|
|
|
ŞAMATİ 156 - HAYAT AĞACINDAN ALACAK OKUMA Hayat ağacından alacak ve sonsuza kadar yaşayacak. Baal HaSulam şöyle dedi, belki de örtülü Hasadim’den alabilir, Hazeh ve üzerinden. Şöyle ki, burada tümüyle yeterlidir ama bunda bilgelik ağacını ıslah edemez. Çünkü bilgelik ağacı Hazeh’in altındadır. Şöyle ki, hayat ağacı Hazeh ve üzerindedir ki orada örtülü Hasadim vardır. Ve doğal olarak da söylediklerimizi şöyle yorumlamalıyız, hayatımızda cennet ve günah korkusu vardır. Aradaki farkı Baal HaSulam şöyle yorumlar, kişi günahtan korktuğu için hayatı alır yani başka bir çaresi yoktur. Kişi bu incelemeyi almasa bile görememektedir. Yani Yaratan korkusundan dolayı seçmektedir. Ve tekabülen örtülü Hasadim Katnut’tur. Ve kişinin burada hiçbir tavsiyesi olmadığındandır. Ama kişi açık Hasadim’i aldığı zaman buna GAR denir yani Gadlut (büyüklük) ki buna cennet korkusu denir. Yani ifşa olan bir Hasadim ya da örtülü bir Hasadim olmasına rağmen sadece örtülü Hasadim’i seçer. Örtülü Hasadim’in içinde iki izlenim vardır. Birincisi kişinin Rahel dediği konumu tanımadığındandır. Buna VAK denir. Rahel’i tanıdığı zamanda buna Lea’dan GAR’a denir. RAV Burada elbette ruhun on Sefirot’undan bahsediyoruz. Tanımlardan, verilen isimlerden bahsediliyor ki her koşulda ıslaha giden yolumuzu açıklayabilmek için. Ruhumuz öncelikle çabamız vasıtası ile ıslah olmuyor. Çabamız sadece yukarıya bir dua yükseltmek. Yani bir talepte bulunmak. Bu sadece ıslah eden Işığı uyandırır. Kişi hiçbir zaman şöyle düşünmemeli, ben şimdi direkt olarak ıslah yapıyorum diye düşünmemeli. Sadece Yaratan insanın talebine göre ıslah eder. Eğer kişinin ıslaha yönelik bir talebi varsa o zaman ıslaha yakınlaşır. Kişinin duası aslında alt bir seviyeden yukarıya doğru yönlenmeli. Dolayısı ile bunu göz önünde bulundurarak kişinin yükselişleri vardır. Şöyle ki, koşullar vardır ve insan korkudan çalışır. Bizlere Zohar kitabına girişte korkuyu anlattığı gibi, bu dünyada yaşayacaksın, bir sonraki hayatı yaşayacaksın, o ve oğulları vs diye anlatıyor. Birde bu hayatla ilgili olmayan ama manevi hayatla ilgili bir korku vardır. O da kendisi içindir. Birde fiziksel ve manevi korkularının üzerine hissettiği ek bir korku vardır. Bu da Yaratan’a mutluluk veriyor mu korkusudur. Bunda herhangi bir kişisel menfaat var mı, yok mu? Şöyle ki, insan öyle korkulara sahip olur ki ortak Adam Harişon’un ruhunun korkularını almaya başlar. Dolayısı ile sürekli korkusunda yükselir. Tüm korkular Bina’nın içerisindedir. Yani üst Gevura’nın. Ta ki kişi tüm Zat ve Gar’ı edinene kadar. Buna korku derecelerini edinmek denir. Bu yüzden korku çok yüksek manevi derecedir. Bu yüzden ihsan etme kaplarıyla korkmak, alma kaplarıyla korkmak safhalarından kişi geçtikçe erdemliliği keşfeder. Bu koşul içerisinde kişi hayat ağacını ve bilgelik ağacını beraber bitirir. Ve kişi için bir ağaç haline gelir. Hayat ağacı dediğimiz Hazeh’in üstü, bilgelik ağacı Hasahin altı. Yani Hazeh’in üstü ihsan etme kapları, Hazeh’in altı ise alma kapları. Kişi bunları ıslah ettikten sonra yani aşama aşama ıslah ettikten sonra önce Vak’ı ıslah ediyoruz sonrada Gar’ı. Bunların hepsi korku vasıtası ile olur. Korku bir kabı sınamak gibidir. Kaplarınızı test ediyorsunuz. Henüz ıslahınız tamamlanmış değil ve bu kaplar içerisinde hala bir bozukluk bulabilirsiniz. Ve bu kişiyi korkutur yani eksiklik ve hatalar. İşte korkunun dereceleri aşağıdan yukarıya buna bağlı. Yolumuzun başından bitene kadar şunu diyebiliriz ki, ıslah, ödül ve ceza, sevgi içerisinde korku dereceleri vardır. Çift gizlilik ve tek gizlilik koşulunda da bir korku vardır. Bu fiziksel bir korku olmasına rağmen korkudur. Kişi ne için çalışıyorum, kim için çalışıyorum diye sürekli kabı kontrol eder. Sevgiye yönelik kendisinden çıktığı zaman, başkasına yönelik bir bağ kurduğu zaman kendisine bir sükûnet gelir. Buna kişi halkın üzüntüsünü paylaşır denir, kendi kabından sıyrılır denir. Bir de bu kaplarda olmayan korkulardan bahsediyoruz. Şöyle ki, hayat ağacından alacak ve sonsuza kadar yaşayacak denir. Bu yüzden Hz. Âdem’i cennetten kovdu. Yani hayat ağacından alsın diye. Problem şu ama hayat ağacından alsaydı yani Işıkları alma kabına çekecek kapasitede olsaydı o zaman alma kaplarında o kadar büyük bir bağ olacaktı ki Yaratan’la, o kadar büyük bir zevk duyacaktı ki bunlardan asla sıyrılıp ihsan etmek için ıslah etmeyi beceremeyecekti. Bu yüzden sonsuza kadar yaşamak diyor. Yani hiçbir zaman bu alma arzusundan kendisini sıyıramayacaktı diyor. Bu yüzden Âdem cennet bahçesinden kovuldu diye anlatılır. Bu yüzden üst güç ilk başta Sim Sum Alef’i yapıyor. Baal HaSulam şöyle yazıyor, belki de üstü örtülü Hasadim’den alabilir. Yani Hazeh’in üzerinde. Çünkü orada belli bir tatminlik var ve orada kendisini iyi hissedebilir. Dolayısı ile bilgelik ağacı denilen Hazeh’in altındaki arzuları ıslah etmez. Dolayısıyla da hayat ağacıda Hazeh’in üzerinde ki üstü örtülü Hasadim. Şöyle devam ediyor, bir hayatımız var ki, hem günah korkusu, hem cennet korkusu. Yani hayatın iki kısmı. Ve aralarındaki farkı şöyle yazıyor Baal HaSulam, hayat ağacından aldığı günah korkusu çünkü hala zayıf kişi, bunları aşacak gücü yok. Ve cennet korkusu da kişinin ek bir opsiyonu olduğu zaman korkusu perdesi vasıtası ile aşıldığı zaman kişi bu perdelerden güç alırsa o zaman günah işlemez denir. Ama hala seçiyor denir, çünkü Allah korkusundan. Ne demek bu? Yani kişi ihsan etmeyi seçiyor ve alma arzuları içinde ifşa olmasına rağmen bunu seçiyor yani korkusunu aşmış durumda. Ve öğreniyoruz ki, buna tekabülen örtülü Hasadim Katnut. Orada erdemlik Işığı yoktur ve başka seçimleri, alternatifleri yok. Ve ihsan etmek için aldığı zaman buna Rahel diyor (Rahel Hazeh’in altı). Ondan sonra Hazeh’in üzerinde Hasadim var, buna GAR denir, bunun adı da Lea. Ve bunların ikisi bağ kurar. Buna da cennet korkusu denir. Yani kişi Rahel adına çalıştığı zaman Lea’da Gadlut vardır ki buna cennet korkusu denir. Ve Hasadim Hazeh’in üzerinde çıkar. Kişiye Hasadim açılmasına rağmen kişi üstü örtülü Hasadim’i seçer. Yani hem Rahel, hem Lea ile çalışmasına rağmen örtülü Hasadim ve üstü açık Hasadim ifşa oluyor kendisine. Aslında bu iki safhanın üzerinde, bu iki Işığın, yansımanın üzerinde Rahel sahibi olduğu zaman VAK denir. Rahel aynı zamanda GAR ve bu yüzden öyle bir hayat ki hem cennet hem de günah korkusu var denir. Yani iki ağacıda kullanıyor. Bilgelik ağacı iyilik ağacı haline gelir. Çünkü bilgelik ağacı şimdi hayat ağacıyla ilişki, bir bağ içerisinde. SORU: Kişinin hangi manevi derecede hayat ağacını aldığını ifade etmek mümkün müdür? RAV: Tüm ruhun yapısı sadece on Sefirot. Gadlut’ta on Sefirot bir bağ içerisindeydi. Sonra kırıldılar. Adam Harişon’un yapısında ise sadece Katnut içerisindelerdi. Hepsi Adam Harişon’un içerisindeydi. Adam Harişon ilk insanın ruhu. Âdem’in kendi yapısı vardı. Cansız, bitkisel, hayvansal koşullar vardı ve konuşan mekanizmada Âdem vardı. Tüm mekanizmalar, tüm her şey bu kabın içerisindeydi. Kişi kendisini ıslah etmeye başladığı zaman Sim Sum Bet’in altında Ahap, Galgalta Eynaim’e entegre olmaya başladığı zaman ve insan kendisini bir takım şeylerle kısıtlayıp çalışma mekanizması haline gelir. Aslında nasıl anlatacak olursak olalım, sonuç itibarı ile on Sefirot var. Ve bu şekilde ıslah olabiliriz. Yani ya ihsan etmek için ihsan etme ya da ihsan etmek için almak. Şimdi kişi ne zaman hayat ağacı ile çalışmaya başlıyor? Ne zaman ihsan etme kaplarına gelmeye başlıyor? Kişi kendi üstüne hayat ağacını içinde beslemeye başladığı zaman, ihsan etmeye başlıyor. Ama bu yeterli değil. Çünkü ağacın henüz meyvesi yok. Meyve kişinin bilgelik ağacına yaptığı ekleme ile olur. Şu hikâyeyi hatırlıyorsunuz, yılan nasıl Havva’yı kandırdı? Ne diyor? Burada meyve var diyor. Yani hayat ağcında ki meyveler gerçek tatlı meyveler değil. Burada(bilgelik ağacında) bir bilgelik, bir bilmek var. Bu nedenden dolayı öncelikle Galgalta Eynaim’i yani hayat ağacını ihsan etme kaplarına ıslah ediyoruz. Buna ödül ve ceza derecesi denir. Bu Mahsom’u geçtikten sonraki ilk koşul. Kişinin bu dünyadan Asiya, Briya, Yetzira, Malkut ve Atzilut’a yükseldiği ve o safhaya geldiği zaman kişi Katnut halinde ıslahına başlar. Ve Katnut koşulunu bitirdikten sonra alma arzuları ile çalışabilir denir. Peki, ihsan etme kaplarını ne zaman devreye sokuyor? Başkalarına ihsan etmek için alabilecek kapasiteye geldiği zaman. O zaman halkın üzüntüsünü paylaşıyor denir. Yani kendini diğer ruhların arzularına entegre ediyor (İçlerindeki eksikliği ve bu eksikliği nasıl dolduracağına). Çünkü kişinin Ahap arzuları ihsan etme kaplarında da ıslahını başardıktan sonra kişi Ahap’ını kontrol eder ve ıslah eder. Ve diğer ruhlara yönelik Bina olur. Yani daha aşağı seviyede ki ruhlara ihsan eder. Yaratan nasıl aşağıdaki ruhlara yönelik ihsan ediyor, o seviyeye gelen kişide Yaratan gibi ihsan etmeye başlar. Buna bilgelik ağacını kullanmak denir yani ıslah etmek. SORU: Kabalayı hiç duymamış bir insana hayat ağacı ile erdemlik ağacını nasıl anlatabiliriz? RAV: Hazeh’in üstü ve Hazeh’in altı olarak. İnsanın ihsan etme kapları var. Ne demek bu ihsan etme kapları? Kim ihsan etme kaplarına örnek verebilir? ÖĞRENCİ: Birisine verip bundan zevk aldığın zaman. RAV: Fiziksellikte böyle. Birisine bir şey veriyorum mutlu oluyor. Biz buna vermek diyoruz. Peki, alma arzularımız nerede? Alma kaplarımız bunun tersi. Nedir tersi? Aldığım zaman zevk alıyorum. Şimdi bu ihsan etme kaplarına hayat ağacımı diyeceksin? Bu biraz problemli olur. Kişiye hayat ağacını nasıl anlatabiliriz? Verme kapasitesi yani yeteneği öyle bir şekilde ki, kişinin benliğinden tümüyle ayrılmış bir koşul, buna hayat ağacı denir. Çünkü kendi içimizde hissedebildiğimize hayatın teri denir yani hayatımız bu. Eğer biz kendimizi benliğimizden ayırabilseydik ve kendimizi bu benliğin dışında hissedebilseydik o zaman hayat ağacı denilen bu koşulu hissedebilirdik. Neden hayat ağacı deniyor? Çünkü bu dallar köklerden geliyor ki kök Yaratan demek. Nedir bu ağaç imajı, nereden geliyor? Hissettiğimiz her şey kişinin benliğinden kopuk olarak ihsan ettiği durum o his hayat hissi ve bu Yaratan’dan kendisine gelen dallar. Çünkü hayatın kökü Yaratan’da. Yani ağacın kökleri Yaratan’da. Peki, bilgelik ağacı nedir? Bilgelik ağacı kişinin kendi benliğinden sıyrıldıktan sonra almaya başlamasıdır. Yani dışındaki sisteme entegre olduğu zaman - ki ruhların sistemi denir buna - kabını alır ve Yaratan’ın davranışlarını yaratılışın başından sonuna kadar görür. Orada olan her şeyi görür. Ve gördüğü her şeyde bilgeliği edinir. Şimdi hayat ağacı ve bilgelik ağacı dışımızda olan bir kap, aynı sistem. Ruhların dâhil olduğu sistem. Ama yaklaşımımızın ilk safhasına hayat ağacı denir. Kişi kendisinden sadece kopmak ister, diğer ruhlara yönlenmek ister. Kendi benliğinin dışında olmak ister. Buna hayat ağacı denir. Bilgelik ağacıda kendi kabına sahip olduktan sonra dışarıdan bir kap edindiği zaman. Nasıl alıyor bunu? Çünkü başkalarına ihsan edebilecek beceriyi ediniyor. Bununla kendisinden sıyrıldı. Ondan sonra Ahap’ını keşfediyor. Bundan önce Ahap aslında yok. Şimdi ki kopmamız alma arzusundan mı, kendi Ahap’ımızdan mı? Elbette değil. Bunlar çok küçük fani zevkler. Bu dünyada hissettiğimiz o dünyevi arzular Ahap değil ki. Bunlar ilkel arzular bunlar Ahap kabul edilmez. Dolayısı ile tüm çalışmamız ruhların sistemi içerisinde. Bu dünyevi sistemde değil. Ruhların içerisinde var olan o mekanizmada kişinin arzuları ifşa olur. Buna cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan denir. Bizim dünyamızda da bunların kopyasının hayallerini görüyoruz. Bu yüzden dünyamızda cansız maddeler var, bitkiler var, hayvanlar var ve konuşan seviye var. Biz bunları burada hayal ediyoruz, bir ilüzyon yaşıyoruz sanki dünyada varmış gibi. Biz bu şekilde hayal ediyoruz. Eğer bir bilgisayar ekranını alacak olursak, birkaç vektörü birleştirirsek Işık olur. Birkaç vektör daha insan, birkaç vektör daha ağaç, bitki olur. Bunların hepsi güçler, esas realite değiller. Bunlar içimizde sanki bilgisayar ekranında gördüğümüz gibi içimizde var olan görüntüler. Zannediyoruz ki cansız, bitkisel, hayvansal şeyler var sanki onları hissediyorum. Ama hissettiğim şey ne? Bu beni dışarıdan etkileyen güçlerin kombinasyonu. Her şey ruhların sisteminin içerisinde dâhil. Açıklamaları biraz daha basitleştirmemiz lazım. SORU: Cansız, bitkisel, hayvansal koşullar Adam Harişon’un ruhunun sisteminde mi? RAV: O arzu dışında yaratılan bir şey yok ki. Çünkü her şey insanın içerisinde. İnsanın içerisinde her şey barınmakta. İnsan dördüncü safhada, bildiğiniz gibi buna birinci, ikinci ve üçüncü safhaları dâhil ediyor. Buna cansız, bitkisel, hayvansal diyoruz. Hepsi insanın içinde, dışımızda bir şey yok ki. Bu dünyada var olduğunu görmemiz, hissetmemiz, düşünmemiz kendi içimizde olduğundan kaynaklanıyor. Şimdi bir yaklaşım inşa etmeye çalışın. Tüm dünyadaki ekolojik problemlerle ile ilgili içinizde bir sistem oluşturmaya başlayın. Eğer ekolojiyi, çevremizi değiştireceksek, ıslah edeceksek bunu nasıl yapacağız, nasıl ıslah edip, düzelteceğiz? Kendi içimizden ancak, başka ıslah edecek bir şey yok ki. Eğer kişi dördüncü safha ise Behina Daled ise, her şey senin içerine dâhil ise her şey bu Behina Dalet’in diğer Behinot’ları (diğer safhaları) nasıl kullandığına bağlı. Biz kendi arzularımızda nasıl ilk üç safhayı kullandığımıza bağlı. Eğer bunları bir perde ile arzuları, perde ve Işık arasında bir bağ ile tüm parçaları doğru bir şekilde bir araya getirirsek, tek bir genel Yaratan’ın olduğu koşulda her şey düzelir. |