|
|
YARATAN’IN YÜZÜNÜN GİZLİLİĞİ VE İFŞASI OKUMA İkinci gizlilik ki, kitaplar buna gizlilik içindeki gizlilik derler. Şöyle ki; kişi Allah’ın arkasını dahi göremez derler ve derler ki, Yaratan ayrıldı. Adama hissettiği tüm ızdırap kaderiymiş gibi gelir. Adamın gözünde hayatı o kadar komplike olur ki, Allah’ı bile inkar eder. Bu şu demektir, kişi dua eder ve belası için sadaka verir fakat Allah cevap vermez. Kişi başındaki belalar için dua etmeyi bıraktığı zaman Allah ona ödül verir. Kişi ne zaman İlahi yönetime inanır ise, bir sevap işlemeye kalkarsa sanki işleri ters gider. Tekrar merhametsizce yere düşer. Sanki kötülük yaptıkça dünyevi hayatı daha başarılı gibidir. Dolayısı ile kişi görür ki, hilekârlıkla daha çok ediniyor. Bakıyor ki, maneviyatı çalışan herkes, hasta, fakir, başkaları tarafından tartaklanıyor, sevabı tutan adamlarsa başkalarının gözünde değersiz. Öyle ki, onlar arasında bir an bile kalmaya tahammül edemez. Bakar ki, maneviyatla ilgilenmeyen adamlar ise zengin, hayatları rahat, kendilerine güvenleri var ve her gün rahat rahat yaşıyorlar. İlahi yönetim özellikle insana hayatı bu şekilde gösterir. Buna gizlilik içerisinde gizlilik denir. Kişi yükün altında kendisini ilerletemedikçe ve bilemediği bir nedenden dolayı Allah’ın bu gizliliği gönderdiğini göremediği için kişi ‘Allah yaratılanları umursamıyor, onlara bakmıyor’ der. Kişi için olan her şey tesadüf ve hasbel kader dir. Buna Yaratan’ın arkası denir. RAV Bu net mi, net değil mi bakalım. Şimdi insanlar benim bloga geliyorlar, aramızda birkaç yıl geçiriyorlar hayatları kötüleşiyor elbette. Kişi Kabala çalıştıkça problemleri başlar. İş hayatında, evinde, ailesinde problemler başlar. Kişi ‘kabala çalışmıyorken hayatım iyiydi’ der. Ne oldu da birden dünyevi hayatım kötüleşmeye başladı diye düşünür. Dolayısı ile birçok insan bana bunu soruyor. Adam elbette kıyas yapıyor, bakıyor eskiden banka hesabı iyiydi, doktora daha az gidiyordu, şimdi kabala çalışmaya başladı ne işi rast gidiyor, nede sağlığı. Dolayısı ile kişi çift gizlilik denen bir safhaya girer ve bununla ilgili manevi yolda çalışan, ilgilenen insanlar çok şikayetçi olur. Derler ki, hem bir taraftan ıslahımız için çalışacağız, yani bumu ödülümüz. Manen ilerleyeceğimize, heyecanımız olacağına, geçireceğimiz mutlu günler olacağına, git gide kötü günler geçiriyoruz diye düşünür. Şimdi adamda hala belli bir bilinç yok. Adam önce kırık, bozuk olan koşulu keşfetmeli ki, ıslah edeceği yeri görsün. Dolayısı ile ancak, kötülüğü ve bozukluğu görerek ıslah olabiliriz. Yoksa ıslah etmesi gerektiğini nereden bilecek adam. Elbette gördüğü şeyi ıslah edecek arzusu olması lazım. Bu arzu ile Allah’ın ifşasına gelinir. Yani bozukluğu ıslah ettiğimiz yerde Allah ifşa olur. O yüzden tek ve çift gizlilik diye koşullar var. Şu an kim içindeyse içinde, geçirende geçirdi bu safhaları. Burada tek ve çift gizlilikle ödül ve cezayı öğreniyoruz, yani kendimizi ıslah ettiğimiz dört safhayı. Hiçbir adamın bu dünyada kaçacak bir yeri yok, adam ıslah olmak zorunda. Yapabileceğimiz bir tek şey var, bu yolda ilerleyebilmek için kendimize bir çevre inşa etmek ki, bu çevre bizi bir an önce bu safhalardan çabucak geçirsin. Ne demek çabuk? Şöyle ki, her koşulun içerisinde sanki bir bataklığa saplanmış gibi batmayalım. Kişinin yapması gereken tek şey bu koşuldan çıkıp ilerlemesi. O yüzden makalede de yükü taşıyamadığı anlatılıyor. Yani Allah’ı haklı çıkaramıyor, kafası karışık adamın. Kişi manevi yolda ilerlediği için bu koşulların kendisine geldiğini bir türlü anlayamıyor. Yani adam öyle bir koşula giriyor ki, ‘başlarım kabalanıza’ diyerek maneviyatı bir kenara atıyor ve ‘dünyevi hayatımla ilgilenmem lazım’ diyor. Gizlilik denilen şey bu. Allah’ın ilahi yönetimiyle, hayatta başına gelen şeyleri bir türlü ilişkilendiremiyor adam. Bu safhaya çift gizlilik denir. Adam Allah’ın arkasını da göremiyor. Yani insan sanıyor ki, her şey doğadan, hasbel kader, koşulu Allah’la ilişkilendiremiyor. Bu çift gizlilik, Allah’ın arkasını bile görmüyor. SORU Hayatım o kadar kötü değilse ben manevi yolda ilerlemiyor muyum? Hayatım da her şey iyi ise manevi yolda ilerleyemiyor muyum? RAV Ne yani başına belamı istiyorsun. Bak iyi hayat şu demek, gerçeği görmek yada görmemek. İki arada ıslah olan ya da bozuk olan bir şey var. Adam hep ıslah olmamış koşulları keşfetmeli ki ıslaha doğru ilerleyebilsin. Dolayısı ile tümüyle kötülüğü hisseden bir adamda aslında iyi bir şey hissediyor. Çünkü kötülüğünü gören ıslahını da görebilir. Kişi ne istediğini görmeli. Bu dünyadan mutluluk duymak istiyorsan keyfine bak, gerçekten. Eğer maneviyat edinmek istiyorsan o zaman buna caba ver. Ama iki ara bir derede olma. Ya bu dünyada mutlu olmak için çalış ya da maneviyat için çalış. OKUMA Yüzün gizliliği Şöyle ki kişi ızdırap ve eksiklik içerisindedir, hastadır, planlarını yerine getiremez, duygusal olarak tatminsizdir. RAV Yani adam başkası için bir şey yapmak istemiyor. OKUMA Cevapsız dua Kişi dua eder ama duasına cevap gelmiyordur. Kişi iyi iken kendisine kötülüğün geldiğini görür. Kötüyken de iyilik geldiğini görür. RAV Hani adam bir yerde bir kötülük yaparda bundan sonra bir haz duyar. OKUMA Kişi görür ki, çaldıkça, çırptıkça sanki hayatı daha iyiye doğru gidiyor. Maneviyatı tutmuyor. RAV Tamamen çerçeveden çıkmış bir adam. Hocalarımız der ki, Şabatı tutmadı. Şabatı tutmamak dini vecibeleri yerine getirmemek değildir. Yaratılışın amacı Şabat olarak bilinir. Adamın ıslahından bahsediyor burada. Eğer adam Şabatı tutmuyor derlerse bu manevi ıslahından çıkmış raydan çıkmış bir adamdan bahsediliyor demektir. Yani o kişi için maneviyat önemli değildir ve elinin tersiyle maneviyatı itmiştir. OKUMA Kişinin dürüst ve iyi olarak gördüğü herkes sanki sağlıksız ve hayat tarafından aşağılanıyormuş gibi görünür. Dışarıya baktığında kötü olan bütün adamların zengin, iyi hayatları olan, hiçbir şeyi umursamayan keyfi yerinde olduklarını görür. RAV Adam böyle görüyor ne yapacaksın. OKUMA Dolayısı ile Haktan yana olan tüm arkadaşları maneviyatı tutuyorlar. RAV Maneviyatı ıslah olmak için çalışan adamlardan bahsediyor. OKUMA Dışarıdan baktığın zaman hasta, kaba, beceriksiz, insanlardan uzak ve insanlarla bir an bile geçirmeye tahammülü yoktur. RAV Maneviyatı çalışıyoruz. İnsan sevgisi, dost sevgisinden bahsediyoruz. Adam bir bakıyor, Yaratan’a yaklaşmak için bu adamlarımı seveceğiz yani diye düşünmeye başlar. Şimdi burada ruhun ıslahı ve bozukluğu adama ifşa oluyor. Yani dostlarını sevmediğini ve sevemediğini görüyor. OKUMA Tek gizlilik Yaratan’ın yüzü ifşa olmuş değil. Yani Allah insana iyi ve iyiliksever olarak davranmıyor. Sanki kişi tam tersi bir durum hissediyor. Adama sürekli bela geliyor, maddi durumu kötü ve borcu olduğu kişiler sürekli onun kapısını çalıyor. Tüm günü problemler ve endişelerle dolu. Ya da kişinin sağlığı bozuktur, başkaları ona saygısızca davranır, yaptığı her şey başarısızlıkla sonuçlanır ve adam sürekli streslidir. Burada görür ki Yaratan’ın iyi yüzü yok. Ama bu durumda Allah’ın kendisine bu koşulları getirdiğini görür. Ya yaptığı günahlar için ceza çektiğine inanır, ya da daha sonra bu ızdırabı için ödül alacağını görür. Ve seven Allah ıslah eder denir. Haktan yana olan bir adam ızdırap çeker. Zira Yaratan ona barışı(BÜTÜNLÜK) getirmek ister. Herkim bunlar benim başıma hasbel kader gelmedi bunların bir nedeni var diyerek yoluna devam eder ve Allah ilahi yönetimiyle bana her şeyi getiriyor derse, bu Allahın arkasını görmek olarak bilinir. RAV Bu tek gizlilik. Burada adam hayatından memnun değil, kafası karışık, başına kötü şeyler geliyor ve niye böyle olduğunu bilmiyor. Bir taraftan manevi yolda ilerliyor ve diyor ki Yaratan’la manevi bir bağım var, bu koşullar bana özellikle Yaratan’dan geliyor gibi içimde bir izlenim var. Burada kişi Yaratan ne iyi nede iyilik veriyor bana diye düşünüyor. Ama başına gelenleri Yaratan’la ilişkilendiriyor. Şunu anlamamız lazım burada bir gereklilik var. Yaşadığımız her şey bir basamak ve her şey de ilahi bir yönetim var. Bir çok insan bana gelip Yaratan neden bana kötülük getiriyor, ne sağlığım yerinde, ne ev hayatım huzurlu, manevi yolda da çalışıyorum, neyi yanlış yapıyorum ki hayattan bu kadar tekme tokat yiyorum diye soruyorlar. Manevi yolda ilerleyen bir adam için genel olarak diyebiliriz ki, üst derecenin Ahapı karanlık olarak yansır. Yani kişi manevi yolda ilerlerken, üstün Ahapı altın Galgalta Eynaiminde ama karanlık olarak yansıyor. SORU Bir taraftan adama ızdırap geliyor ve hayatının manasını sorguluyor. Diğer taraftan da ikinci gizliliğe giriyor ve bu Allahtan uzaklaşmak bu ne demek oluyor. RAV Talmud eser sefirota (Yaratan’ın on Işığı, niteliği) girişte öğreniyoruz ki, tek ve çift gizlilik tek başlarına var olan koşullar değil. Bunlar adama sürekli gelip giden koşullar. Bu süreçte adam büyümeye başlar yani tecrübe sahibi olur. Burada negatif bir hissiyatı da olur, mesela derki Allah beni bıraktı. Belki Allah tokat atsa belki teşekkür etmem gerekecek bazı koşullarda. Burada gizlilik altıda iken Yaratan’la ilişkinin farklı koşulları var. Yaratan’ın ilahi yönetimi adamdan gizli ve net değil. Bu yüzden siyah ve beyaz olarak tanımlamayın çünkü adamın kafası sürekli karışık oluyor. Kişi Mahosmu geçene kadar kafası sürekli karışık. Çift gizlilik, tek gizlilik arasında sürekli gidip gidip geliyor ve bunun ardından Mahsomu geçiyor. Yani bariyeri geçiyor, Allahın ifşasına geliyor. Her defasında tek gizlilik, çift gizlilik inceliyorsun. Neden? Çünkü alma arzumuz sürekli değişiyor, bayalığı artıyor, formları değişiyor. Ta ki tümü ifşa olana kadar, tümü ifşa olduktan sonra Mahsomu geçebilir ancak adam. Bu nedenden dolayı tüm geçirdiğimiz safhalar bizim için kullanışlı koşullar. Bu iki durum arasında sürekli gidiş, geliş var. Eğer adam çift gizlilikte olduğunu yakalarsa ve bundan hüzünlü olduğunu hissederse, bu hüzünde Allahtan geliyor. Kişi bu hüznün iyi olduğunu da düşünebilir. Neden? Çünkü Allah’la bir bağı var. Bir taraftan üzgün, negatif bir durum ama diğer taraftan da Allah’la bir bağı var. Mesela bazen sevdiğimiz kişiyle kavga ederiz ama ondan kopamayız ve seviyoruzdur. Bu koşullar kişinin içsel analiz ve koşullarını ayıklaması için özel durumlar. SORU Gizlilikteki ve ifşada ki koşullar bana nasıl yardımcı olacak? RAV Allah’la bağı bulmak zorundayız. Üstün Ahapına göre kendini pasifize etmen lazım. O yüzden tek ve çift gizlilik ilahi yönetime yönelik yani üstün Ahapına göre. Bu koşulda başka ne yapılabilir ki, tek ve çift gizlilik var, mahsomu geçiyoruz ve sonra ödül ve ceza seviyesi yani Allahtan korku seviyesi var. Bunun üzerinde de Allah sevgisi denilen en üst seviye olan sevgi seviyesi var. Mahsomu geçtikten sonra da tek ifşa ve çift ifşa denilen koşullar var. SORU Burada bahsettiği, sağlık, para gibi şeylerin başka bir anlamı var mı? RAV Bak burada (Makalede), bu dünyada yaşayan bir adamdan bahsediyor. Biz şimdi Mahsomun altındayız ve sadece bu dünyayı algılıyoruz, maneviyatı değil. Bu dünya bizi kontrol ediyor. Şimdi bu hayat içerisinde yaşarken biz Allah’la bağı nasıl oluşturacağız? Üstün Ahapıyla nasıl bağ kuracağız? Ben şimdi bu dünyada yaşıyorum ve bu dünyada yaşarken üstün Ahapı (Ahap da Eliyon) denilen bir kısma tutunmam lazım. Nereden, nasıl tutunacağım? Şimdi üstün Ahapı bana karanlık hissiyatı getiriyor. Bu dünyadan aldığım zevkler ise bana haz getiriyor. Şimdi adam burada iki arada analiz devresinde, bunu yapan kişi elbette maneviyatta ilerleyen, maneviyatı çalışan bir adam. Burada iki izlenim var, sanki iki çizgi var. Adam daha sonra orta çizgiyi inşa edecek. Karanlığın üzerine çıkmak isteyecek, bu dünyanın üzerine çıkmak isteyecek. Yani hem arzularının, hem de karanlığın üzerine çıkacak. Buna hazır ise Mahsomu geçer. O zaman anlar ki, tek ve çift gizlilikteki koşulların hepsi içinde bulunduğu koşulları incelemesi ve analiz etmesi içinmiş. Bu analiz ve incelemeden sonra adam Mahsomu geçmeye gelir. OKUMA Kişi manevi Işığı ifşa ettikten sonra ve adam Allah’a inancıyla nefes almaya başladıktan sonra, RAV Adam burada Allah’ın ilahi yönetimini görüyor. Gören adama inanç sahibi denir. Adam burada Allah’tan başkası yok koşulu içerisinde. O yüzden burada karanlıktan Işığa çıkıyor diyor. Bir taraftan Allah’ın iyi ve iyilik sever olduğunu görüyor ve kendisini bu yolda ilerleterek Mahsomu geçiyor. OKUMA Akabinde o zaman Allah’ın ifşasını edinmeye layıktır. Bu şu demektir, kişi Allah’ın kendisine olan yaklaşımında iyi ve iyiliksevermiş. Dolaysı ile görüyor ki Allah’tan iyilik ve sükunet alıyor ve her zaman tatmin. Artık ekmeğini problemsiz kazanıyor, hiçbir hastalığı olmuyor, saygınlığı var ve yapacağı her şey de başarılı olacaktır. Herhangi bir eksikliği olduğu zaman duasını eder ve hemen cevabı gelir. Zira Allah her istediğine cevap verir ve hiçbir duası cevapsız ve karşılıksız kalmaz. Ve görür ki, kendisiyle birlikte doğru yolda yürüyen arkadaşlarının hiçbir hastalığı yoktur, işlerinde başarılıdırlar, sükunet ve huzur içerisindedirler. Kişi tüm dostlarının aklı başında, gerçekten yana, nezaket dolu olduğunu görür ve onların arasında olmaktan büyük mutluluk duyar. Ve herkim manevi hayatın dışındaysa, görür ki, bu kişilerin hiç hayatı yok, başlarına beladan başka bir şey gelmiyor, hastalar, nefes alamıyorlar ve görürler ki başkaları tarafından nefret ediliyorlar. Bu kişiler aptal, zalim, yalan dolu olarak görülürler. Bu kişilerin yanında olmaya bir an bile tahammül edemez. RAV Adam yaratılan varlıkları da bu şekilde görmek zorunda mı? Bu an için böyle görüyor. OKUMA O’nun adı tüm yaratılanlar tarafından iyi ve iyiliksever olarak bilinir. Başkasının hazzı dostunun verdiği haz gibi asla değildir. Örneğin herkim erdemlikle ilgilenirse, itibardan, paradan zevk almaz. Bilgide istemez yani bir şeyi icat etmekten de haz duymaz. Bu adama itibar getirir ama erdemlik edinim getirir. RAV Herkes arzuna göre… OKUMA Adamın talebi güçlenir. Gizlilik safhasında ki kişinin, yolu, ilerleyişi, kitaplardan Işığı çekmeyi ve inancını Yaratan’ın ilahi yönetiminin nasıl güçlendireceğini zamanla öğrenir. Yaratan’ın Işığı ile edindiği şeylere şifa denir. Belli bir safhaya geldiği zaman Yaratan merhamet denilen bir koşulu gösterir ve adama ruhunu verir. Ve adam Allah’ın ilahi yönetimini görür. RAV Manevi yolda ilerleyen bir adam kitaplarla, dostlarıyla kendisini güçlendiriyor ki, Allah’ın ıslah eden Işığını çekebilsin. Sadece Allah’ın Işığı adamı ıslah edebilir ve ancak bu değişim adamı Mahsomu geçirtir. Eğer kişi Mahsomu geçerse Allah’ın ilk ifşası denilen ödül ve ceza derecesini edinir(ödül ve ceza manevi bir derecedir). Bu seviyenin ötesinde sevgi denilen bir koşul var. Bu diğerlerine sevgi ile yaklaşmaktır ve Allah’ın ikinci ifşasıdır. Ödül ve ceza bireyin kişisel ıslahıdır, diğer safhada ise ruhlara yönelik ıslah vardır. SORU Allah’ın ifşası, başkalarına yönelik kişisel bozukluğumuzdaysa nasıl ifşa oluyor? RAV Haklısın, yeterince açıklamadık. Şimdi, ben varım ve etrafımda diğerleri var. Hocalarımız Allah için iyi ve iyiliksever diyor ama bizim için bu koşulu Allah oluşturuyor. Kişi burada başkalarına yönelik eksikliğini hissedemediği için onlara yönelik çalışamıyor. Sanki ben Ahapım, onlarda dua eden. Bende Yaratan’a dönüyorum ve Yaratan’dan onlar adına talepte bulunuyorum. Henüz bunu yapacak durumda değiliz. Bunu yapabilmesi için kişinin kendi kişisel ruhunu ıslah etmesi lazım. İşte buna Bina seviyesinin işi denir. Bu Allah korkusu denilen safhada ki çalışmadır. Kişi ödül ve ceza safhasında bu niteliğini yani ihsan etme niteliğini inşa ediyor. Bu safhayı bitirdikten sonra, diğer ruhlara yönelik çalışıyor. Allah’a benzemek denilen seviye, sevgi seviyesi bu. Yani Allah’ın ruhlara iyi ve iyiliksever olarak yaklaştığı gibi benimde başkalarına bu şekilde davranabilmem yani Allah sevgisi denilen seviye bu. Başkalarını sevmekle Allah sevgisi aynı şey. Yani Allah’ın ihsan ettiği gibi bende ihsan etmek istiyorum koşulu, ihsan edebildiğim koşul. TAS ta çalıştığımız Üst dereceye Man yükseltmek gibi ama bunu yapabilmek için önce Merhamet denilen yolda olmamız lazım. Yani yoldan çıkmayacak bir durumdasın yani başkalarının eksikliğini hissedebilesin ki onu doldurabilesin. Mesela sen bir tekne, yat istiyorsun diyelim, yanında oturdum ve sende bu eksikliği hissettim. Şimdi senin eksikliğini kendi arzum gibi hissetmem lazım. Senin arzunu hissediyorum, sanki Yaratan’a dönüyorum ve tak yukarıdan bir yat veriyor bana. Bende diyorum ki sana, hadi al. Senin eksikliğini, hazzını hissediyorum, zevkim için değil, sadece ihsan etmek için ondan etkileniyorum. Burada adamın Ahap kısmında perdenin gücü olması lazım. Nefsine hakim olmak denilen şey bu. Dünyada ki her şeye karşı durabilmek. Ödül ve ceza safhasında adamın rızası var, burada anne olabilmek denilen bir başka safha var. Daha sonra sevgi denilen bir koşula geliyor. Altın yukarıya dua yükseltmesi olarak öğrendiğimiz koşul gibi. Bir çocuk ağladığı zaman anne çocuktan daha çok acı çekiyor sanki. Çünkü çocuğun bir isteği var. Anne çocuğunun eksikliğini çocuktan daha çok hissediyor çünkü nereden kaynaklandığını anne anlıyor. Fakat bebeğin bir anlayışı yok. Dolayısıyla perde denilen şeye ihtiyacımız var. O yüzden ödül ve ceza seviyesi Sina dağı olarak bilinir. Adam Sina denilen, o nefret denilen şeyin üzerine çıkmak zorunda. SORU Çift ve tek gizlilik ilahi yönetime yaklaşımım, peki bu manevi mi, fiziksel mi? RAV Her şey bir, ne fark eder. Soru ya devam ediyor öğrenci O zaman benimle sokaktaki adam arasında ne fark var. Sokaktaki adamda ayağını kırıyor buda Allah’tan geldi diyor. RAV Her adam, her istediğini söyleyebilir ama Allah’tan geldi demekle, Allah’tan geldiğini gören adam arasında fark var. Sokaktaki adam ağzıyla her istediğini söyleyebiliyor. Görüyorsun Kudüs de ki duvarda her gün ağlıyorlar. Peki adam hissediyor mu Allah’tan ayrı olduğunu? Adam neden ağlar? Allah’tan kopuk olursa ağlar. Duvarda ağlayan adam biliyor mu, yaratılışın amacı ne, neden ağlıyorum? Sokakta güzel laflar söyleyerek ilerlenmez. SORU Yer almak, içinde olmak ne demek? RAV Bir doktor düşün, hastanın hastalığını anlayabilmek için, o koşulun içerisinde yani hasta ile bir bağı var. Bunun üzerinde de şifası var, yani bunları yaparsan adam iyileşir diye. Bina yani ihsan etme niteliği, yaratılan varlığın eksiklik hissiyatı ile Allah’ı ilişkilendiren koşul. Yani İhsan etme niteliği, Bina, Yaratılan ile Yaratan’ı bir araya getiren koşul. Bu nitelik Allah’a bağlı olan bir koşul. Bir taraftan Allah’ın niteliği, diğer taraftan da, Yaratan tüm yaratılanların arzularına, eksikliklerine dahil ama bu ıslah olmak isteyen adamlar için geçerlidir. Bina denilen niteliğin yapısı bu. O yüzden hocalarımız şöyle yazar; sizler Allah için oğullarısınız. Bu bağın diğer dereceleri de var, Allah’la dost olmak vs gibi. OKUMA Yüzün gizliliği ve ifşası Kişi canlılığını ve hayatını kolaylıkla elde eder. Kişi hiçbir zaman eksiklik, hastalık hissetmez. Nereye dönerse dönsün aklına gelen şeyler hemen olur. RAV Ama Kabalistlerin hayatına baktığımız zaman böyle görmüyoruz ama. Çünkü Kabalist kendi gözünde böyle görüyor ama dışarıdan bakan böyle görmüyor tabi ki. OKUMA Dua ettiği zaman hemen cevap alır. Ve kişi raydan çıkarsa başarısızlığı hisseder. Yaratan’la aynı yolda olan dostlarını görür ki, hepsi zengin, hastalık bilmez, itibar sahibi, sükunet ve huzur içindeler. Tüm dostlarını aklı başında, terbiyeli ve gerçeği konuşan olarak görür. Ve aralarında yer almaktan büyük mutluluk duyar. Dolayısı ile dostlarını Hak’tan yana görür ve aralarında olmaktan büyük mutluluk duyar. RAV Şimdi adam, kişisel içselliği ile bunları ilişkilendirmeye çalışırsa, bunu yapamayabilir. Belki bu şekilde algılamaya çalışmak için biraz erken. SORU Manevi yolda olan biri nasıl kötü şeyler yaşar? RAV Manevi yolda ilerleyen adam son ıslahına kadar hep düşüşler yaşıyor. Kişi bir yükseliyor, iki düşüyor. Dolayısı ile kişinin yükselişinde ya da düşüşünde ilahi yönetime yaklaşımında değişiklik oluyor. Aslında her şey Yaratan’a yönelik. Büyük ya da küçük arzulardan bahsetmiyorum. Burada perdelerden bahsetmemiz lazım. Nedir perde? Allah’la olan bağım. Allah’ı hissettiğim o duyu. Dolayısı ile adam Allah’la olan bağına göre bir ölçüm yapmak zorunda. Sürekli o bağ ölçüsünde olmak zorunda. Çünkü alma arzusu sürekli büyüyecek. Burada önemli olan alma arzum büyürken Yaratan’la aramda ki bağı tutup tutamamam. Aynı zamanda o bağıda büyütmek zorundayım. Manevi yolda ilerleyen bir adam sürekli iniş ve çıkışta bulur kendini. Soruya devam ediyor öğrenci Biraz daha net anlamak istiyorum. Düşüş ve Yaratan’la bağ ve perde ile çalışmak ne demek? RAV İçinde yeni bir arzu ifşa oldu ve Yaratan’la bağın bir önceki koşuluna göre daha az, adam bu hissiyat içerisinde. Bu koşulu tekrar ıslah etmek zorunda, tekrar ilerlemek zorunda adam. Üstün alttakine dahil olması ne demek? Bu beni etkilemiyor değil ki. Daha öğrenmedik ama TAS ta kişi kendisine göre ne, başkalarına göre ne? Kendisine göre, merhamet seviyesinde ama başkalarına göre, alttakilere göre bu seviyeye dahil olmayabilir. Soruya devam ediyor öğrenci Tek gizlilikte ki düşüş konusu nedir? İfşada ki Yaratan’la bağ konusu ne? Çünkü çift gizlilikte de ilahi yönetime yönelik bir tavrımız var ve çift gizlilikte de düşüş var. RAV Tek gizlilikte ki düşüşte kişi Allah’ın iyiliğini haklı çıkarmaya çalışıyor ama yaşadıklarından görüyor ki, Allah iyi değil. Bu Allah’ın arkasını görmek. Çift gizlilikte bunu da görmüyor. O yüzden sayfa 106 da üstün Ahapına nasıl tutunabilirsin diye soruyor. Adam burada tek gizlilikte, Mahsomun altında. Adamın Mahsomun üzerinde Allah’a tutunacak gücü var, ihsan etme niteliğini edinmiş adam. Görüyor ki, Allah iyi ve iyiliksever. Fakat bu seviyede de arzusu ve bayalığı artmaya devam ediyor. Her artışta yeniden ıslah etmek zorunda yani üstün Ahapına her basamakta yine tutunmak zorunda. O yüzden Bina seviyesinde de Şoreş, Alef, Bet, Gimel, Dalet (bayağılık dereceleri) denilen her derecede o bayağılık dereceleri var. Kişinin tek gizlilikte de, çift gizlilikte de bu safhalardan geçmesi lazım. Ödül ve ceza seviyesinde de, Allah sevgisi denilen seviyede de, bu safhalardan geçmesi lazım. Kişinin başka seçeneği yok. Aynı süreci tekrarlıyor kişi fakat her defasında farklı bir derecede. İnsan gibi, annesinin karnında bir ceninken orada büyüyor, sonra doğuyor çocuk oluyor. Yetişkinleşiyor adam oluyor. Safhaları var. Merhamet seviyesinde de Şoreş, Alef, Bet, Gimel, Dalet gibi safhalar da var. Bayağılık derecesi artıyor ve bunların üzerine merhameti eklemek zorunda ki Merhamet denilen seviyeyi tümüyle tamamlasın. SORU Başkalarına yönelik çalışmayı Mahsomu geçtikten sonramı yapıyoruz? RAV Hayır. Mahsomu geçmeden öncede başkalarına yönelik çalışıyoruz. Konu bunu realize edip edememen. Aradaki fark o. Egoizm her zaman başkalarına göre ölçülen bir şey. Bizler burada konuşurken, Allah’ın ilahi yönetiminin gizli olduğu safhasından bahsederken, neden bahsediyoruz? Sadece kendime göre konuşmuyorum, başkalarıyla da harmanlaşamamaktan konuşuyoruz. Bunu biraz daha netleştirmemiz lazım. Yani hem Allah’ın gizliliğini, hem de aramızdaki içsel ve dışsal algılamayı. SORU Baal Hasulam’ın burada anlattığı Allah’ın yüzünün ifşası içinde bulunduğum koşulu görmek mi? RAV Hayır. Daha içinde bulunduğun koşulu ölçemiyorsun ki. Hala net değil ve kişinin bunu netleştirmesi lazım. Tüm arzularında ve kabında Allah’ı bariz bir şekilde ifşa etmen lazım ki, Allah’a göre arzun ne, buna tekabül eden Allah’ın Işığı ne ve perdemle bu ikisini nasıl ilişkilendireceğim. Yani manevi duyumla bu arzuyu Allah’la ilişki için nasıl koşullandıracağım. Adam ancak elinde olanla çalışabilir. SORU Realitenin algılanmasında öyle bir noktaya geldik ki, çalışmalarımızda diyoruz ki, bir tarafta dışımda bir dünya varmış gibi algılıyorum, diğer taraftan da her şey içimdeki hisler. Bu kişinin üstün Ahapıyla bu dünyada ki ilişkisi, bu anlattığınız koşula göre ne? RAV Grup ve realitenin ikilem içerisinde algılanması. Bu konuyu konuşmamız lazım. Hala görüyorum ki ikisini henüz net bir şekilde ilişkilendiremiyorsunuz. Eğer düşünecek olursanız, başkalarına olan yaklaşımımız ödül ve ceza seviyesinde başlıyor. Sevgi seviyesinde de başkalarına ihsan etmekten bahsediyor. Peki, kırılmayı ıslah etmeyeceksek Mahsomu nasıl gececeğiz? Kabalistler tüm kitapları ve makaleleri boşuna mı yazdı. Bir basamaktan ikinci bir basamağa nasıl çıkacağım? Bunu başkaları ile bağ kurmak için yapmayacaksam Adem denilen o tek ruhu parçalardan nasıl inşa edebiliriz ki. O yüzden yolun her basamağında ben ve başkaları arasındaki ilişkiden bahsediliyor. Maneviyatta ise başkalarına olan sevgiyi realize etmekten bahsediyoruz. Yani realize ettim ve artık herkese ihsan edebilirim. Bu aşamada gerçekten başkalarını kendin gibi sevdiğini, başkalarının içinde sana dahil olduğunu görürsün. Fark bu. Maneviyata hazırlık safhasında buna ulaşmaya gelmek için çalışıyoruz. Manevi çalışmaya başladığımız zaman pek isteğimiz yok buna. Hatta elalem ne işin var orada falan diyor. Ama tek ve çift gizlilik safhalarında istemeye istemeye başkalarına yönelik çalışıyoruz. Maneviyatı edindikten sonra ise bunun realizasyonu var. O yüzden manevi yolda ilerleyen bir kişi hazırlık aşamasındayken kendisini o amaca kilitlemek zorunda. Yani kendini hedefe kilitlemek zorundasın. Realitenin algılanmasını hem içimden, hem dışımdan, Yaratan’ın ifşasını tek olarak nasıl algılayabilirim ki? Eğer Yaratan’ı ve kendimi ilahi yönetime dahil olarak bir şekilde ilişkilendirmezsem Yaratan’la benzemek denilen koşul olamaz. Görmemiz ve keşfetmemiz lazım ki, ben, O ve nasıl benzeyeceğiz. Dolayısı ile soyut bir şeymiş gibi değil, Yaratan dediğimiz zaman, yaratılışın yaratılanlara iyilik yapma niyetini keşfetmemiz lazım. Bu nedenden dolayı grupta ki bağdan bahsetmek, realiteden bahsetmekte içsel ve dışsal bağda ifşa oluyor. Başkaları maneviyata yükselmek için gereklilik. Islah tümüyle bu bağda. Yaratılışın amacını her zaman gözünün önünde tutarak ilerlemek zorundasın. SORU TAS’a girişte şöyle yazıyor; ‘‘Bu dört izlenim insan ve içinde bulunduğu yer olarak Yaratan tarafından sebep ve sonuç ilişkisiyle yüzeye çıkar. Ve kişi bir şeye bağlı olan sevgiyi ifşa etmeden yükselemez. Ve ancak bir üst basamağa bu sevgiyi ifşa ederse geçebilir. Basamaktan basamağa son ıslaha kadar bu böyledir’’. Eğer ben herkese ve herkeste bana dahilse, gizlilik safhasında ıslah olma koşulu başkalarına yönelik çalışma yaparak olur diyoruz. O zaman gizlilik safhasında bu kabı başkalarına yönelik mi inşa ediyorum? Sonrada bunu kullanmaya mı başlayacağım? RAV Öyle diyebilirsin. SORU Gizlilikten ifşaya gelince realitede ne değişiklik oluyor? RAV Realiteyi algılaman değişiyor. Başka ne değişebilir ki. Dersin sonuna geldik inşallah gerçek realiteyi edinmeye geliriz ve bu dünyevi hayatımızın hayalinden çıkarız. Bu ders 21 08 2008 tarihli 3. Bölüm de işlenen Yaratan’ın yüzünün gizliliği ve ifşası adlı makalenin yazıya dökülmesidir. Bu ders arşivde 21 08 2008 tarihinde mevcuttur. |