CANLI DERSLERDEN NOTLAR


   ŞAMATİ 165 - ELİYAHU’NUN TALEBİ

RAV

Bakın ŞAMATİ makaleleri Baal HaSulam’ın yemeklerde söyledikleri, oturup konuştukları, küçük toplantılarda anlattıkları, öğrencilerine küçük konuşmalarında söylediği şeyler. Şamati makalelerini Rabaş bu konuşmalardan duyduklarını yazarak oluşturdu. Yani bir konuya yönelik babası bir şey anlatıyordu ve Rabaş hemen not alıyordu ve bu notlardır Şamati makaleleri. O yüzden bütün değil makaleler. Anlık hislerini hemen dile getirmesi.

Ne demek şimdi, Eliyahu’nun talebi adlı makale. Bunları anlamak çok zor. Baal HaSulam bir mektubunda açıklıyor. Buradaki makaleyi okuyalım ama ne dediğini anlamayacaksınız. Zohar’da da bu konuyla yani bir derece edinmekle ilgili yazıyor. Ahap’ın Galgalta Eynaim’den sonraki ıslahıyla ilgili. Okuyalım şimdi, sonra yorumlarız.

OKUMA

Eliyahu sordu, ne yapmalıyım? Şöyle cevap verdi, ruhunun iki porsiyonu ve şöyle devam etti, kendisinde bir talep oldu.

RAV

Yani 248 arzusunun ıslahı ve taştan kalbe açıklık getirmesi lazım.

OKUMA

Çünkü 248 ifşa olunca taş kalpte ifşa olur ama ona dokunmak yasaktır. Her kim 248 arzuyu ifşa ederse taştan kalbide ifşa eder.

RAV

İşimiz bu yani Ahap’ı ikiye ayırıyoruz. Yukarıya yükseltilen Ahap (yani Galgalta Eynaim’in ıslah edebileceği arzular). Bu Ahap kendi kendini ıslah etmiyor, Galgalta Eynaim’e kendisini ilişkilendiriyor, ona yönelik pasifize ediyor. Bu şekilde Ahap yükseliyor, Galgalta Eynaim’e entegre oluyor. Ve bunların hepsi BYA dünyalarındaki kaplar. Atzilut’a entegre oluyorlar demek.

Süreç bu. Önce Atzilut dünyası inşa ediliyor. Yani oradaki kaplara Galgalta Eynaim denir yani Esrael kapları, arzuları. Önce onları ıslah etmemiz lazım. Çünkü kırıldıktan sonra onlarda Ahap’ın kontrolü altında. Ama şimdi Galgalta Eynaim’in kapları ele alındığı zaman, onları ıslah ettikten sonra buna hocalarımız ıslah olmuş maneviyata dönüş denir. Hatta hocalarım İsrail topraklarına dönmek demenin bu olduğunu söylerler. Ve oradan da maneviyatı yaymak denir. Hatta buna Mesih’in borazan sesi denir vs.

Yani daha alttaki arzular üstle ilişkilendirilir. Sadece ilişkilendirmek var. Hatta yazılarda şöyle denir, oğullarınızı ve çocuklarınızı omuzlarınızda Kudüs’e getirdiniz denir. Bu yazılarda demek istediği şey, bu bayağı arzuları yukarıya getirmek. Kudüs bu yüzden yüksek olan tepe noktasında. Burada o arzuları yukarıya çıkarmaktan bahsediyor. Kişi dolayısı ile maneviyata ilişkilendireceği o ıslah olmamış arzuları ortaya çıkardığı ve pasifize ettiği zaman taştan kalpteki arzularda ortaya çıkıyor. Ve tekrar ıslah olmak için o Zivug de Haka denilen çiftleşme oluşuyor ve kaba en son ıslah geliyor. Buna da Gimar Tikun (son ıslah) diyorlar. Yani o taştan kalp aşama aşama ıslah oluyor.

Önce o taştan kalpten Ahap da Eliya denilen o Ahap arzularını yükseltiyoruz, onları ayıklıyoruz. En sonrada taştan kalp ıslah oluyor. Bu yüzden Eliyahu kabı Galgalta Eynaim’in kapları yani bunlar Man yükseltmek için, iki kabın hikâyesini anlatıyor burada. Bunları daha detaylı olarak diğer kitaptaki mektupta açıklayacağız.

SORU: 288 nedir?

RAV: 288 Galgalta Eynaim’in, Bina’nın nitelikleri. Başta bu arzular vardı. Bunlar alma arzusundan kopuk olan küçük Aviut sahibi olan arzular. Bu küçük alma arzularına maneviyatta İsrail denir. Ondan sonra bu küçük az bayağılığı olan arzular diğer bayağı arzularla karıştığı zaman buna sürgün denir. Alma arzusunun derinliklerine indikçe bu saf arzular maneviyattan koptukları için sürgüne gittiler denir.

İlk başta Galgalta Eynaim arzuları vardır, ondan sonrada dört sürgün vardır. Yani kökten koptukları için vardır. Şimdi bizde son sürgün dedikleri dönemdeyiz. Dört derece yani bayağı arzularımız var. Ve bu dereceye, bu koşula gelmeden de Kabala ilmi ifşa olmaz. Çünkü kalp hazır olması lazım, kalpte arzu olması lazım. Ve eğer kaplar da henüz ihsan etme arzusu ifşa olmadıysa Kabala ilmini ıslah olmak için açmaya gerek yok. Yani kişi hala sürgünde olmalı denir. Kabın kırıldığı zaman olduğu gibi.

Kap kırıldıktan sonra bir süreç başladı ve kırılmalar seri oldu. Dört kere kırılma ve yayılma oldu. Bunun için hikâyelerde, kutsal kitaplarda dört kere sürgüne gittiler denir. Yani kişinin manen yaşaması gereken o maneviyattan kopukluk. Şimdi son derecede o noktadan başladığımız zaman kurtuluşa, bu ifşaya dördüncü dereceden gelmemiz içinde Baal HaSulam farkı anlatıyor. Diyor ki,  bunun sırrı alfabenin ilk harfinde diyor ve Kabala ilminle de bunu yapabiliriz diyor. Yani maneviyatı çalışarak, dağıtarak Yaratan’a ulaşabilirsiniz diyor. Yani sürgünden kurtuluşa gelebilirsiniz.

Dolayısı ile 288 kıvılcımla çalışılır denir. Onları bayağı arzularımızdan, kırık, bozuk arzularımızın arasından ayıklarız. Ve ayıklamayı Yaratan’ın Işığı ile yapıyoruz. O gösteriyor bize. İçimizde tayin etmeye başlıyoruz bu bozuklukları. Ondan sonra egomuzun üstüne çıkmaya başladığımız zaman bu ancak Yaratan’ın Işığı ile olur. İnsan kendi başına kendisini ıslah edemez.

Kişi bunları gördükçe bir tane Man oluşturur. Bu şekilde Yaratan’ın Işığı bir aksiyon yapar. Ve ihsan etme kaplarını yükseltir. Bu yüzden denir, Eliyahu gibi uçtu yani Galgalta Eynaim’e yükseldi. Bu yüzden Alef için alfabenin ilk harfi ve dünyanın şampiyonu denir. Her kim dünyanın şampiyonu olursa Yaratan’a yükselebilir. Yani egoistlik arzulardan sıyrılma koşulu. 288 bu.

SORU: Kişi nasıl maneviyatı tercih edebilir ki? Her zaman aklımla tercih yapıyorum ve sürekli bu dünyadayım.

RAV: Söyle bana şimdi, iki ya da üç yıldır buraya geliyorsun ve hep aynı şeyden şikâyetçisin. Peki, niye burada oturuyorsun, ne arıyorsun burada? Ben sana söylüyorum şimdi, maneviyatı fizikselliğe tercih etmen gerekiyor diyorum. Ve sende aynı şikâyetle oturuyorsun. Ama gelişim aynen böyle. Yani Kabala’nın talep ettiğini istemediğin zaman. Sana hala olmuyor demek ki, burada oturuyorsun.

Dinliyorsun, topluma entegre oluyorsun, grupla ilişki kuruyorsun, dağıtıma katkıda bulunuyorsun. Yapabildiğin kadarıyla elinle, kalbinle, ruhunla çalışıyorsun. Ve hala yazılanlara ulaşamadın. Öyle değil mi? Burada ne yazıyor? Maneviyatı fizikselliğe tercih edeceksiniz diyor. Ama anlıyorsun. Sahip olmadığını anlıyorsun. Ve amaca ulaşmak için bir şeyin olması gerektiğini hissediyorsun. Yani Yaratan’ın daha önemli olması gerektiğini, ihsan etmenin daha önemli olması gerektiğini hissediyorsun.

Kendini kendinden çıkarıp diğer ruhların arasına düşmeyi istemek. Bu senin için daha önemli olduğu zaman denir ki, bu kişinin hayatından daha önemlidir. O zaman dünyadan aldığın tüm düşünceler oraya yönlenir. Bu incelemeler çok önemli. Çünkü kişi kendisini inceledikçe içindeki o iç tansiyon, o iç gerilim artar, çalışması artar. Bu yüzden damlaya damlaya göl olur denir. Bu kişiyi tahammül edilmez bir duruma getirir. Ve kişi ağlar. Bu yüzden hocalarımız “İsrail oğulları bu çalışmadan dolayı haykırdı” der.

Belki biraz daha çalışmalı ve birkaç şey daha yapmalısın. Yani sana yardımcı olacak her şeyi yapmalısın. Hocalarımızın “bu talebe gelmek için kişi çaba sarf etmeli” dediği gibi. Aslında en büyük zorluk budur. Yani gelişimimizin o ilk safhası. En büyük zorluk hep orada.

İki gün önce öğrendiğimiz makaledeki gibi (Salı akşam ki ders). Baal HaSulam’ın mektubunda yazıyor, zengin adamın mahzendeki oğlu makalesinde. Zengin baba oğlunu yirmi yıl karanlık bir mahzene kapatıyor. Babası aslında bunu yaptığı için çok üzgün. Ama oğlunu belli bir yetiştirilişten geçirmek istiyor. Belli bir zorluktan, belli bir anlayışa, belli bir erdemliğe getirmek istiyor. Bu yüzden belli bir sürece sokuyor oğlunu. Oğluna bu zor koşulları koymasına rağmen esas acıyı kendisi çekiyor. Hatta buna kutsallığın üzüntüsü denir. Bunları oğluna yapmasının tek nedeni oğlunu sevmesi aslında. Ama oğlu karanlığa kapandığı için babasını bir türlü anlayamıyor. Neden bana bu koşulları getiriyor diyerek, nefret ediyor ondan.

Dolayısı ile bu koşulların hepsi geleceğin perspektifi. Ondan sonra kişi karanlıkta olsa bile yavaş yavaş Yaratan’ı haklı görmeye başlar. Ve kişi daha çok çaba sarf ettiği zaman, çalışmalarında, dağıtımda, özellikle iç çalışmasında yaptıklarına üstüne bir damla almak denir. Yani karanlıkta bir kıvılcım Işık. O karanlığın aslında Işık olduğunu, sadece Işığın tersi olduğu için karanlık geldiğini anlamaya başlarız. Bunu görmeye başlarız. Yani babasının doğru yaklaşımını görmeye başlar. Yani sevgisini görmesi için o kötülüğü önce görüyor. Oğlu o kötü hisleri yaşadıkça aslında babasının yaptıkları ile kendisini yetiştirmek istediğini sonradan anlıyor. Baba oğlunun duasına göre davranmak zorunda.

Ondan sonra o zıt koşula yapışır. Buna karanlıkta olmak denir. Oğlu bu karanlığı üstüne aldığı zaman yani üst dereceye yönelik kendisini pasifize ettiği zaman baba kendisini ters çevirip Işığa dönüyor. Bunu oğlu şöyle hissediyor, daha önce aslında karanlık olmadığını hissediyor. Sadece ona karanlıkmış gibi geliyor. Çünkü o bozuk hissediyordu, yanlış görüyordu. Yani babasını anlamıyordu. Kişi bunu keşfetmeye başlar. Bunu üstün Ahap’ına kendisini ilişkilendirerek yapar. Kişi Ahap’la bağını kurduğu zaman onunla işlemeye başlar. Burada açıklayacak birçok koşul var. Sana tavsiyem (öğrenciye) çabanla ve şikâyetlerinle devam et.