CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ 158 - PESAH’TA NEDEN BİRBİRİMİZİN EVİNDE YEMEK YEMEYİZ

OKUMA

Bunun nedenini şöyle açıklıyor, helal konusunun öneminden. Peki, neden yılın bu zamanında yapılıyor. Bir yerin kendi evimizden daha helal yemeğe sahip olduğunu bilsek bile Pesah bayramında başka yerde yemeyiz. Çünkü bütünlük, bir şeyi çiğnememek için ancak Yaratan kişiyi bütünlük içerisinde tutabilir. Bu yüzden kişinin dikkat etmesi gereken her konuda titiz olması gerekir. Ve hiçbir yerde ekmeğin kırıntısı olmaması lazım. Bu nedenden dolayı sadece Yaratan kişiyi tutabilir denir.

Elbette tutmak eşit değildir. Bazıları Yaratan tarafından fazla, bazıları az tutulur. Bu kişinin ihtiyacına bağlıdır. Çünkü ihtiyacını bilen daha çok dikkat eder. Dolayısı ile bazı insanlarda ihtiyaçlarını bilmedikleri için ve talepleri olmadıkları için yukarıdan bu konuda fazla bakılmaz. Çünkü bazı insanlar kendilerini eksik hissediyordur ve onlara daha çok dikkat edilmek durumundadır.

RAV

Bu bir örnek. Pesah bayramı bir örnek (Pesah bir bayram). Burada elbette manevi bir çalışmadan bahsediyoruz. İçinde bulunduğumuz herhangi bir koşulda mantığımızın ötesine çıkmayı istediğimiz zaman, bu kişinin bireysek olarak Mısır sürgününden çıkmasıdır. Yani egoizmden sıyrılması. Kişi kendisini Firavunun hükmü altında bulur, bundan çıkmak ister. Tam olarak bu hükmün nasıl gelip gideceğini bilmez.

Elbette yukarıdan Yaratan ıslah ediyor. Kişi sadece aşağıdan efor sarf (çaba sarf) ediyor. Dolayısı ile görüyoruz ki, mantığın ötesi bir çaba ile kişi kendisini kontrol edememekte. Hazırlık döneminde ne olacağını kontrol edememekte. Kendisini ıslah olmamış düşüncelerine ve arzularına karşı kollayamaz. Tam olarak bunları ayırt edemez. Ve bunların üzerine çıkacağından tam emin olamaz ve bunların üstüne çıkacağını bilemez. Zaten bunların üstüne çıkmaya Mısır sürgününden çıkmak denir. Yani egoizmden sıyrılmak denir.

Kişinin böyle bir amacı yoksa zaten bunu yapması da söz konusu değil. Bu tüm süreç Işık tarafından yapılıyor (Yaratan tarafından). Kişinin yapması gereken bir tek şey var, hazır olmak, bunun olmasını isteme koşuluna gelmek. Bu yüzden, İsrail oğulları aralarında bağ kurdu ve bir dereceden bir üst dereceye çıkmak için hazırlandılar, derler.

Dolayısı ile kişinin tüm çabası mantığının ötesine çıkmak için. Bunlar kişiye zaten yukarıdan yansıtılmakta. Yaratan’ın ne olduğu, üst derecenin ne olduğu yansımakta. Bu aslında kişiye karanlık gibi gelir. Bildiğiniz gibi Mısır’dan kaçma gecenin yarısında yapıldı. Yani karanlığın derinliklerinde.

Peki, nasıl oluyor da Yaratan’ın manevi dünyasında karanlık oluyor? Kişi bunları anlamamakta ama çalışmasında kabullenmesi, kendi arzusunun Yaratan’ın düşüncesi ile gitmesi (kişinin mantığının üzerinde gitmesi) demek. Buna kendisini hazırlar, ondan sonra kişi bozuk arzularına karşı korunur. Bu korunma vasıtası ile içinde bulunduğu koşuldan bir üst dereceye çıkar.

Şöyle dediği gibi, üst derecenin atığı alt derece için gıdadır. Bu yüzden o bayramsa ekmek yenmez yani egoist arzu ve düşüncelerimizden kurtulma geleneği. Bunu mantığın üzerinde yapmak birebir manevi derecelerde yaşadığımız koşullar. Yani bir üst dereceye giriş karanlık olarak geliyor.

Burada daha çok helal, daha az helal gibi koşullardan bahsederken, içinde bulunan koşullarla bir kıyas yok. Burada bahsettiği şey kişinin içinde bulunduğu koşula tam olarak net güvenememesinden, bilmediğinden. Bu yüzden mantığının ötesine çıkmak zorunda. Bu yüzden birbirimizin evinde o bayramda yemeyiz.

Elbette tüm bayramlarda olduğu gibi bu gelenekte manevi çalışmada sadece bir örnek. Kişinin tuttuğu manevi yoldaki koşullar bunlar. Ama fiziksel hayatımızda bu manen yapılması gereken şeylere yönelik hareket ediyoruz.

Kişi Pesah bayramı için, helal bir gıdadan bahsettiğimizde, belli bir zaman ve belli bir yerde, koşulda yemek yememiz maneviyatta düşüncelerin, arzuların üzerinde niyetlerimizde oluyor. Fiziksellikte elimizle kolumuzla yaptığımız hareketler bunlar bu yüzden gelenek denir. Gelenekle manen içimizde yapılan manevi dünya, manevi yaşam arasındaki fark orada (birisi içimizde, diğeri elimizle kolumuzla yapılır).

SORU: Burada ekmek konusunda düz ekmek yememeli diyor.

RAV: Şimdi bir taraftan unlu mamul ekmek yemiyorsun, öteki taraftan da nasıl kendine yön verdiğini bilemiyorsun. Kişi üzerine yukarıdan gelen her türlü koşulu manen yükselmek için üzerine alır. Yani kişi içinde bulunduğu derecede ne olduğunu bilir. İçindeki o manevi derecede, düz ekmek ne demek vs onları kontrol eder. Hangi mahzene gideceği, hangi mahzende ki fıçıdaki şaraptan alacağı şeyler kişinin içindeki ihsan etme kaplarını kontrol etmesidir. Ne diyorlar? Mum Işığını kullanın diyor yani burada kişinin manevi derecesine göre arzularını kontrol etmesinden bahsediliyor. Elimizde bir mikroskop alıp da kontrol etmiyoruz.

Kişiye kendi derecesine göre koşullar verilir (kendi derecesi içindeki o manevi koşullar). Bununla birlikte kontrol ederiz. Bu kontrol etme mekanizması da fiziksel hareketlere yansıyor (gelenekler).

Bunun dışında kişinin kontrolünden başka senden kimse başka bir şey talep etmiyor. Yani o ekmek koşulunu kendi derecene göre kontrol ediyorsun ve ıslah ediyorsun. O ekmek denilen kısmı ayırıyorsun ve kendini Pesah denilen koşula getiriyorsun. Yani ne demek kendini ayırmak? Alma arzusundan kaynaklanan o arzuları (ekmek gibi şişen o arzuları) geride bırakıyorsun.

Peki, bu ne demek? Şimdi hangi arzuları olduğunu ve ne düşünceleri olduğunu bilmiyoruz. Peki, nasıl üzerine yükseleceğiz? Bir üst dereceye yükselmek demek üst koşulu kabul etmek demek. Nasıl? Mantık ötesi ile. Her zaman aklımıza karşı olan bir şey bu. Çünkü anlamıyoruz. Anlamadığımız için hocalarımız, tümüyle karanlık diyorlar. Kişi için tümüyle bilinmeyen bir koşul. Ama kişi kabulleniyor ve üstüne alıyor. Buna üst koşulu kabul etmek denir. Pesah’ın helal yemek yeme koşullarını tutmasında ne diyoruz, Yaratan’a güveniyoruz, O’nun eline kendimizi bırakıyoruz, bana ne yapacaksan yap diyoruz. Ama bunu aklınla yapmıyor değilsin. Kişi buna kendisini önceden hazırlıyor. Nasıl hazırlıyor? Yaratan’ın yani bir üst derecenin düşüncesini kendi düşüncesine almak için(kendi düşüncesi haline getirmek için) kendini hazırlıyor.

SORU: Grup bir üst derece mi?

RAV: Kişi grupta hazırlık yapabilir, tecrübe kazanır. Mantığının ötesine nasıl çıkabileceğinin alıştırmasını yapabilir. Belki grup vasıtası ile Yaratan’ın kendisi ile çalıştığını hissedebilir. Kişi grubu Işığın geleceği bir yer olarak görmemeli. Grup sadece bir araç. Yaratan’a yönelik ilerleyişimizde bir kap. Bu kap da sadece iç gücü alıyoruz (içimizde devam etmek için bir güç oluyor).

Dolayısı ile kişi gruba üstün Ahap’ı olarak bakacak olursa o zaman mantık ötesi gitmek için koşulları almalı gruptan (işin kendisini değil). Daha önce dediğimiz gibi, Aravut için gerekli koşullar Mısır’dan çıkmak yani üst dereceyi kabul etmek.

SORU: Şöyle yazıyor, bazı insanlar vardır, yukarıdan bu kadar dikkate ihtiyaç yoktur diye yazıyor.

RAV: Şöyle ki, insanın mantığının ötesine çıkması gerektiğini anlamayan insanlar, Yaratan’ın kendilerini ellerinden tutup götürmesine ihtiyaçları yok. Hocalarımızın yazdığı gibi, Yaratan elinizden tutar ve sizinle birlikte yürür. Mısır’dan çıkma koşulu bu. Eğer kendi mantıklarına göre gidecek olurlarsa hala içlerindeki Mısır denilen o egoist alma arzuları ve düşünceleri ile ilerlerler.

Kişi kendisini henüz hazırlamamıştır. Henüz mantık ötesi denilen koşulun yüceliğini anlamamış demektir. Zaten dua etmemiz gereken tek şey bu. Öyle bir arzumuz olacak ki, Yaratan’ın aklına tutunabileceğiz. O’nun düşüncesine tutunabileceğiz. Bu sadece yukarıdan gelen bir Işık’la olur. Kişi bunu düşünecek durumda bile değildir. Kendisini nötrleştirmek, iptal etmek için beklemeye kurtuluşu beklemek denir. Bunun hepsi Yaratan’ın Işığı ile olur (yukarıdan gelen Işıkla olur). Neden bu şekilde anlatıyorlar? Özelsiniz diye, seçilmişsiniz diye niye yazıyor hocalarımız? Çünkü gerçekten bizim üzerimizde olan bir şey. Yaratan’ın idaresi söz konusu. Bunların hepside kişinin çabasına endeksli olarak gelişiyor. Hocalarımız, çaba sarf ettim ve buldum, diyorlar.