bir kişi için herhangi bir gün olabilir. Ama kendileri bir gurup olarak çalışırken bu tür çalışmalar yaptılar. Bunda garip bir durum yok.
Anlamamız gereken şey bu dünyanın cansız olduğu. Bu dünyada olan hiçbir
şey maneviyata etki yapmıyor. Sadece kalpteki noktamız manevi kaba entegre
olup, kendi köküne entegre olduğu dereceye kadar (çünkü o noktadan gelip
bu dünyaya düştü) sadece bu koşulda kişisel ilerleyişimiz tayin ediliyor.
Geriye kalan bu dünyada ki Aranjmanların, düzenin hiçbir alakası yok
maneviyatla. Aşağıdan yukarıya yönelik hiçbir ilişkisi yok. Burası sadece
yukarıdan aşağıya organize olan bir şey. Dolayısı ile kişinin sadece
yapması gereken şey manen ilerleyişi. Niyeti olmadan yaptığı herhangi bir
hareket hiçbir şekilde manevi sonuç vermez. Sadece fiziksel olarak
yapıyor. Belki kendisini iyi hissetmesi için iyidir ya da toplumun
sürekliliğini sağlamak içindir. Belki yetiştirilişi kültürü böyledir. Baal HaSulam Talmud Eser Sefirot’a girişte soruyor bunla ilgili. Kutsal kitaplar sadece insanın kalbini arındırmak için verildi. Hatta maneviyata, ihsan etmeye gelmenin dışında kutsal kitapları çalışmak yasaktır der. Çünkü sadece kişinin içinde hissettiği, ıslah etmeyi düşündüğü o kötü eğilimi düzeltmesi için verildi. Bunun dışında kitapları açmak yasaktır bile. Eğer açarsa ıslah edilmeyene öğretmek denir. Hatta bu yüzden yabancılara dininizi öğretmeyin denir. Ne demek yabancı? Yabancı dediği şey Museviliğe ait olmayan birisi değil, ıslah olmayı istemeyen bir kişi. Dünyadaki koşullar için (fiziksellik için) çalışan birisine yabancı denir. Buna İngilizce centail (yahudi olmayan) denir. Ama bu dinin bir parçası olarak değil, kişi Tora’yı manevi edinimi, ıslah etmek için çalışmıyorsa buna yabancı denir. Hatta Gimara kitabında da böyle yazar. Bunlar çok eski hocalarımızın yazdığı kitaplarda da.
Buradan anlıyoruz ki aynı kurallar işliyor. Ne diyor? Ben kötü eğilimi
yarattım ve size bunun için Tora’yı verdim ki bu sizin şifanız. Sadece bu
koşulda kişi Tora’yı çalışır, kişi kutsal kitapları kullanabilir. Onun
dışında bu size zehir olur diyor. Bunun sonucunda etrafımızda görüyoruz,
Tora’yı doğru şekilde kendini ıslah etmek için çalışmıyorlar ve bundan
dolayı daha bayağı, daha kaba, daha çok gurur sahibi oluyorlar. Çünkü Tora
sadece alma arzusunu ıslah etmek için kullanılan bir şey. Kutsal kitabın
amacı bu. Bu yüzden kutsal kitap denir. Kişi bunu tayin etmek zorunda.
Eğer bunu kutsallık için tayin etmezse o zaman ters işler. Bu yüzden bir
horoz yerine bir yarasa olur (karanlığın hayvanı). SORU: Eğer kişinin çalışması bireysel ise genel ve birey nasıl eşit olur? RAV: Tüm iç çalışma kişisel bir çalışmadır. Çünkü herkes kendisini hissediyor. Ve realitenin algılanmasında izlenimlerini anlatabilir. Sanki dışında varmış gibi tarif edebilir. Neden? Çünkü hissettiği şey dışında olan bir şey değil. Ben dışımda olan bir şeyi hissedebiliyorum çünkü alma arzum bozuk. Aslında içimde olan bir şey. Eğer alma arzum bozuk olmasaydı kendimin bir parçası olarak hissederdim, dışımda olan bir şey olarak hissetmezdim. Dolayısı ile son ıslahta bunların hepsi bir araya geliyor. Hiçbir zaman ayrı değildi. Bu yüzden birey ve genel eşit diyoruz. Neden? Aslında birey diye bir şey yok. O bireylerin hepsi ıslahımızın eksikliğinden dolayı. Bu yüzden bize böyle geliyor. SORU: Kişi cumartesi eksiklikleri için ne yapması lazım? RAV: Yanlış bir soru. İçinde neyin ifşa olup olmayacağını düşünmen bile saçma. Gözlerini kapatıp evet içimde şu, bu eksik şimdi bunu ifşa edeceğim diye düşünmen bile çok saçma. Çünkü bu yukarıdan gelen bir şey. Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz. Derecemize göre bu koşullardan geçiyoruz. Her koşulda kişi ifşa olana tavrını keşfeder, o kadar. Kişinin çalışması burada (buna hazırlığı, gurubu, içinde bulunduğu koşullar). Şabat denilen bir koşuldan bahsedemeyiz çünkü hazırlık aşamasındayız. Kaplarımızı üst olanla Zivug denilen o bağa, çiftleşmeye getirmek zorundayız. Üst olanla çiftleştiğimiz zamanda engel olabilecek birçok güçler var. Her koşulda güçler var, bunları bağ kurmak için bağ kuruyoruz. Dolayısı ile pozitif güçler üzerimizde bir Zivug yapmak için doğru bir formda işliyor (şu anda doğamız ters olsa bile). Bunlar dış güçler. Bunları Zivug’da büyük olmalarına rağmen bu güçleri kullanamam. Dolayısı ile bunları geri itiyorum ve bütünleşmemle o derecede yardımcı olacak olanları tutuyorum. Ne diyorum, Galgalta Eynaim’e kadarını alıyorum Tabur’dan sonrasını almıyorum, bu kadar diyorum. Şabat denilen bu. Şabat denilen bu koşulda biz iç yükseliş yaşıyoruz (Rav burada manevi koşullardan bahsediyor). Sanki manevi bir hal gibi tek bir koşul değil. Burada 24 yıl denilen bir koşul var, gece gündüz koşulu var. Bunlar kişinin Zivug yaparken hissettiği koşullar. Ve o dereceyi tamamlayıp bitirdikten sonra yeni bir Reşimot ortaya çıkar ve yeni bir derecede zivug keşfeder, öteki cumartesiye. Dolayısı ile kişi sürekli olarak ıslah olmuş iç koşulunu tutmak zorunda. SORU: Elbette kişi kendi kalbinin sahibi değil, peki nedir bu Şabat tutmak, ne demek Şabat tutmak? Kısıtlama mı yapıyor, Sim Sum mu yapıyor, iç tavrını nasıl tayin ediyor? RAV: Bir örnek vermem mümkün değil. 2000 yıl koşulunu öğrendiğimiz gibi, Şabat sınırını aşamaz diyor, çünkü perdesi yok diyor. O Malkut’la Zer Anpin arasına tekabül eden ikisi arasında ki güçlerin dengede olması lazım. Bizim dünyamızda ki her koşul iç ve dış güçlerden ibaret ve bu koşul içerisindeysem ancak bu koşulu tasarlayabilirim. Diyelim evde eşinizle olan sükûnetiz için pozitif bir ilişki istiyorsunuz, aranızda hep o koşulu istiyorsunuz ve sürekli bağ içerisinde duruyorsunuz. Dolayısı ile ikinizin de tutması lazım. Hayat böyle, Gimar Tikun’a kadar böyle. Hepimiz için düzen böyle. Bu dünyanın koşullarında yaşayanların başka bir seçeneği yok. Çünkü kap hala eksik olarak ıslah durumunda. |