Kabala Nedir? Önsöz

Neden Kabala? Neden Kabala?

Ben Kimim!

O'ndan Başkası Yok!

Altıncı Duyu

Altıncı His

Mükemmel Dünya

İşleyen Güç

Sırların Açıklanması

Hareket Zamanı

Şhina'nın Sürgünü

Düşüncenin İçerdiği Güç

Manevi Gen ve İntibalar

Olam Nistar

Din ve Kabala

Diğer İlim Dalları ve Kabala

Yaratan Akıl

Düşüncenin Gücü

Tek Kanun

Dinin Mahiyeti ve Maksadı

Yaratan'ın Gizliliği ve Belirmesi

Ruh ve Beden

Matan Tora (Yaratan'ın İfşası)

Başlangıç-Yaratılışı Oluşturan Düşünce

Evrenin Bütünlüğüne Ulaşmak

İradenin Özgürlüğü

Realite Nedir?

Arzular ve Düşünceler

Yaratan'a Dönüş

Düzeltme Getiren Işık

Cennet ve Cehennem

Son Mesih'in Zamanı

Gizlemenin Nedeni

Kadın ve Erkek Arasında

Dünyada Barış

Müzik Hakkında

Kabala ve Müzik Arasında ki İlişki

Reenkarnasyon

Oyun

Neden Manevi Bir Şeyler Arıyorum

Gerçek Ben Lütfen "Ayağa" Kalkar mısın?

Arayış ve Keşfetme

Özgürlüğümüz Nerede?

Kabala-Gerçeği Algılamanın Anahtarı

Geçmişin Sırrı

Yaratan'ı İçimizde Bulmak

Geleceği Geçmişten Görmek

İki İşletim Sistemi

Davranış-Maneviyatın Çalışılması

Orijinal Makaleden Seçmeler

Dua

Dua Ne Hakkında Olmalıdır

Kavana -Niyet-

Düşünce Üzerinde Odaklanmak

Yegia -Çaba-

Derse Hazırlık

Ders Sırasında Bağlantı Hattı

Ruhani Düşüş ve Bu Durumdan Kurtulmak

Kadınlar Nasıl Kabala Çalışır?

Neden Kendimi Kötü Hissediyorum?

Ders de İhtiyacı Hissetmek ve Mutluluk 

   ALTINCI HİS

Kabalacı Y. Ashlag

Psikologların yapmış oldukları araştırmalar neticesinde, dış dünyamızdan aldığımız bilgileri tasnif ve yorumlamak sürecini, İDRAK Dediğimiz anlamak yeteneği işletmektedir. Başka bir deyimle Psikologlar bize ÖN BİLGİYE İhtiyacımız olduğunu söylemektedirler.

Tarih boyunca Felsefe ve İlim beşeriyetle birlikte ilerleyerek geliştiklerini görüyoruz. Günümüzde İlim ve Felsefeyle uğraşan aydınlar ve âlimler etrafımızı saran dünya gerçeklerini araştıran ve inceleyen insan faktörünün bu konuda sınırlı kaldığını kabul etmektedirler.

Bir an için insanı, dışardan geleni duyumsayan, hisseden ve anlayan bir kara kutu olarak varsayalım. İhtiyacımız olan bilgilerin bu kara kutunun içine nasıl girdiklerine bir göz atacak olursak. Bütün bilgilerin hislerimizin aracılığı ile kara kutuya girdiklerini görürüz.

Hislerimizin dayandığı beş duyu, sabit bir rakam (Miktar) olduğundan bizim için bir sınır teşkil etmektedir. Böylece yapmış olduğumuz bütün araştırma ve incelemeler, beş duyu sınırları içinde kaldığından, ancak mevcut duyularımızın sınırları içinde kalan maddi dünyaya ait gerçekleri görebiliyoruz.

Bu nedenle bu sınırların dışında kalan dünya ötesi evrensel gerçekleri görebileceğimiz araç ve aletleri yaratamıyoruz. Şimdiye kadar yarattığımız aletler, var olan duyularımızın etki alanlarını genişletmekten ileri gitmemiştir.

Sınırlı beş duyularımızın dışında kalan dünya ötesi evrensel gerçekleri hissetmek için artı bir duyuya ihtiyacımız olduğunu görüyoruz.

Belki başka boyutlarda var olan başka dünyalar ve bu dünyalarda varlıklarını sürdüren yaratıklar da vardır, fakat biz onları hissedemiyoruz çünkü onları hissedebilecek uygun duyulardan yoksun bulunmaktayız.

Belki hissedemediğimiz, bizimkinden daha geniş ve farklı olan öbür dünyada varlığımızın gerçeklerinden olan doğuşumuz, hayatımız boyunca başımızdan geçenlerin ve ölümün nedenleri bu öbür dünya dediğimiz yerde bulunmaktadır bunları bilmeden varlığımızın hedef gördüğü gerçek amacın ne olduğunu da bilemeyiz.

Dünyamızda, bazı insanlar, ek duyumlarıyla elde ettikleri artı hisler sayesinde bizim gördüğümüz gerçek tablodan daha geniş ve daha gerçek bir tablo görürler. Bu insanlara biz Kabalacı (Mekubalim) diyoruz, çünkü onlar yüksek seviyelerden gelen bilgileri almayı ve hissetmeyi bilirler. Bu kişiler, etrafımızı saran bizimkinden daha üstün dünyaların varlığını bize bildirmektedirler. Bu dünyalar bir soğan gibi iç içe gelişmiş tabakalar halinde olup, merkezinde bizim dünyamız bulunmaktadır.

Bizler bu dünyanın içinde doğar - yaşar ve ölürüz. Bizler sadece bu bizim dediğimiz dünyayı hissedebiliriz, Kabalacılar buna yaşadığımız dünya OLAM HAZEH, Diyorlar çünkü Evrenin hakiki gerçeklerinde ufak bir yer kapsamaktadır.

Kendimizde artı bir Manevi duyu geliştirirsek, bu duyu sayesinde, bir bütünü teşkil eden evrenin gerçeklerinden daha geniş bir parçası olan gelecek dünya'yı hissedebiliriz. Türkçe buna öbür dünya diyoruz.

Bize öbür dünya'yı hissetmeye yardımcı olacak sistemin adı Hohmat A Kabala olup bize, gizli kalmış hakiki gerçekleri nasıl algılayacağımızı öğreten de odur.

Bilincinde olmadığımız bu gizli kalmış gerçeklerle irtibat kurmamızı sağlayacak artı duyu'yu geliştirmek için kendimizde, iç dünyamızda bazı değişiklikler yapmak mecburiyetindeyiz.

Örneğin; Radyo alıcısının içindeki dalga ayarı, dıştan gelen radyo dalgası ile % 100 uyum sağladığı zaman dıştan gelen neşriyatı yakalayabilir.

Biz insanlar da bir radyo alıcısına benzetilebiliriz, bizde de durum aynı, içimizdeki nitelikler karşılığında dış dünyamızda olan nitelikleri yakalayabiliriz iç dünyamızın içinde, dış dünyamızda kalan niteliklere karşı uyum sağlayan nitelikler yoksa dış dünyadan hiç bir şey hissedemeyiz.

Dış dünyamızda var olanları hissedebilmek için, içimizde, iç dünyamızda var olan nitelikleri geliştirmenin gerekliliğini anladıktan sonra, tanımadığımız manevi dünyayı hissedebilmek için gerekli uygun niteliklerin bizde eksik olduklarını anlıyoruz. Bizde eksik olan nitelikler nelerdir?

Bu niteliklere sahip olanların söylediklerine göre, insan karakteri itibariyle tam anlamıyla egoisttir. İnsanın, düşündükleri - istekleri - konuşarak düşünerek ve fiilen yaptıkları olsun, bütün bunlar kendine olan sevgisinden kaynaklanmaktadır, öylesine ki bütün bunlar kendi istifadesi içindir.

Görünüşte bir başkasına iyilik yapan veya başkaları hakkında iyilikler düşünen kişilerin bunu yaparken gerçek amaçlarını derinlemesine inceleyecek olursak, bunları sırf kendi menfaatleri için yaptığını görüp ve yapmış olduğu iyilikler vasıtasıyla, göze görülmez bir şekilde başkasını kendi çıkarlarına alet ettiği görülmektedir.

Manevi duyu'ya sahip olmakla, bu dünya kaybolup onun yerine başka bir dünya, öbür dünya gelecek değildir. Şimdi hissettiğimiz gerçeklerden oluşmuş olan tablodan başka, artı gerçekleri hissedebileceğimiz zaman, var oluşumuzun ve hayatımızın nedenlerini içeren kaynağın öz'ünü görüp onu anlayabileceğiz. Bununla beraber manevi duyumuz yeterince gelişinceye kadar şimdilik (Mekubalim) Kabalacıların yolunda giderek onların tavsiyelerine uyabiliriz. Bu kişiler burada bizimle olmalarına rağmen her iki dünya gerçeklerini hissettiklerinden, onların bize söylediklerini yapmak, gittikleri yoldan gitmek imkânlarına sahibiz.

Bu gerçeklerin şimdiye kadar neden açıklanıp izah edilmediğini Kabalacılar bize şöyle anlatmaktadırlar. Dünyamızın altı bin yıllık mevcudiyeti boyunca ruhların dünyamıza inmeleri ve bedenlerin içinde yerleşmeleri, bir birini takip eden bir düzenin varlığından söz edilmektedir. Bu düzene göre, ilk iki bin yıllık dönem boyunca dünyaya inmiş olan ruhlar, son derece arınmış tertemiz ve saf ruhlardan ibaret idi, bu ruhların (Tikun) onarım yapmaya ihtiyaçları yoktu. İkinci iki bin yıl zarfında inen ruhlar, öncekilere nazaran kaba ve arınmamış ruhlar olduğundan, arınmak için gerekli bir araca ihtiyaçları vardı.

Bu aracın ismi Tora Şebihtav, Tevrat'ın yazılı metinleridir ki bu dini kurallar gereğince fiilen işlenen sevaplar sayesinde ruhlar arınarak gereken seviyeye ulaşmak fırsatını elde ettiler. Bu ikinci iki bin yıllık süreçte insanlar Tevrat'ın sadece yeryüzünde işlenebilir Mitsvot, Sevaplar kısmını kullanarak arındılar.

Bu nedenle üçüncü yüzyılda yazılmış olan ZOAR Kitabı, onbirinci yüzyıla kadar saklı kalmıştır. Zohar kitabı onbirinci yüzyıldan sonra her kuşakta sadece seçkin kişilerin önüne çıkmıştır. Ta ki yaklaşık bundan 450 sene evvel A Ari Akadoş Rabbi Yitshak Luria, 450 sene evvel şöyle demiştir.

Bu dönemden itibaren herkes küçükten büyüğüne kadar Kabala öğrenimi ile uğraşmak zamanı gelmiştir, çünkü bu dönemde inen ruhlar, en kaba vaziyette olan ruhlardır, bu ruhların arınmaları için Tevrat'ın bütününe ihtiyaç vardır, hatta Tevrat'ın içerdiği sırların bulunduğu bölüme bile ihtiyacımız olduğunu bize yazılarıyla söylemiştir.

Zohar kitabı bize ancak Kabala öğrenimi aracılığı ile bütün beşeriyetin bu dünya seviyesinden daha üstün bir seviyeye varacağını yazmaktadır.