|
|
|
ŞAMATİ 159 OKUMA Günler içerisinde şöyle geçti. Mısır kralı öldü ve İsrail oğulları aralarındaki bağda beraber bağırdılar. Ve bu haykırışlarını Yaratan duydu. RAV Bu gerçekten büyük bir koşul. Mısırın kralı ölüyor ve birden aralarından bağ kuruyorlar. Ne demek bu? Çalışmaktan, yoruldular, sıkıldılar, tahammülleri kalmadı ve bunun için haykırdılar, ağlamaya başladılar denir. Bu haykırışları yukarıya yükseldi diyor (Yaratan’a yükseldi). Neden? Çalışmaktan. Yani o kadar kötüydü. Ve diyor ki, Allah haykırışlarını duydu. Bu yazdıklarına göre çok korkunç bir durummuş gibi gözüküyor. Yani Mısır kralı ölmesine rağmen kötü bir haldeler. OKUMA Bu şu demektir; o kadar büyük acılar çektiler ki tahammül etmek mümkün değildi. Ve o kadar çok dua ettiler ki, duaları Allah’a yükseldi. Ve dediler ki, etle birlikte çok ekmek yedik. RAV Mısır’dan çıktıktan sonra, Mısır’da ki hazlarını hatırladılar. Yani ekmekleri, etleri vardı. Yani arzuları hazla doluyordu, tatmindiler demek istiyor. Peki, nasıl oluyor da Mısır’da ki kaplarında acı çekiyorlardı ve Mısır’dan çıktıktan sonra nasıl oluyor da, Mısır’da hayat iyiydi diye düşünüyorlar? Yani Mısır’dan çıktıktan sonra nasıl oluyor da Mısır’da mutlu oldukları zamanları hatırlayıp o zamanlara dönmek istediler? Ve ağlıyorlardı. Hatta Mısır’dan çıktıkları dönem için daha kötü diyor. Yani Mısır’da ki zamanlarından daha fazla (büyük) acı çekiyorlardı diyor. OKUMA Ve şöyle yazıyor, Mısır’da yediğimiz balıkları, karpuzları, soğanları ve sarımsakları da hatırladılar. RAV Mısır’da bunlar için çok çalışmışlardı. Mısır’da köle olarak çalışıyorlardı ve bunları bedavaya alınmış gibi söylüyorlar. Yani yaptıkları çalışmayı hatırlamıyorlar. Bu sürgün mü? Madem kapları doluydu niye önceki durumdan sürgün olarak bahsediyorlar? OKUMA Şöyle ki, Mısır’da ki çalışmayı seviyorlardı. RAV Bundan hoşlanıyorlardı. Neden? Alma arzularına göre, anlayışlarına göre, edinimlerine göre çalışıyorlardı. Mısır’da mantıklarına göre çalışıyorlardı. Yani çalıştıklarına göre karşılık alıyordu. Yani ödül çabasına göreydi. Ve her kes neyi kâh ettiğini biliyordu. Peki, neden bu kötü bir şeydi? Bu koşullar kişinin aklına göre ve gerçeği algılaması koşuluna göre giden şeyler. Mısır bizim kabımıza göre bakıyoruz ki iyi bir durum. OKUMA Şöyle denir, halklar arasına karışıp onlardan öğrendiler. RAV Şöyle ki, o bir grup insan bir halkın hükmü altındaysa denir ki, o alma arzusunun kontrolü altındalar. Burada manevi çalışmadan, kopukluktan bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz şey, kişi amaca ulaşmak için çaba sarf ediyor ama kişiye arzular, düşünceler geliyor ve kişiyi manevi çalışmanın prensiplerinden ayırıyor. Ve kişi bu noktada ihsan etmek için mantığının üstüne çıkmak zorunda. Ve kendisini Mısır’dan çıkarıp (yani dışa doğru) Yaratan’ın kontrolüne yönelik kendisini götürmek durumunda. Yani kişi maneviyat çalışıyor, Kabala çalışıyor, grup içerisinde yer alıyor ama kişi bunları mantıklı gördüğü koşullarla yapıyor. Buna Mısır’ın kontrolünde olmak denir. O zaman bu nosyonlardan bahsediyorlar. Mısır’ın altında ki İsrail oğulları, Yaratan’la bütünleşmek için çaba sarf eden kişi diye bahsediyorlar. Ama Mısırlıların hükmü altında. Kişi tüm manevi çalışmanın prensiplerinden aslında kopuk bir durumdadır. Yani manevi çalışmasında kişinin manevi aklı mantıklı bir şekilde işler. Ve kişi düşünür ki, yaptığı sıradan davranışlarla bir amaca ulaşacağını düşünür. Buna Mısır’ın İsrail’e hükmü denir. Kişi bu yüzden Mısırlıların hükmünden kurtulamadı diye yazıyor. OKUMA Yediklerinde yeterli tat vardı, dediler. RAV Ne demek yediklerinde yeterli tat var? Biraz daha öğreniyorlar yani tatmin durumdalar. Ama öteki taraftan bu kişinin çabasına da bağlı. Her şey insanın çabasına bağlı. Ödül çabaya endeksli. Hocalarımız, çaba sarf ettim ve buldum diyor. OKUMA Ve kurtulamadılar. RAV Çünkü kişi, manevi çalışmanın o safhasında kurtulmanın ne olduğunu bile tahmin edemez. Sanıyorlar ki, biraz şöyle, biraz böyle yaparak, çalışacaklar. Bununla ilgili, damlaya damlaya göl olur diye bir söz var hatta. Peki, Yaratan ne yaptı? Mısır kralı öldü diyor. Yani Yaratan Mısır kralını öldürür. Sanki iyi bir koşulmuş gibi, insanın alma arzusunu öldürüyor. Şimdi kişi kendisini gerçeğe açabilir. Ama ne oluyor? Mısır kralı öldükten sonra hesap yapmamaya başlıyorlar. Yani mantıklı bir hesap yapamıyorlar. Çabama göre ödülüm nerede, neye göre ilerleyeceğim? Ve şimdi yukarıdan bir talep gelmeye başlıyor. Kişiyi mantığının özerine çıkmaya zorluyor. Ve kişi burada şunu görmeye başlıyor, kişinin düşüncesine göre gitmediğini görüyor. Yani eti yok, balığı yok, soğanı, sarımsağı yok, bu yüzden bu koşullarda İsrail oğulları bağ kurma zorundaydı deniliyor. Yani Yaratan’ın Mısır kralını öldürmesi ile bir koşula zorlandılar. Yoksa Mısır kralı ihtiyaçları olan her şeyi veriyordu. Ve bu süreçte hem fikirdiler. Karınları doyuyordu, çalışıyorlardı ve karşılığında bir ödül alıyorlardı. OKUMA Ve Mısır kralı öldü. Bu şu demektir ki, işlerini kaybettiler ve artık çalışamadılar. RAV Peki, yakıt olmadan nasıl bir hareket yapabilirim? Ödül görmeden, bir şeyin sonucunu görmeden nasıl kendimi çalışmaya itebilirim? Eğer kişi için önemli ise beden hesap yapıyor. Yani önümde 2000 yıl bile olsa kişi için önemli olursa, beden hesap yapar, bu benim için önemli der ve bunun için 2000 yıl çalışır. Ve gelecekte alacağı ödülü şimdi alıyormuş gibi bedeni çalışmaya razıdır. Ve kişi problemsiz çalışır. Mesela şimdi oturup çalışıyoruz ve on yıl çalışmaya razıyız diyoruz. Kişi belli bir çaba sarf ediyor ise kişi için başkalarının bilmesi önemsiz olur ve nasıl olsa ödül alacağım diye çalışır. Ama şimdi bu koşulda bir motivasyonları yok çünkü ödülü görmüyorlar. Yani bir taraftan seçimleri olmadığını görüyorlar, o yönde çalışmak zorundalar. Çünkü Mısır kralı öldü ve şimdi yeni prensibe göre gitmek zorundalar. Yeni prensibe göre gitmek mümkün değil. Neden? Çünkü o kapları yok, bir tatları yok. Her şey karanlık. Peki, kişi ne yapabilir? Yaratan için hiçbir ödül olmadan çalışabilirim. Bunu nasıl yapabilirim? Bunu nasıl yapacağımızı açıkçası bilmiyoruz, bana güç ver diyoruz o kadar. Ama bana bir tavşana verilen havuç gibi bana bir havuç bir zevk verme. Bir kölenin hazzı yoktur. Çalışma fırsatı vardır ve o çalışma fırsatı kişi için yeterlidir. Bu yüzden köle denir. Yani tat almadan çalıştığı kadarıyla ilerlemek. Ve bundan daha fazlasını kendisine talep etmez. Sadece çalışabilme yeteneği, o kadar. Tıpkı yazdıkları gibi iğnenin ucu kadar tat almadan. Çünkü eğer kişi herhangi bir ödeme görürse, çabasına karşılık bir şey aldığını görürse, o zaman bilir ki şu anki alma arzusundan orada bir ödeme görür ve bu koşulda Mısır’dan çıkamaz. Yani o egosundan, sürgününden kurtulamaz. Bu yüzden bu çıkış sadece bir kaçış olmalı. Yani insan için bu kadar kötü olmalı. Tüm insanın alma kaplarında o kadar kötü hissedilmeli ki, bunları üzerinde, gecenin karanlığında dediği gibi kaçma koşulu olsun. OKUMA Bu nedenden dolayı, İsrail oğulları aralarında bir bağ kurdular. Yani o bağ vasıtası ile ağladılar. Yani kölelikte bir canlılık bulamadılar. Şöyle ki, Mısır kralının ölümü ile onlara bakan kişi öldükten sonra dua edecekleri bir mekân oluştu ve hemen kurtuldular. RAV Peki, neye yönelik dua ettiler? Kralımız neredesin diye dua etmediler. Burada dua ettikleri şey kişinin (önceki durumlarında mutluydular, durumu incelediler ve Mısır kralı öldü yani içlerinde ki egonun hükmü öldü diye mutluydular ondan sonra kişi) tavsiye için, güç almak için, ilerlemek için, bir üst dereceye çıkabilmek için, talepte bulunabilir. Kişi Mısır kralının hükmü altında iken (egosunun hükmü altındayken) maneviyata yönelik hiçbir hesap yapamıyordu. Alma arzusu ile çalışıyordu. Ama şimdi ihsan etme koşuluna hiçbir hesap kitap yapmadan, aşağıdan yukarıya nasıl manen yükseleceklerine yönelik bir talepte (dua ettiler) bulundular denir. Elbette bu haykırışlar kişinin incelemelerinde henüz gerçek değil, bir yalan. Ama aşağıdan yukarıya bir mesaj vermek için yeterli. OKUMA Daha sonra çölde yürüdüler. RAV Çölde yürümek Katnut koşuludur. Yani Yaratan’a yönelik daha büyük bir alma arzusu içindeler. Daha büyük bir hükmün altındalar. Ve bunlarında üzerine çıkmak durumundalar. Burada aslında ihsan etme kaplarının hükmü altındalar ama şimdi kendi arzularını Işığa karşı kollamak zorunda ki, Işıktan aldığı zevk kişiyi kontrol etmesin ve egosundan (zevklerden) kişi kendini koruyabilsin ve arzularını zevkle doldurmasın. Kişi sadece kendi formunu Işıkla eşitlemek için çalışmalı. Dolayısı ile şimdi manen daha büyük bir çalışma yapmaları lazım. Neden? Çünkü Katnut dönemindeler ve doyum alırlarsa yoldan çıkarlar. Kendilerini Işığa karşı korumaları lazım. Buna da çölde dolanmak denir. Neden? Çünkü alma arzusunda Mısır’da ki alma arzularının çok daha büyük kapları var. Mısır’da sürgündeyken alma arzuları, alma kabaları ifşa oldu. Şimdi burada ise, çöldeki koşulda o alma arzularının içinde merhameti keşfetmeleri lazım. Ondan sonrada baktılar ki, buna tekabül edecek şekilde Mısır’da ki hazlara tekabül edecek şekilde aynısı var orada da. OKUMA Daha sonra çölde yürürlerken Katnut seviyesine geldiler. Ve Mısır kralının ölümünden önceki hali tekrar istediler. RAV Mısır kralı tekrar ayağa kalktı deniliyor ve bu arzuların üzerine(alma arzularının üzerine) ihsan etme kaplarını inşa ettiler. Bu bir süreç. Ondan sonra denir ki, tapınağı inşa ettiler vs vs. Burada (çölde dolandıkları zaman) alma arzularının ıslahından bahsediyor. SORU: Çöldeyken Işığa karşı çalışırken, bunun Mısır’da ki koşulla ne alakası var ki? RAV: Çünkü o arzular insanın içinde sürekli var. Ama insanın içinde ifşa oluyor, kayboluyor. Neden Mısır’daydılar? Çünkü alma arzularını artırmak için. Ve bunların üzerine çıkmak istediler ama sürekli aynı arzular ile çalışıyorlardı. Şöyle diyebiliriz, bizler içimizde sonu olmayan dünyanın arzularını barındırıyoruz. Şimdi bunlar Işık vasıtası ile büyüyor. Ve bunlar büyüdükçe üst Işığı tahrik ediyor. Ve her defasında üst Işık bu arzularla bir şey yaptığı zaman, bu arzular yeni formlar ve derinlikler oluşturmakta. Bunu hem insanın içerisinde, hem de genel insanoğlunun (tüm Adam Harişon) kabının içerisinde oluşturmakta. Yani Adam Harişon sistemi içerisinde ki, o koşullar. Görüyoruz ki, arzular Yaratan’ın yarattığı aynı arzular. Ama kişinin arzularına yönelik Mısır’dan çıkıyor yani yabancıların hükmünden kurtarıyor. Ondan sonra kral ölüyor. Yani artık hükümdar yok, şimdi Mısır’dan kaçabiliriz diyorlar (yani bu arzularla bir şeyler yapabiliriz). Mısır’dan çıktıktan sonra bu arzulardan kopuyorlar hissi var. Peki, buradan nasıl büyüyecekler? Aynı kaplarla büyüyecekler. Şimdi yeni derecelerde uyanmaya başlayan o arzular. Her derecede öyle ya da bu şekilde kullanabileceğin aynı kaplara sahibiz. O kadar. SORU: Kişi hangi manevi koşulda yani Mısır’ın hangi safhasında olduğunu nasıl tayin edecek? RAV: Edemez. İnsan Mısır’da ki hangi safhada olduğunu bilemez. Çünkü Mısır hala şu demek, Firavun tarafından hükmedilmek demek. Şöyle ki, Firavun’un hükmü hala var ve kişi orada bir şey görecek durumda değil, kapasitesi yok. Dolayısı ile erdemlilerin tavsiyesini almak zorundasın diye söylüyorlar. Hocasının dediğine göre gitmek durumunda. Kişi manevi çalışmanın o safhasında gerçekle ilgili hiçbir şey göremez ki. Gördüklerinin dışında nasıl bir şey olabileceğini bile hayal edemez. Kişinin aklı Firavun’un kabı denir. Gerçek mi, yalan mı? Eğer ben alma arzumla gerçek olarak görüyorsam gerçek demektir. Ama kişi aklının yani Firavun’un kontrolü altında olduğunu görmez. Buna yalan kaplar denir. O safhada kişi Allah’ın hükmü dışında her şeyi görür. Yani Allah’ı göremez. Aslında kişinin içinde bulunduğu koşulu, kişi ihsan etme kabını alana kadar ne durumda olduğunun farkına bile varamaz. Aradaki farkı göremez, kendisini tarif edecek kelimeler bulamaz. SORU: Grupla mantıklı ilerleme ve Mısır kralının ölmesiyle mantık ötesi gitmesi koşulu nasıl oluyor? RAV: Tüm süreç kişinin bilinci olmadan, çabasını tamamladığı yerde başlar. Ruhunun kökünün bir anlayış edinir. Çabası ile bu safhayı bitirdiği zaman üst Işık kişinin üzerinde işler. Aslında Yaratan’ın Işığı dinlenme halinde ama kişi belli bir çabayı sarf ettikten sonra yukarıdan sanki daha yakınmış gibi gelir. Işığa daha yakın olma koşulu vardır. Sanki kişi yükselmiş gibidir. Kişiye Allah’ın Işığı daha çok yansıdığından değil ama kişi belli bir süreci tamamlamış demektir. Bu süreci tamamladıktan sonra üzerinde işleyen Işığı farklı bir etki olarak hisseder. Eskiden hissetmiyordu ama şimdi hissetmeye başlar. Dolayısı ile bu değişim, sürekli miktar ve kalitede farklı bir bağa ulaşma koşulunda. Ve kişi tüm safhalardan geçmeli ki yukarıdan bu koşula gelebilsin ve yukarıdan gelen o uyanışı hissedebilsin. Hocalarımız o yüzden, sanki Işıkta bir değişiklik varmış gibi diye anlatıyorlar ama öyle değil. |