CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ 139 - HAFTANIN ALTI GÜNÜ VE ŞABAT ARASINDAKİ FARK

OKUMA

Haftanın altı gününe Zer Anpin ve Şabat’a da Malkut denir. Ve şöyle sordu, Zer Anpin daha yüce bir derece Malkut’tan, peki o zaman neden Şabat hafta günlerinden daha önemli? Hatta dahası neden hafta günleri adını alıyor? İşin açıkçası dünya sadece Malkut’tan beslenir. Bu yüzden Malkut’a toplananlar denir. Ve oradan iyi ihsan halka yayılır. Dolayısı ile altı gün Zer Anpin’i tarif etmesine rağmen Malkut’la bir bütünlüğü yok. Bu yüzden hafta günleri denir. Çünkü Zer Anpin’den Malkut’a bir iyilik akmamaktadır. Yani Zer Anpin’den Malkut’a kutsallık gelmediği zaman buna hafta içi günlerinden biri denir. Ama Şabat’ta (cumartesi günü) Malkut’la bütünleşme vardır. Ve o zaman Işık Malkut’tan yansır. Bu yüzden Şabat denir (yani kutsal gün).

RAV

Baal HaSulam’ın söylediklerine burada ne ekleyebiliriz. Biz sadece alıcı tarafından konuşuyoruz. Hiçbir zaman Yaratan açısından konuşmuyoruz. Zer Anpin’e üst derece olduğu için sonsuzluğun kaynağı, Yaratan, ihsan eden diyoruz (Malkut’a nazaran). Malkut’a ne denir? İsrail oğulları denir. Yani Yaratan’a ulaşmak için ruhların toplandığı koşula Malkut denir.

Dolayısı ile Malkut’a kadar, ruhlar tarafından Man yükseltilene kadar ve ıslah olana kadar ve kendilerini eşitleyip Zer Anpin’le form eşitliğine gelene kadar, bu günlere haftanın günleri denir. Zeir Anpin kendi başına ıslah ettiğinden değil (Zeir Anpin’in hesabına yazılıp geliyor). Çünkü Zeir Anpin, Malkut’un kendisini (Zeir Anpin’i) ıslah ettiği nitelikler dâhilinde ediyor. Şöyle ki, her aşamada Malkut kendisini Zeir Anpin’e eşitlemesi altı günlük çalışmadan sonra gelir. Neden? Çünkü Zeir Anpin’in altı Sefirot’u var. Yani altı niteliği var. Bu altı niteliği (Hesed, Gebura, Tiferet, Netza, Hod, Yesod) kendisine eşitlediği zaman. Yesod zaten Malkut’a nasıl ihsan edeceğini (form eşitliği dâhilinde) gösteren o nitelik.

Dolayısı ile altı günümüz var. Ve Malkut’un tüm işi altı günün sonunda tamamlanıyor. Kendisini tümüyle Zeir Anpin’in niteliğine bağlıyor. Ondan sonrada yedinci Günde çiftleşme dedikleri Zivug gelir. Malkut’un nasıl form eşitliği sağlayıp, Zeir Anpin’e eşitlediğini görebiliriz.

Zeir Anpin’den bahsederken değişikliklere her zaman ruhun (Malkut dediğimiz ruh) açısından bakıyoruz. Bunlar Malkut’un ıslahı ve Zeir Anpin’e endeksli olarak değişimini etkilemektedir. Dolayısı ile her şeyi Malkut yani ruh tarafından inceliyoruz. Alıcının perspektifinden bakıyoruz. Hafta günleri gerçek anlamıyla (Zeir Anpin’den sonra) Malkut üzerine o nitelikleri aldıktan sonra altı gün denir aslında. Ondan sonrada Şabat gelir. Şabat’ta Malkut’la Zeir Anpin Zivug yapıyor ve Zeir Anpin’in tüm ihsan etme nitelikleri ruha geliyor. Ve orada yer alan tüm ruhlara altı gün içerisinde yaptığı çalışmanın ihsanı yayılır. Tıpkı başka bir yerde açıklamasında ki gelinin gerdek gecesi gibi. Ondan sonra Malkut gelin oldu denir ve maneviyatın Işığını Zeir Anpin’den alır.

Ondan sonra, sürgünden sonraki altı gün gelir. 6000 yıl ve Zeir Anpinle Malkut arasındaki Şabat denilen büyük Zivug (çiftleşme, bütünleşme) gelir. Bu ruhların Malkut’la nasıl entegre olup, Malkut’u nasıl uyandırdığına bağlı, bunu unutmamalıyız. Yani Zeir Anpin’le ortak koşula gelmesi lazım. Malkut sadece arzu, yani ruhlar içinde yer alan ihsan etme niyetleri. Bu nedenden dolayı Malkut de Ein Sof ilk haldeki gibi. Bunlar sadece arzu ve arzular değişmez. Çünkü Yaratan arzuları yoktan var etti.

Malkut’ta değişen şey yani Malkut de Ein Sof’un birinci safhasıyla üçüncü safhası arasındaki fark, sadece niyetin değişimi. Arzularını ihsan etmek için kullanıyor. İlk başta kısıtlamıştı arzularını ama şimdi Zeir Anpin’de ihsan etmek için kullanıyor. Dolayısı ile Malkut’a eklenen şey ihsan etme niteliği. Hatta ihsan etme niteliği değil de, ihsan etme arzusu desek daha iyi. Yani Zeir Anpin’e kendisini eşitleme için bir arzu. Ondan sonra da o büyük yedinci gün gelir denir. Bu yüzden Şabat’a kutsal Şabat denir. Bu alma arzusunun tüm kabına ihsan etme niteliği denir. Buna Bina’nın niteliği denir. Ve ondan sonrada kutsal bir çiftleşme olur denir. Malkut Bina’nın derecesine girdiği zaman bu iki niteliği beraber kullanır. Şöyle yazdığı gibi ve ikisi beraber gitti. Aralarındaki bu bağda (Bina ve Malkut arasındaki bu bağda) Malkut bu nedenden dolayı kutsal oldu denir. Kral Davut’un Nayomi ile beraber gittikleri gibi.

SORU: Bir Şabat’tan başka bir Şabat’a atlamak mümkün mü?

RAV: Soruyu anlamadım. Ne demek atlamak? Birçok Şabat (cumartesi) var. Niye? Çünkü bir sürü derece var. Her birinde minik bir son ıslah gibi. Yedi gün derken manevi koşullardan bahsediyoruz, takvimde ki yedi günden bahsetmiyoruz ki. Ruhunu ıslah eden bir adamdan bahsediyoruz. Yaratan’la yani Zecir Anpin’le form eşitliğine getirmesinden bahsediyoruz. Pazartesinden, salıdan, çarşambadan bahsetmiyoruz ki.

Böyle bir insan form eşitliği derecelerinden geçer. Aşama aşama form eşitliği sağlar. Bu aşamalar birey ve genelin eşitlik prensibinden kaynaklanır. Dolayısı ile her bir manevi derece içinde her dereceyi barındırır. Bu nedenden dolayı her derecenin altı safhası var. Daha minik bir boyutta yani tüm süreçteki tüm ruhların son ıslaha kadar gelecekte ki altı safhasının minyatür hali. Her derece, her Sefiro aynı zamanda on Sefirot’a ayrılır. Ve on Sefirot bir on Sefirot’a daha ayrılır vs.

Direkt Işığın dört safhasında öğrendiğimiz gibi dört safhadan geçmeden (Behina Şoreş safhasından geçmeden) konuşacak bir şey yok. Burada da bir safhadan bahsediyoruz. Bu safhanın sonunda, sürecin sonundan bahsediyor. Bu süreç de eğer altı günden geçmezse bu mümkün değil. Zeir Anpin’den altı ıslah alacak yani altı nitelik alacak. O altı nitelikle kendisini ıslah edecek ve bu niteliklerle de Yesod’dan alıp Zivug yapacak. Yani Yaratan’ın o derecesiyle form eşitliği sağlıyor.

Dolayısı ile altı günlük manevi seviyelerden geçmezsen Şabat’ın olmaz. Bu yüzden “çalışmayan adam Şabat’da yemek yiyemez” denir. Neden böyle diyorlar? Çünkü kendini Zeir Anpin’e eşleyip bütünlük sağlayacaksın. Burada Zeir Anpin’den bahsederken ıslahlardan başlıyoruz. Yani altı günlük çalışma yok ise Şabat olmaz. Bu yüzden hediye denir Şabat’a. Çünkü tümüyle bütün günün (Islah eden Işığını) ıslahını sembolize ediyor. Ve bir hediye çünkü ek olarak alt tarafın ıslahına bağlı. Yani taştan kalp ıslah olur. Bununla ilgili birçok yorum ve yazılarda var.

Süreç şöyle, her derece on Sefirot’dan inşa edildi ise ve Malkut o üst dokuza eşitlenmek zorunda ise bunu Partzuf, Malkut olarak ayırıyoruz ve kendisini Zeir Anpin’e eşitlemeli diyoruz. Neden Zeir Anpin’e, üstteki Zeir Anpin’e eşitliyoruz? Çünkü Malkut’la üst dokuza perde ile eşitlemekten bahsetmiyoruz. Yaratılan varlığın Yaratan’ın niteliklerine benzemesi ve birebir kendisine eşlemesinden bahsediyoruz.

Dolayısı ile var olan her şey, Yaratılan tarafından verilen her şey, kendi Partzuf’u olarak almak durumunda. Her derecede bunu yapmak zorundaki mutlak bir şekilde Yaratan’a benzesin. Zeir Anpin tüm ıslahı (Yesod’una kadar) temsil etmekte. Ve Malkut’da tüm ruhunu Parsa’nın altında ifade ediyor (BYA dünyalarında Adam Harişon’un kırık kabuklar bölümündeki yerleri). Yani Atzilut’un Parsa’sının altındaki yer Malkut, üstündeki yerde üst Işık. Ve üst Işıkta kırılan bu kaplara tekabül ediyor. Bu yüzden dünyalar Partzufim diyoruz. Ayrı ayrı safhalar.

SORU: Tatiller ne? Gimar Tikun’a neden aynı zamanda Purim diyorlar?

RAV: Islah sürecinde özel günler ve tatiller var. Bunun nedeni ıslahımızın bütün olmaması. Çünkü yaratılan varlık kendisini ıslah edememekte. İkinci olarak doğasını kendisi ıslah edememekte (kalpteki o taş kalp denilen kısımı). Ve sadece kendisini kısıtlayarak (kollayarak) ıslah edebilir. Malkut Bina’ya entegre olduğu zaman yükselmesi lazım. Buna taştan kalpten kurtulmak denir. Ve kendinin Bina ile entegrasyonu ile o Hitkalelut (karışma, iç içe geçme) denilen koşulu gerçekleştirebilir. Buna sünnet, sarılmak denir. O tür ıslahlarda daha farklı koşullarda var. Islahın sıralaması bütün olmadığından bu şekilde olmak zorunda. Yaratılan varlık Yaratan’ın tümüyle tersi, zıttı. O yüzden dokunamayacağı bir yer var. Ama onu ıslah etmek istiyor. Yapamamasına rağmen bunu istiyor.

Dolayısı ile ıslahımız eşit bir süreçte değil. Yukarıdan bir sürü değişim yaratan, değişimleri etkileyen etki var. Burada aşağıdan yukarıya Man yükseltmek (dua etmek) var. Bu şekilde özel bir sıralama var. Eşit olmayan bir süreç, bir aşama var. Ve ruhun ıslahı aşama aşama oluyor. Tüm parçaları ile birden eşitlenmiyor. İlk başta manevi nokta denilen, İsrail oğulları denilen nokta ıslah oluyor. Bu insanların kim olduğu bilinmiyor. Bu yüzden kabileler var deniliyor.

Dolayısı ile bu İsrail oğulları denilen ruhlar arasında da farklar var. Aynı şekilde dünya ülkelerinin de ruhları var. Bu insanlarında ruhları farklı guruplara ayrılıyor. Yani Allah’ın yaptığı (yukarıdan aşağıya gelen) belli bir düzenleme var. Bu yüzden bunlara kutsal günler diyorlar. Bu kutsal gün dedikleri şeylerin bazıları yukarıdan aşağıya yönelik oluşuyor, bazıları da kırılmadan dolayı aşağıdan yukarıya doğru olan koşullar. Purim bayramı, Hanuka bayramı ve edinilen gün denilen o edinilen gün bayramı var. Bununda Hz Musa ile ilgisi var. Bizim dünyamızın kelimelerini kullanarak anlatıyorum, Hz Musa dağa çıkıp tabletleri getirdi denir. Ondan sonra kırk gün çıktı tekrar tabletleri getirdi denir. Dolayısı ile yılın başlangıcı var, tatiller var ve bu sürece eklenen koşullar var. Sanki günler gibi ama burada günler falan yok. Hz Musa’da dağa inip çıkmadı, burada fiziksel koşullardan bahsetmiyoruz, manevi hareketlerden bahsediyoruz. Öyle dağa tırmanma koşulu yok. Bu tatiller, yok Mısır’dan sürgünden çıkmak, Tevrat’ın alınması bunların hepsi (bu anlatılan her şey) kabın kırılmasında geçirilen o manevi koşullar. O ruhların ıslahla karşı karşıya durmaları. O iki koşuldan (ruh ve ıslah tan) bahsediyoruz. Islahımız bütün olmadığından dolayı hafta günleri, Şabatlar, tatiller, bayramlar vs var.