NİYETLER

NİYET 1

Niyet hareketten önce gelmelidir, tıpkı Partzuf'un Roş'u hareketten önce gelmesi gerektiği gibi - o zaman "Hareketin Sonu" denir. Hareketin gerçek olarak Guf'ta (Vücutta) uygulanması için davranıştan önce bir niyetin oluşması gerekir. Dolayısıyla öncelikle niyet olması gerekmektedir.

NİYET 2

Her hareketin sonu ilk düşüncede oluşur. Kişi doğru niyetle davranışa hazırlanırsa ve davranış doğru oluşursa, oluşturulan niyet davranışın sonunda ortaya çıkar.

NİYET 3

Yanlış bir niyetin oluşması sadece toplumun genel durumundan kaynaklanır; zira tüm toplum için önemli olan bir şey, her şahıs için önemli olur.

NİYET 4

Eğer niyetin yoluyla Yaratan'la bütünleşmeyi arzuluyorsan - hareketi gerçekleştirip bütünleşirsin. Bütünleşmek arzuda gerçekleşse de, bütünleşmeyi gerçekleştiren hareket niyettedir.

NİYET 5

Kişinin kitapları çalışırkenki niyetini düzenlemesine hareket/davranış denir. İhsan etme niyeti yukarıdan geldiği için, çalışmanın amacı kişinin arzusuyla, kişi çalışmasından Yaratan'a yönelik ihsan edebilme durumuna gelmesidir. Bu tüm gerçekte sadece niyet eksiktir. Kli'nin niyeti eksiktir, yani ruhun gücü ruh parçalandıktan sonra kaybedilmiştir.

NİYET 6

Baal Hasulam bize basitçe şöyle demekte; her zaman bu üç faktörü görmeye çalışın - kişi, toplum ve Yaratan'ın birbirine tek olarak bağlı olması. Herkes bu seviyeye gelmeyi hedeflemeli.

NİYET 7

Çalışma esnasında, her hangi bir konunun açıklanmasında, kişi çok dikkat etmelidir; kişi neden bir şeyin yapıldığını sorgulamalı. Eğer bu davranış amaca ulaşacaksa, Yaratan'la ruhun bütünleşmesine adanmalıdır. Bu demektir ki kişi kendisini her davranışta; çalışmak yada grupta her hangi bir iş yaptığında, ne olursa olsun - hedefe bir adım daha yaklaştırmaktadır.

(25-02-2005: Merdivenin Basamakları, 1. Bölüm, makale 210, "Kabala Çalışma konusu üzerine".)

NİYET 8

Niyet kişisel bir olay değildir. Şöyle yazar:"Tek kalp ve tek insan olarak." Birleşerek bir araya gelmek bir kaptır; kişinin herkesle bağı olmalıdır. Bunun vasıtasıyla, ıslah edilmiş kendini bulabilirsin. Görürsün ki Yaratan kendisini seninle kişi olarak ilişkilendirmiyor, ancak kendini diğerleri vasıtasıyla ne kadar yeterli bir alıcı/kap yapabildiğine bağlı.

 

Dolayısıyla, eğer Yaratan'a kendini başkalarından soyutlayarak dönersen niyetinin olması mümkün değildir. Yaratan'a dönebileceğin hiçbir şey yoktur, çünkü Yaratan'a hitap edebilmek için ve O'ndan isteyebilmek için; "Bana dostlarımla bir bağ kurabilmem için yardım et, çünkü bu bağ vasıtasıyla sana benzeyebilmek için ilham alabilirim."

Yaratan ne yaptı? Maneviyatın edinilmesi için ne tür koşulların olması gerekir? Bağ "tek insan tek yürek olarak" Yaratan halka onu düşünmelerini ona gelmelerini söylemedi. Şunu söyledi "Burada duruyoruz siz ve ben." Eğer aramızda bir bağ istiyorsanız, aranızda bağ oluşturun. Eğer aranızda bağ olmazsa - o zaman ben buradayım sizde oradasınız ve aramızda mesafe var, ayrılık var." Eğer öyleyse O'na nasıl dönmeliyiz? Yaratan zaten koşulları düzenledi ve kendi gücümüzle ıslah edebilmemiz mümkün değil; O'na dönüp O'ndan ıslah olmamız için güç istemeliyiz ve böyle bir talebe O cevap verir.

NİYET 9

Niyet demek yaptığın davranışın Yaratan'a yönelik olması demektir, benzerliğe, O'nun doyumuna ve arzusunun olmasına. Niyet sadece kendi iç çabamızdan gelir. O'na sorarsın: "Bana niyeti ver, niyetimi ıslah et." ve ışık gelir ıslah eder. İstenmesi gereken tek şey bu. Arzun hala aynı arzu, Yaratan hala aynı Yaratan - sadece niyete ihtiyaç vardır, aramızdaki bağ budur. Bizi ne dereceye bütünleştirir? Kişinin kendisini sistemle diğer ruhlarla bütünleştirdiği kadar.

NİYET 10

Eğer kişinin niyeti yoksa o zaman kişi diye bir şey de yoktur. Bir vida gibi çevrilir ve bir hayvan gibi yaşar. Kişiye "hayvan" denilmesinin nedeni özgür iradesini kullanmamasından kaynaklanır. Böyle bir kişi bir hayvanın seviyesinde yaşamaktadır. "Hayvan" tabiri kişiyi küçük düşürmek amacıyla kullanılmaz; sadece bir seviyenin belirlenmesidir, bundan başka bir şey değil. Arzularının emrine göre yaşayan her hangi bir kişi hayvan seviyesinde olarak tanımlanır- zira bir hayvan bu şekilde yaşar.

İnsan ve hayvan arasındaki fark, insanın sürekli içinde ortaya çıkan kendisi adına olan arzuların yönlendirmelerine göre hareket etmemesidir. Bu arzuların yerine önüne amacını koyar, ve kendisini buna göre yönlendirir. İnsan denilen varlığın yapısı budur - kendisini hedefe doğru yönlendiren. "Kavana" (niyet) kelimesi "Kivun" (yön) kelimesinden gelir; niyeti yönlendirmek. İnsanın içindeki hayvanın üzerindeki hakimiyetinin gücü kişinin davranışlarının ve düşüncelerinin niyetiyle ne denli yönlendirildiğine bağlıdır. "Kasıtlı/bilinçli" demek; öz eleştiriyle kötülüğü görüp kendisini hedefe doğru dengeler - ancak o zaman karar verir ve kararını davranışla takip eder.

NİYET 11

Kitapları çalışma esnasındaki niyet maneviyatta ilerlemenin en önemli ve etkili yoludur. Baal HaSulam aynı zamanda kaliteli efor harcamanın yükselmek için tek yolu olduğunu söylemiştir.

Doğru niyeti edinmek için neye ihtiyacımız var? Grubun niyetimi olmalı yoksa kişinin mi? Neden özellikle kitapları çalışırken olmalı? Neyi çalışmamız gerekir, hangi kitaplar vs. Hangi saatlerde çalışılmalı? Hangi grup olmalı hangi öğretmen?

 

Sonuç itibariyle her şey tek bir konu etrafında yapılandırılmalıdır: kalbim ne istiyor? Eğer bu niyeti istemiyorsa, yüzeye çıkması için istemek gerekir. Buna dua öncesi dua denir. Gün içerisinde niyet demek - kişinin grupla çalışmaya sanki doktora ölümcül bir hastalığa çare aramak için gibi gidiyormuşçasına gelmesidir. O zaman kişi gerçekten haykırıp doğru niyeti edinebilir ve Yaratan bu haykırışı duyar ve ıslah ışığı kişiye iner. Kişi dostlarıyla olan ilişkisini geliştirmeli, onları düşünmeli ve Yaradılışın nedenini düşünmeli. Kişinin kişisel ıslah olma niyeti ise ders esnasında sürekli olmalı.

 

En önemli şey saran ışığı çekmektir. En son noktadan başlayarak bizim dünyamızdan kendisini nasıl ortaya çıkardığını görürüz. O zaman gerçeğin ne olması gerektiği ortaya çıkar. Bu noktada grubun oluşması, kitapların çalışılması ve dağıtım önemlidir. Her şey niyetin kaynağındadır ve oradan oluşur.

Niyet tüm bu sistemi harekete geçirir. Genel niyet şimdiki dünyamızın oluşumunu, tüm engelleriyle, meydana getirmiştir ki kişi bunun üzerine kendi niyetini yaratabilsin. Bizim dünyamızda yaratılmış olan her şey - iç özelliklerimiz, etrafımızdaki her şey - neden yaratıldı?

 

Var olan her şey bizlere her an doğru niyeti oluşturabilmemiz için yaratılmıştır. Bu koşuldan faydalanıp faydalanılmaması önemli değil. Her an dünya bizi dışarıdan ve içeriden etkilemek için hazır - eğer sadece doğru niyetin farkına varabilirsek, çok daha çabuk ilerleyebiliriz. Bu anların her biri doğru niyeti oluşturmak için bir fırsattır.
Şubat 17 2005

NİYET 12

Özgecilliğin gücünü yüceltip bizi idare etmesini sağladığımız zaman (davranış ve niyetimiz olarak), özgecilliğin gücü içimizde işleyerek üçüncü bir güç yaratır: "niyet". Yani ihsan eden, Yaratan'ın doğası içimizde oluşur; ama bunu doğa olarak hissetmeyiz. Alıcı ihsan edeni geri çevirir. İhsan edenle alan doğal olarak birbirlerine terstir. Eğer daha üst bilgi talep edersek, çünkü ihsan edenin bizi sarıp doğamız olmasını istiyoruz, o zaman böyle bir haykırışa karşılık niyeti edinebiliriz. İhsan eden niyetin taşıyıcısıdır. İçimizde niyet yüzeye çıktıktan sonra bir Kli (alıcı/kab) olur. Bundan başka bir şeye gerek yoktur, zira Üst Işık mutlak ve sonsuz bir sükûnettedir.


Tek bir şeye ihtiyacımız var: niyeti edinmek. Geriye kalan her şey, niyetle yapılan tüm işlemler ve hesaplar hiç bir problem teşkil etmez. Özel hiç bir analiz ve yaratıcılık gerektirmez. Yapılanlar doğal olarak oluşur. Sadece niyet için olan talebimiz doğamızın ötesindedir.

3 Ocak 2005

NİYET 13

İşimizdeki tek faktör niyet. Dünyamızda niyetten başka hiç bir şey yok.
Sonsuzluk dünyamıza bir arzuyu içinde var ederek indi, özgürlük olma ve gizem içinde yaşama olanağını, yani Yaratan'dan gizlenmiş olarak ve bizim oğullarımıza görünür olarak.

 

Niyeti edinene kadar, doğru niyeti edinmek için yapılanlara hareket denir. Eğer kişi sadece yiyip, içip yaşıyorsa ve amaçsızca geziniyorsa o kişi duran, bitkisel yada hayvansal seviyededir. Buna karşılık hareket doğru niyeti edinmek için olursa o kişi insan seviyesine aittir.

 

İşin gerçeği davranışların yukarıdan geldiğidir. Işık Kli’yi inşa eder ve kalıba sokar. Arzu ışık tarafından yaratılır ve her zaman da sadece ışık tarafından değişime uğratılır. Ancak, insan bazı özel davranışları gerçekleştirebilir, bunlar kullanıma hazırdır. Özellikle ışığın dünyamız seviyesine inip gizli olarak var olduğu bu safhada, bazı davranışlar yardımıyla üzerimize bu özel ışığı çekebiliriz ve böylelikle niyetimizi dönüştürebiliriz. Bunu yaparak, LoLişma'dan ("kendi için") durumundan Lişma ("Yaratan için") durumunu ediniriz.

 

Tüm yapmamız gereken iş, hayatımız ve odak noktamız sadece niyeti edinmeye yönelik olmalı. Geriye kalan her olayda ipin ucundaki kuklalar gibiyiz. Başka hiç bir olayı etkileyemiyoruz - sadece üst ışığı çeken davranışlar oluşturulabilir ve ışığın yardımıyla niyetimizi inşa edebiliriz.

 

Niyeti inşa etmek ne demektir? Niyeti oluşturmak nasıl mümkündür? Çok kolay; eğer ev sahibini biraz olsun açığa çıkartabilirsek, niyet içimizde oluşur. Bu yeterlidir. Yaratan kendisini biraz açığa çıkartır ve o zaman ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu hissetmeye başlarız. Sonra Yaratan'la karşılıklı bir ilişki oluşur, O'na yönelik bir karşılık.

Peki, Yaratan kendisini nasıl ortaya çıkartır? Eğer kendisini gösterirse niyetimizi zoraki inşa etmek durumunda olacak ve kendi özgür irademizi kullanmamış olacağız. Tek özgür seçimimiz niyetin seçimi. Geriye kalan her şeyde doğanın duran, bitkisel, hayvansal seviyelerinde oluyoruz. Bu yüzden belli bir derecede çaba sarf etmek gerekmektedir, özellikle Yaratan'ın gizli olduğu dönemde. Yaratan'a saygıyla yaklaşmak istiyoruz - O'ndan bir şey istemek amacıyla değil. Bu kadar. Kendimizi bolluktan ayırarak bolluğu Verene yönelik (bize hiç bir şey vermese bile) doğru bir tavır edinirsek, bu duruma Bina'nın ıslahı denir, Hassadim (merhamet). Bunu edinmek için gerekli arzuyu biriktirerek, gerçekten istercesine (içimizdeki bu arzunun oranı Yaratan'ın kendisini ne kadar gösterdiğine bağlı) kendimizin buna hazırlığını ifade etmiş oluyoruz.

NİYET 14

Kabalada niyet düşüncedir. Normal hayatımızda düşünce almak arzumuzu tatmin etmek için kullanılan varsayımlardır. Düşünce arzunuzla yapmak istediğinizdir. Egoist ya da özgecil olsun bir arzunun harekete geçirilmesi düşüncedir. Düşüncenin Yaratan'ın hatırına mı yoksa kendin için mi olarak tayin edilen ayırım niyet olarak belirlenir. Niyet olarak çalıştığımız şey dünyadaki diğer niyetler gibi olamaz. Niyet manevi çabamızda incelenen bir düşüncedir.

Umarım bu yakında, hepimizin günlük hayatında ve niyetindeki arasındaki farkın açığa çıkar.

 

En zor olan şey niyeti korumaktır. En çok efor burada gereklidir. Bizden gizlidir ve hissedilmez; kendisini hiç bir şekilde ifade etmez ve ona tutunabilmek büyük bir çaba gerektirir. Her zaman kontrol edip orada olup olmadığının farkında olmak gerekir. Kötülüğü görebilmemiz niyetimize ne kadar odaklandığımıza bağlı - her şey niyetimize karşılıklıdır.

 

İçimizdekiler gizli konular olduğundan, insanlara ne derseniz deyin, şaka ya da ciddi, hiç kimse içinizde gerçekten nelerin olduğunu bilemez. Bu aslında çok güzel bir deva; dış davranış ve kelimelerden ne kadar uzak olursanız, niyeti o kadar iyi tutabilirsiniz, daha odaklı olup daha çok enerji dolu olursunuz. Çok güzel bir derman, kişiselliği muhafaza etmek ve diğer gizemler burada saklıdır. Bu ancak zor bir iştir.

25 Şubat 2005 Merdivenin Basamakları 1. Bölüm, Makale 503.

NİYET 15

Kitapları Çalışırkenki Niyet

Derse hazırlık şu şekilde olmalı; Rav'ınızdan duymak için geldiniz, sizden daha yüksek birisinden. Burada Yaratan'la karşılaşırsınız, kitaplar vasıtasıyla, grupla, bir öğretmenin yönlendirmesiyle, her şeyin birleşimiyle. Kişi halinin kötü ve zor olduğunu görmeli, sanki tüm dünyası yıkılmış gibi. Her sabah derse bu ruh haliyle gelmek çok zordur. Ama ne kadar denersek yukarıdan yansıyan ışık o kadar bizi değiştirir ve üzerimizde işler.

12 Aralık 2004 Yeni ay yemeğinden.  

NİYET 16

Islah olmayı arzulamalı ve bunu başaramamaktan korkmalıyız. İhsan etme gücünü edinip edinememe konusunda tedirginlik içerisinde olmalıyız. Bu bizim doğamızı değiştirir.
Mutluluk içinde Işığa doğru bir tutkuyla ilerlemeliyiz.

Yaratan'a tutunmalı, manevi fikre, ta ki kalp bu dünyanın hazlarını hissetmeyene kadar.
Kendi Klinizin içine gömülmeyin.

İnancın ne olduğunu anlayın.

Bazen kişi kaynaklardan kendisini koparmalı ve iç analizinin doğruluğunu düşünmeli.
Kendi içimde özgecil olma karakterine daha yakın nasıl olabilirim?
Kendi içi analizinize dalmayın; hedefi arzulayın.

Dış davranışlarınızda mükemmellik içerisinde işleyen bir mekanizma gibi olun; hedeften kendinizi ayırmayın, Yaratan'la aranızdaki bağı koparmayın.

NİYET 17

Derse sanki ölüm kalım meselesiymiş gibi gelmeliyim - sanki oksijen eksikliği çeken birisi gibi, insülinini hemen almazsa bilincini kaybedecek olan bir şeker hastası gibi... Kısaca hayatta kalmak için bedeninizin ihtiyacı olan birşey düşünün.

İç hislerim sabah derse gelmeden önce bu şekilde olmalı. O zaman nasıl ne zaman çalıştığım önemli değil. Dersi duymayabilirim, dersi dinlemiyor bile olabilirim. Sadece tek bir soru var kafamda: Ders'ten bir fayda alıyor muyum, bana baskı yapan ihtiyacımı dolduruyor mu ve iyileşiyor muyum? Bu hisler içerisinde dersin etkisi hat safhaya ulaşır.

NİYET 18

Bu arzuyla sadece dolaylı çalışabiliriz, çünkü arzularımızı değiştiremeyiz, insan kendi kalbinin sahibi değildir. Baal HaSulam'ın yazdığı gibi, özgür seçimimizin farkına sadece çevremizin vasıtasıyla varabiliriz. Çevremiz, kitaplar ve grubumuzdur ve sadece onların yardımıyla kalbimde grubun ve kitapların yönlendirdiği yolda gitme ihtiyacını duyabilirim.

NİYET 19

Kişinin kalbi üzerine gücü yoktur, bunun için sadece çevresi ona güç verebilir. Grup insanın kalbi üzerine etki yapabilir. Dolayısıyla kişi kalbini etkileyen bir grup seçmelidir yoksa kalbine asla hükmedemez.

NİYET 20

Yaratan'ın manevi derecesine alma arzusundan gelebilmemiz için, arzularımızı, Yaratan'ın özelliklerini kullandığı gibi kullanmalıyız. Yaratılan varlığın tek bir şeyi var: haz alma isteği, Yaratan'ın ise haz verme niyeti.  

NİYET 21

Yaratan'ın manevi seviyesine haz duyma arzusuyla ulaşabilmemiz için, Kli'mizi Yaratan'ın özelliklerini kullandığı gibi kullanmamız gerekir. Yaratılan tek bir şeye sahiptir: haz duyma isteği, Yaratan ise sadece ihsan etme isteğindedir.


Açık Kitap

5. bölüm Yaratılışın Yapısı

NİYET 22

Maneviyatın keşfi demek insanın bilgi araması değildir; daha ziyade insan Yaratan'ın rızası için alabilmeyi edinmeyi istemeli. Manevi bilgi manevi kaba girmeli. Kabala çalışırken, materyalle bağ kurmalıyım; benden bahseden bir şey bulmalıyım. Geçmişim, şu anın ve geleceğin çalıştığım materyalle nasıl ilişkilendiğini anlamalıyım. Eğer insan henüz manevi dünyaya girmediyse, bu demektir ki çabası miktarı ve kalite olarak yetersiz kalmıştır.

Kabala İlmi (Ptiha)

NİYET 23

Davranışlar değişmez, sadece niyetler değişir. Biz sadece niyeti, sebebi ev davranışları oluşturan şeyleri ortaya çıkarırız. Hareketlerimizin sonucu Or Hozer’dir (yansıyan Işık), perde. Sistem tüm ilişkileriyle sonsuz dünyanın sistemiyle aynıdır. Değişim sadece içimizdeki niyetlerin kendimize yönelik ortaya çıkmasıyla ve gerçeğe olan tavrımızla olur. İhsan etme sistemini anlayabilmek için, doğru yönetimin sistemini, kendimizin bu düzenin içerisinde duran, bitkisel, hayvansal seviyelerde ne kadar güçsüz kaldığımızı fark etmeliyiz.

Maneviyatın eksikliğini hissetmiyoruz. Hayatımızın anlamıyla ilgili sorular sonra geliyor. Bundan önce, binlerce yıldır geçirdiğimiz safhalarda negatif gelişim geçirdik. Tüm insanoğluna ortak olan bir formasyonda yaşamaya çalıştığımız zaman, bir soru yüzeye çıkar: Hepsi ne için? Neden acı çekiyoruz?

Binlerce yıldır insanoğlu toplumsal yapıların oluşumunun peşinden koşmuştur. Her yapıda belli bir ilişki düzeni vardır. Acı çekmemizin sebebi insan seviyesine (maneviyata) hitap eden yasaları hakir gördüğümüzden.

Manevi yasaları bilmeden var olamayız. Sadece zenginlik, onur ve bilgi peşinde koşuyoruz. Bu arzuları tatmin edemeyince kendimize neden zengin değilim diye soruyoruz. Ve zengin olursam da, neden zenginliğimin tadını çıkaramıyorum diye soruyoruz. Neden iktidar sahibi olmaktan, şeref sahibi olmaktan ya da bilgi sahibi olmaktan haz duymuyorum? Zamanla tüm bu sorular tek bir sorunun içine entegre edilir.

Hayatımın anlamı ne?

Özgür İrade makalesi dersinden

27 Nisan - 9 Mayıs 2004

NİYET 24

Manevi özelliklerin edinilmesi.

İnsan içinde maneviyatla ilgili 2 görünüm ortaya çıkarmalı;

1- Hayal ürünü olmamalı ve

2- Edinilen tereddütte asla yer bırakmamalı. "Manevi" kelimesi (hava gibi bir özelliği belirtir) bir şekil ve sınırın olmadığını ifade etmektedir. Ancak, havanın ne kadar gerçek olduğu kişinin algılarında gerçekse, manevi gerçekte bu denli barizdir.

 

ALINTILAR

"Bu bölümde Öğrencilerin ders esnasın da Rav Michael Laitman'dan duydukları veya Rav Michael Laitman'ın ders esnasında hocalarından duyup öğrencilere aktardığı, unutulmayan bilgi ve tavsiyeleri okuyacaksınız. Bu yazılar ders çalışırken, yemek yerken, özel bir etkinlikte veya rutin günlük mesajlardan oluşmaktadır. Tavsiyemiz; bu sözleri yazılı döküman olarak alıp gün içinde okuyabilmenizdir."

Biz üst dünyalara yaklaşırsak Adam’ın ruhuna yaklaşırız. Orada dillerimize ihtiyaç yoktur. Ruha ne kadar yaklaşırsak düşünceleri, eylemleri ve burada anlatılan Kabalistlerin amaçlarını direkt olarak bilinçaltında anlamaya başlarız. Bunlar, üst dünyalar ve onların kendine has dilini bize anlatır.


20 Haziran 2004 dersinden. Kabala'nın Özü

----------

Günün Tanımı:


İma İla'nın içindeki Sameh, Mem, ve Dalet: üst 6 Sefirot’a "yuvarlak Sameh denir ve alt 4 Sefirot’a T-N-H-Y da kapalı Mem denir. Malkut'a da Dalet denir.

----------

Gün içinde düşünce:


Dua elbette ki bütün olmalı, yani kalbin derinliklerinden. Bu, şu demektir ki kişi Yaratan'dan başka hiç kimsenin ona yardım edemeyeceğini %100 bilir. Peki, kişi bunu nasıl bilebilir?


Bu bilgi kişi tarafından edinilir, bunu ancak elindeki tüm araçları kullanıp hala başaramadığı zaman edinir. Dolayısıyla ruhani hisleri edinmek için kişi elinden gelen herşeyi yapmak durumundadır. Ancak o zaman kalbinin derinliklerinden dua edebilir ve Yaratan sadece kalbin derinliklerinden gelen bir duayı duyar.


Her zaman kendimize niyetimizi hatırlatmalıyız ki her zaman Yaratan'la bir bağımız olsun.

Yaratan'ı her zaman gördüğümüz algıladığımız dünyanın imajının arkasında tutmalıyız. O'nu hep bilinçaltımızda düşünmeye çalışmalıyız. O zaman, düşüncelerimizi doğru yönlendirmiş oluruz. Çünkü grubumuzla beraberiz, bu kişiler de aynı şeyi amaçlamaktalar.


Kişi düşünceleri neredeyse oradadır. Bu düşünceler bir grup insanda aynıysa gruptaki bireyin düşünceleri güçlenir, hedefe yoğunlaşır ve tüm grup aynı şeyi düşünmeye başlar. Hiç kimse konuşmasa bile o gruptakilerin düşünceleri aynı olur.


Rav'ın dediği gibi inekleri düşünen insanlarla olursam inekleri düşünürüm. Yaratan'ı düşünen insanlarla olursam, o zaman Yaratan'la olurum.

----------

Günün düşüncesi

Her alt Partzuf üstün Malkut’undan kaynaklanır. Dolayısıyla TVUNA bina'nın Malkut'u olarak adlandırılır çünkü mevcudiyeti buradan kaynaklanır.


Bilmelisiniz ki tüm dereceler birbirine bir zincirin halkaları gibi bağlıdır ve yukarıdan alınan ışık sadece Kli’yi etkiler, çünkü sadece Kli değişir ve dereceleri katlanır. Ancak Ohr her zaman dinlenme (hareketsiz) durumdadır çünkü Ohr Yaratan'ın Atzmut'undan kaynaklanır. Bunu iyi anlayın ve her kelimesini hatırlayın.

----------

TES 1. bölüm


Her zaman kendimize niyetimizi hatırlatmalıyız ki, Yaratan'la her zaman bir bağımız olsun.

İçimizde olan herşey, orada olması gerektiği için orada. Aynen yaratıldığımız gibiyiz, ama kendimizi düzeltmeye çalışırsak, özelliklerimizi doğru şekilde kullanmaya başlarız. Sadece niyetimizi değiştirmeliyiz "kendim için yapmaktan, O'nun için yapmaya" gelmeliyim.

----------

Günün Düşüncesi

Tıpkı fiziksel varlıklar birbirlerinden mesafe olarak ayrıldıkları gibi ruhi varlıklarda yapılarının benzerliği kadar yakındırlar, yapıları ne kadar farklı ise de o kadar uzaktırlar. Şinui Tızura birbirlerinden ayırır ve Hiştavut Tzura da birbirlerine yaklaştırır. Bu nosyon çok önemlidir ve hiç unutulmamalıdır, zira bu erdemliğin temel noktasıdır.


Her zaman ve her koşul altında Yaratan'ı kendi içinde bulabilirsin, O, seni O'nunla bütünleşmek için çağırır. Problem bu bağın sürekli kopmasıdır. Yaratan bu bağı derinleştirmek istemektedir, bu yüzden insan ne zaman O'nun yoluna girerse insanın karşısına sürekli engeller çıkarır. Bunu insanın, engellere rağmen,  o bağı daha sıkı tutması için yapar ve bu bağ daha da güçlenir.


Niyetimizi kendimize her zaman hatırlatmalıyız, böylelikle O'nunla her an ilişki halinde olabiliriz.

----------

Günün İçinden

Ruhanilikte hareket bir düşüncedir!


Üst Partzuf alt kısımla çiftleşmeyi dış kısmıyla yapar!


Şöyle yazar: "Kişi şöyle demeli. Dünya benim için yaratıldı."


Bunun nedeni, dünyadaki tüm insanların kişinin gelişimi, niteliklerinin çalışması için bir araç olması için gerekliliğidir.

----------

TES'a giriş 68


Kendimize sürekli niyetimizi hatırlatmalıyız ki sürekli Yaratan'a tutunabilelim.


Yaratan'ı hissedebilmek için, içimizde mutluluğu O'nun için edinmek niyetini inşa etmeliyiz. Bunun için, doğru kitapları okumalıyız. Bizi ancak tek bir güç özgür kılabilir ve doğallığından çıkartıp doğru hedefe yönlendirebilir: bizi değiştiren Yaratan'ın ışığı.

----------

Günün İçinden

Her ruhani seviye bir üst seviye için, ters ve dış olarak tanımlanır. Önemli olan Yüz kısmıdır sırt kısmı önemsizdir.


Işık sadece O'na doğru yol alanlara yansır. Kişiye gelen ışığın gücü kişinin çabasına bağlıdır.

Yaratan tüm dünyayı yönetir ve her zaman kontrolü altında tutar. Tüm evrende O'ndan başka hiç bir şey yoktur. Yaratılan O'nun altındadır ve O herşeye hüküm eder. O'ndan başka hiç bir güç yoktur.

----------

Kitaplardan

Çalışmamızda Yaratan'dan ruhaniliği ve özgecilliği edinmek için arzu ve heves talep etmeli,

Kavana = niyet     önemi - benzerlik - düşünce


Kutsallık insanı Yaratan'a yönelik çalışmaya güç verir, kötülük ise insanı bu yoldan ayıran şeylerdir

Yaratan, insanın yapabileceği tüm çabayı sarf ettiğini ve onun Yaratan'a ulaşabilmek için kendisini güçlendirmeye çalıştığını görünce kişiye ancak o zaman yardım eder. O zaman insana kendisini açar, buna kabalada yüzünü göstermek denir. O zaman kişi tüm kötülüklerine sırtını döner (bu tövbe etmektir), ve Yaratan'a tüm kalbi, ruhu ve gücüyle tutunur çünkü artık Yaratan'ın açıklığı onu doğal olarak edindiği noktadan Yaratan'a bağlar.

Yaratan'a ruhuyla ve kalbiyle bağlanmak, Yaratan'ın yüzünü görmeyi hak etmektir. (TES'a giriş, 54)


Kendimize her zaman niyetimizi hatırlatmalıyız, böylelikle Yaratan'a sürekli bağlı kalabiliriz.

"Üst ruhani dünyalara ancak perde (Masah) edindiğimiz zaman ulaşabiliriz- kendimiz için arzulamak niyetimizi değiştirdikten sonra. Perdeyle mutluluk edinmek için arzuladığımız herşeyi Yaratan'a yansıtmak için elimizden geldiğince kullanırız, mutluluğumuzu, arzumuzu O'nu mutlu etmek uğruna kullandığımız zaman, O'nun adına mutlu olabilmek için. Bu yolla bize vermiş olduğu tüm mutluluğu bizde O'na veririz."

----------

Günün İçinden

Şu durumu istemeliyiz "her kim dostunu gerçek sevgiyle seviyorsa, sadece onun iyiliğini düşünmeli ve hiç bir çıkar beklemeksizin bunu yapabilmeyi arzulamalı"

----------

Günün tanımı:


Alt Partzuf’un üst Partzuf’tan aldığı şeyler Zivug (çiftleşme) sonucudur, çünkü insan alt Partzuf adına MAN (dua) durumundadır ve alt Partzuf bir üste yükselir ve üstün perdesine dahil edilir.

----------

Günün düşüncesi:


"Mutlu olmayı arzulamak Yaratan'ın özünden kaynaklanır, ancak mutlu olabilmek için önce O'nun yokluğunu hissetmeliyiz. Yaratan'dan gelen mutluluk nedir? O'nun mükemmelliğini ve yüceliğini tanıdıkça ortaya çıkan bir mutluluktur bu. Sadece bunu keşfetmek bile mutluluktur, çünkü bu en erdemli andır."

----------

Kabalanın Yaşanışı


Özgecil olmak amaçlı çalışıldığı için, yani Yaratan'a mutluluk vermek amaçlı, kişi işini asla küçük görmez, ancak insan Yaratan'ın yüzünün gizli olduğu durumlarda bunun tersini hisseder, sanki Yaratan kişinin yaptığından memnun değilmiş gibi. Ancak kişi Yaratan'ın liderliğine, çalışmasında hissettiği herşeyle hemfikir olur. Bu kişinin onu mutlu eden şeyleri düşünerek davranmaması içindir ve sadece Yaratan'ı mutlu edebilmenin yollarını düşünür. Kişiye hayat veren gölge budur.


Keduşha'nın (kutsallığın) gölgesi ile Sitra Ahra'nın (kötülüğün) gölgesi arasındaki fark.


Şamati 8

----------

İki hal


Birbiriyle çatışan 2 güç vardır, üst güç ve alt güç. Üst güce "Benim adımla anılan ve benim şanım için yarattıklarım" denir. Bu tüm dünyanın Yaratan'ın yüceliği için yaratıldığı anlamındadır. Alt güç ise kendisi için arzulamak hissidir ve var olan herşeyin onun için ve onun hakkı olduğunu savunur; hem materyal hem de ruhani olan herşeyin, tüm bu kendini sevmektir.


Arzulamak hissi sürekli hem bu dünyayı hem de bir sonrakini hakkettiğini savunur. Elbette kazanan her zaman Yaratan'dır, ama bu yola ızdırabın yolu denir. Bunun yanı sıra daha kısa bir yol vardır: Kabala. Her kişi gelişim sürecini hızlandırmaya çalışmalıdır.

----------

Şamati 50'den Alıntı


Niyetimizi kendimizden Yaratan'a doğru çevirdiğimizde, içimizde ve çevremizde daha önceden hissetmediğimiz şeylerin farkına varmaya başlarız. Bunları daha önce hissetmemizin sebebi, doğal gereği sadece kendi arzularımız içerisinde yaşamamızdandır. Elde ettiğimiz bu yeni hisse üst dünyalar denir, ya da Yaratan.

----------

Rav’ın Dersinden


Eğer bir insan kitapları çalışırken ve gün içerisinde düzeltilmeyi %100 arzuluyorsa o kişi kusursuz kabul edilir. Gerisi Allah'a aittir ve O'na bırakılır. İnsan sadece arzulamalı ve ruhaniliği edinmek için elinden gelen çabayı sarf etmeli. O çabalarımıza göre bizi değerlendirir.

Gerçek bir arzu başka hiç bir arzuya yer bırakmayandır.

----------

Ders de ki Niyet

Ders sırasındaki hareketim düşüncelerdir.


İnsan gerçeği kitapları çalışırken değiştirebilir ve sadece kitapları çalışırken bizim için en önemli şey için yukarıdan talepte bulunabiliriz - ruhaniliği edinmek ve Yaratan'ın karakterini edinebilmek - özgecillik.


İlerlememiz sadece ders esnasındaki niyetimize bağlı, başka hiç bir şey ilerlememize yardımcı olamaz.


Gün içerisinde insan Yaratan'ın yüceliğinin farkına varmalı ve amacın önemini arttırmalı. Kişi kendini derste ki niyetine ve talebine gün içerisinde hazırlamalı ki içinde biriken tüm gerginlik bu taleple ders de boşalsın!


Işığı sadece ders esnasında uyandırabiliriz.


Ne kadar bildiğimiz önemli değil, her kim erdemliyse çalışmasına gerek yoktur.


İnsan ders esnasında çalışmasını hedefiyle bütünleştirmelidir. Bir keresinde bende hocama sormuştum, " Eğer sadece bir tek şey düşünebiliyorsam neyi düşünmeliyim?" Bana şöyle cevap verdi: "Sadece amacını düşün, ders de okunanları duymasan bile önemli değil, Yaratan'a dönebilecek bir fırsatın varsa bunu yap. Yapamadığımız şey bu, O'na dönmek."


Yukarıdan birşeylerin gelmesini beklememelisiniz, niyetinizle destek yaratmalısınız. Dersten neyi almak istiyorum? Nasıl bir bütünleşmek? Yaratan'ın ışığıyla dolan bu ortak kli nedir? Kitapları çalışmak budur. Kabala budur, Yaratan'ın yaratılanda algılanabilmesi.


Ders esnasındaki niyetimizi daha fazla düşünmek zorundayız. Buna yoğunlaşmalıyız, Yaratan'ın yarattıkları arasında algılanmasını ortaya çıkarmak için - bu dünyada, bu hayatta, ölmeden - bunun bizim için en önemli şey olmasını istemeliyiz.

Eğer hedef önemli değilse gün içerisinde niyetimizi kayıp ederiz. Her şeyi denemeliyiz, elinize yazılar yazın, etrafınıza yazılar koyun ne işe yarıyorsa. Tüm grup bunu yapmaya başladığı zaman herkes için bunun önemi artar. Tüm çalışmamız bu. Önümüze engeller çıkmayacak değil, çünkü tek davranışımız bu, başka yapacak bir şeyimiz yok çünkü O'na yönelik tek tavrımız bu ve O'nun bize bu yolda yardım etmesini arzulamamız.

Bilmeliyiz ki ruhani bir alem var ve bunu sadece dersteki niyetimizle etkileyebiliriz, bize kitaplar bu yüzden verildi. Bizi tekrar kaynağa yönlendirmek için bunu kullanmazsak sadece ızdırap çekerek ilerleriz.


Rav
8 Şubat 2005

----------

Haftanın Tanımı

Zamanın özü, hareketten edinilen histen kaynaklanır. İnsan aklı bir takım hareketleri imgeleyerek şekillendirir  ve arka arkaya sıralandırır ve zaman kavramını ortaya çıkarır. Ancak insan ve çevresi hareketsiz olsaydı, zaman kavramı var olmaktan çıkardı.


Aynı şey maneviyat içinde geçerlidir. Değişime uğramış bir takım özellikler manevi hareket olarak tanımlanır ve birbirini etken ve etki vasıtasıyla takip eden bu hareketlere zaman denir. "önce" ve "sonra" görüşü her zaman etken ve etki anlamındadır.

----------

Haftanın Düşüncesi

Yaratılan ve Yaratan arasındaki sevginin gücü kişinin duyduğu özlemden hissettiği ızdıraptır. Izdırap ışığın Kli’de olmamasından kaynaklanır, özlem ruhun ışıkla dolduğu ve Yaratan'la bütün olduğu zaman aldığı histen kaynaklanır. Dolayısıyla kişi doğru arzuları bir araya getirirse o kişiye cevap gelir.

----------

Bu dünyada yaşarken Yaratan'ı ortaya çıkarmak


Yaratılışın düşüncesine göre, öyle bir noktaya çekmemiz gerekmektedir ki bu dünyada maneviyatın yasaları dahilinde yaşayıp var olmalıyız. Dünyada başımıza gelen tüm kötülükler, afetler tüm insanoğlunu bir bütün olarak, manevi yasaları bu dünyadaki yaşamlarında uygulamaya itmektedir. Baal HaSulam böyle yazıyor.


Kabala Yaratan'ın bu dünyada yaşayanlara kendisini açması için bir taleptir. Kabala öldükten sonra bize ne olacağı konusuyla ilgili bir şey yazmaz, daha ziyade bizlere bu dünyada yaşarken neler olması gerektiğinden bahseder. Kabala sadece kişinin bu dünyadaki ihtiyaçlarından bahseder; bu dünyada boş, kendi rızamız olmadan sürekli geri dönüp bitmemiş bir şeyi bitirmek için gelmektense, Kabala ilminin kullanarak hayatın amacına ulaşabiliriz.

----------

Öğrencilerle olan konuşmadan bir parça.

Kısa Bir Paragraf

Biz bu dünyadayken ve manevi dünyaları çalışırken, ilk önce manevi alem doğrultusunda iç tavrımızı geliştiririz, sonra da zamanla dışarıya olan tavrımızı öğreniriz. Yaratan bizlerin bu dünyada, manevi kurallar dahilinde yaşamamızı istiyor. Kişi "Ben" llln sınırlarından ne kadar çok dışarıya çıkarsa o kadar çok maneviyatı hissetme kabiliyetini edinir ve bedeninden ayrılır, zira tüm problemleri bedeninden kaynaklanmaktadır.


İki Dünya: Bizim Dünyamız ve Manevi Dünya adlı makaleden

----------

Dersten

Yenmesi en zor Klipa: "tembellik"

----------

Haftanın Tanımı

Görüyoruz ki maneviyatta formların zıtlığı kanunu işlemektedir. Bu kanuna göre, Yaratan'ın özelliklerinden farklı olanlar, tıpkı dünyamızda birbirinden ayrı iki obje gibidir, birbirinden baltayla ayrılmış gibi. Ve aralarındaki mesafe aralarındaki farka bağlıdır.

----------

Haftanın Düşüncesi

Bir insanın asla mevcut haliyle ve koşullarıyla hakkında yargıda bulunmamalıyız, bunun yerine onu ulaşmak istediği amaca göre değerlendirmeliyiz. Hiç bir şeyi şekli ya da kalitesine göre değerlendirmeyiz, ama gelişimine ve ulaşmak istediği amaca göre değer biçeriz.

----------

Kısa bir Yazı

İnsanın arzuları arttıkça, daha da zekileşir, zira kafası arzuları tatmin etmek için problemleri çözmelidir. Beyin arzularımızın gelişiminin meyvesidir. Arzu ettiğimiz bir şeyi elde etmek için birçok şey icat ederiz, planlarız. Aklın gelişmesi için güçlü bir arzuya gereksinim vardır, dolayısıyla arzumuzu geliştirmeliyiz. Bir Kabala öğrencisi zeki olmak zorunda değildir, arzulamak ve arzuyu hissetmek kafidir. Manevi alemleri insan aklıyla göremez; kişi sadece ruhuyla hisseder.

----------

Dersten Kısa bir Cümle

Herşey kıyaslama vasıtasıyla anlaşılırlık kazanır. Yaratan'ın özellikleriyle kişi kendi özelliklerini kıyaslayınca Yaratan'ın yüceliğini ve kendisinin de bu yüceliğin ne kadar tersi olduğunu görür. Dolayısıyla kişi Yaratan'ın yüceliğini ve sınırsızlığını fark etmeli. İnanç demek Yaratan'ın varlığını hissetmek demektir.

----------

Kısa Bir Çeviri

"İnsan nesilden nesle zamanla gelişmekte. Teknolojik olarak, bilim olarak, kültürel olarak ama ahlak olarak değil. Bu gelişimin bir safhasında insan maneviyatın ihtiyacını hissetmek zorunda, yoksa mevcudiyetinin sürekliliğini sağlayamaz."

Gelecekle Röportaj adlı kitaptan

----------

Bahar Kongresinden Bir Alıntı

"Beraber aynı şeyi istediğimiz zaman, ortak bir arzu yaratırız. Eğer, buna ek olarak, herkes diğer arkadaşlarını da düşünür ve sadece kendisinin hedefe ulaşmasını değil ama herkesin ulaşmasını isterse, eğer herkes tek bir "kli" olursa, bu arzu çok daha büyür. Olması gereken tek şey arzu."


2005 Bahar kongresinden

----------

Tanım:

Kutsallık insanı Yaratan'ın hatırı için çalışmaya götüren bir güçtür, bunun tersi ise bizi bu tür bir çalışmadan uzak tutan şeylerdir.

----------

Şamati 138 den bir Parağraf

İnsan bazen içindeki korkuyla meşgul olurken, "O'ndan başkası olmadığını hatırlamalı." Ve hala korkunun pençesinden sıyrılamıyorsa, kişi Yaratan'ın şans diye verdiği bir şeyin olmadığını bilmeli, kişiye bu korku, sonu tahmin edebilmesi için gönderilmiştir. Kişiye "O'ndan başkası yok" diyebilmesi için. Eğer kişi bundan sonra hala korku içerisindeyse, kişi bunu örnek olarak almalı ve "Yaratan korkusunun şu an onu saran bu güçlü korku kadar güçlü olmalı" demeli.

----------

Kısa bir yazı

"Yaratan bu dünyanın farklı elementlerini kullanarak bize davranır. İnsan başına gelen olayların Yaratan'dan bir mesajdan başka bir şey olmadığına inanmalı. Eğer Yaratan'ın davranışlarına karşı doğru hareket ederse, Yaratan'ın tam olarak ne istediğini anlar ve O'nu hissedebilir. Yaratan sadece çevremizdeki insanlar vasıtasıyla bize etki yapmaz, bu dünyadaki herşeyi kullanarak bizi etkiler. Dünyanın düzenlenişi O'nun bizleri yaratılışın amacına doğru daha da yakınlaştırmaktır."


Maneviyatla ilgili sohbet

Rav Laitman

----------

Her biri dostuna yardım etti

İnsanın dostuna nasıl yardım edebileceğini anlamamız gerekir. Burada zengin mi var fakir mi, akıllı mı ve aptal mı, zayıf mı ya da güçlümü? Peki, eğer herkes zengin, akıllı, ya da güçlü olursa insan dostuna nasıl yardımcı olabilir?


Ortak olarak görebildiğimiz bir tek şey var -. Şöyle denir, "Kalbinde olan bir rahatsızlığı aç ve diğerleri ile konuş." bunun nedeni yüksek bir manevi hissin edinilmesinde zenginlik ya da edinilen bilgi yardımcı olmaz.


Şöyle ki, insan dostuna O'nun moralinin düşük olduğu zamanlarda yardımcı olabilir. Şöyle yazar, "İnsan kendisini kafesten kurtaramaz." Şöyle ki, insanın dostu insanın ruh halini yükseltir.

Bu demektir ki insanın dostu insanı bir safhadan hayat dolu olan başka bir safhaya yükseltir. O'ndan sonra insan hayatında biraz daha güven ve zenginlik hisseder ve başladığında hedefi daha yakın gelir.


Sonuç olarak gördüğümüz her kişi dostuna nasıl yardım edeceği konusunda tetikte olmalı ve düşünmeli; Ruh halini yükseltmeyi, çünkü insanın ruhu ile ilgili bir ihtiyacı insan dostunda bulabilir ve bu boşluğu Onunla doldurabilir.

----------

Sabah Dersinden

Herşey kişi için bir uyanışla başlar, çok küçük bir uyanışla.


Bu uyanış karşılıklı çalışma ve çabayla büyür, ışığı istemek...

----------

Kısa bir yazı

"Hayatımızın Alternatifi" adlı kitaptan


"insan bedeni öldükten sonra, ruh yeni doğan bir bedene geçer. Ruh bir hayattan sonrakine giderek bedende zamanla yüzeye çıkmak için birikim edinir. Birçok hayatını ruhunu hissetmeden yaşar, üst dünyalar için olan isteği. Bunu dünyamızda yüzeye çıkan bazı yüksek yaratıcılık içeren müzik, şiir ve sanat gibi şeylerle karıştırmayın.


İnsanda ruhun belirmesi tümüyle yeni bir arzu olarak çıkar; özlem, boşluk ve kendisini nasıl dolduracağını bilememek hissi.


Bu noktadan itibaren arayış başlar; sonunda arayışı onu Kabalaya getirir. Herkes Kabalaya doğru yönlenir, zira bu metotla ancak bu boşluk doldurulur.

----------

Günlük Düşüceler


Maneviyatın keşfi demek kişinin bilgi arayışı değil ama arzusunun Yaratan'ın rızası için alma niyetini edinebilmesi olmalıdır. Manevi bilgi sadece manevi bir algıda yerini alabilir. Çalışırken, materyalle bir bağ kurmalıyım, benimle ilgili konuşan bir şeyler bulmalıyım. Geçmişim, su an ve gelecekteki hallerimi anlamalı ve okuduklarımla nasıl bir ilişki içinde olduğunu bulmalıyım. Eğer kişi henüz manevi dünyanın kapılarından geçmediyse kalite ve miktar olarak yeterince caba sarf etmemiş demektir.

----------

(Kabala ilmi - Ptiha)


Yaratan'ın içinde var olan hazlar benim alma arzularımı doğurur. Ben karşılık olarak ise O'nun ortaya çıkmasını istiyorum, yani, Yaratıcımın özelliklerini edinmek istiyorum. Başka bir deyişle alma arzumu bir kenara koyuyorum ve Yaratan'la sadece bir bağ oluşturmaya çalışıyorum. Sadece O'nun gibi olmak istiyorum, herhangi bir haz ve zevk peşinde ve arayışında değilim ve bu yönde bir hesap kitap yapmıyorum. İstediğim manevi inancın yolunu takip etmek. Yaratan'ın formumun kendi üzerimde örtü olmasına inanç denir, ihsan etmenin gücü.

----------

(Ihsan etme özelliğine arzulamak dersinden)


Yaratılısın düşüncesi yarattıklarına ihsan etmektir. Gerçek sadece değişmeyen bu sabit düşünceden ibarettir. Ihsan etme düşüncesi, vermek ve iyilik yapmak. Eğer biz bu gerçeğe doğru şekilde ilişki kuramazsak o zaman dengemizi kaybederiz. Bu dengesizliğin derecesi kadar acı çekeriz. Bunun farkında değiliz, hissetmiyoruz, hatta duyduğumuz zaman bile kayda değer almıyoruz. Eğer gerçeğin böyle olduğunu hissetseydik, değişirdik. Problemimiz gözlerimizi açmakta ve gerçeği görmekte.


(Gerçeği algılamak adli dersten)

----------

Arzu

15. Hiç kimsenin kalbi üzerine hakimiyeti yoktur, bunun için sadece çevresi güç verebilir. Grup kişinin kalbine direkt etki yapabilir. Dolayısıyla kişi kalbini direkt etkileyecek bir grup seçmeli, yoksa kalbi üzerinde asla gücü olmaz.


(Şamati 21 Kişi bazen kendisini yükselişte hissedince - ders 13 mayıs 2003)

16. Eğer gruba yaklaşımım bu gücü almak için olursa o zaman grubun bana bir şeyler verebileceğini hissediyor olduğumdandır, benden daha yüce olduğunu, benden daha iyi ve mükemmel. O zaman kendimi grubun karşınında daha alt seviyeye indirmiş olurum ve dostlarıma karsı kendimi küçültmüş olurum. Yani, dostlarımı çok büyük insanlar olarak görmeliyim, ıslah olmuş ve iyi olarak. Onlara donup kendi içimde onlara yönelik sevgiyi bulmam lazım, çünkü sevdiklerimizden haz duyarız ve onlara yakin hissetmek isteriz zira onlardan bir şeyler almak isteğindeyiz. Bunun sonucu olarak, tüm grubun amaca verdiği önem kendi içimde yüzeye çıkar.

(Birliğimizin Amacı 16 Aralık 2004 dersinden)

----------

Arzu

5. Tüm yaratılışta sadece Yaratan ve O'nun yarattığı varlık olan insan vardır. "İnsan" demek içi demektir, kişinin "arzuları ve düşünceleri", fiziksel bedeni değil. Manevi dünya sadece arzu ve isteklerdir, fiziksel bedenler olmadan.


Manevi dünyada arzu/isteğe beden denir ya da ruhun alıcısı/kabı. Arzuyu dolduran hazza Yaratan denir ya da Işık ya da ruh. Tüm yaratılışta bu iki parçadan başka hiç bir şey yoktur.

(Demir Duvarı Kırmak adli makaleden - "Breaking the iron wall")

----------

6. Yaratan kişinin katilimi olmadan kişiye haz veremez. Bizler O'nun arzusunun gönüllü olarak uygulayabiliriz. Hiç bir varlık yapması gerekeni yapmadan asla hazla doldurulamaz. Herkes Yaratılan ve çevresinin arasındadır. O'nun arzusunun tüm diğer yaratılanlarla ilişkilendirilerek anlamamızı sağlamaya doğru yönlendirir.


Eğer kişi sorumluluğunu ve önemini içinde bulunduğu haldeyken anlasaydı, doğal olarak çok farklı davranırdı. Dolayısıyla, Yaratan herşeyi hepimizin vasıtasıyla ve gönüllü arzusuyla gerçekleştirir. Üst Işık arzu olmadan herkesi doldurup herkesin içinde var olamaz.

(Yaratan'a ve Yaratılan varlıklara Sevgi 21 Temmuz 2004 dersinden)

----------

7. Eğer gerçekten özgürlüğümüzü edinmek ve doru kararları verip mutluluğu ve iyiyi seçebilmek istiyorsak, etrafımızdakileri ortaya çıkarmaya başlamalıyız. Etrafımız saran şeye "Yaratılısın düşüncesi" denir, tek gücün etrafımızdakileri harekete geçirerek uyguladığı tek şey, biz dahil, bizi doğru karara getirmek ve sonunda en mükemmel derece ve varoluşa.


Eğer kişi gerçeğe yaklaşımında hep Yaratan’ı açığa çıkarmaya caba sarf ederse zamanla kişiye saran herşeyi bu düşüncenin hareketi olarak görmeye baslar. Bu düşünce tüm evreni yönetir ve insanoğlunu bu yüce seviyeye yükseltir.


(Yaratılış'ın düşüncesi, 2 Şubat 2004 - Yazar ile röportajından)

----------

8. Islah olmuş arzularımın tümüne edinilmiş bir Dünya denir. Bugün henüz Yaratan'a benzerlikte Islah olmadığım için en alt basamak denilen "bu dünyadayım". Bu hal doğal özelliklerimle Yaratan’ı hissettiğim ayni egoist durumdur. Bu hale "benim dünyam" denir.

İnsan Işık dışında hiç bir şeyi hissetmez, kişiyi yaratan, egoistliğini doyuran ve sürekliliğini sağlayan. Şu an bile Yaratan'ı hissediyoruz, ama en alt seviyede, O'na en ters halde.

(Kabala İlminde Madde ve Form, 16 Haziran 2004 dersinden)

----------

9. Özel bir şey için mutlak özlem duymak maneviyatta yok olmayan bir koşuldur. Bir şeyi "biraz istemek' yeterli değildir. Ne dereceden bahsedersek edelim, arzu mutlak olmalıdır. Bu ilk koşuldur.


(Kabalistik bilgeliğin anlatılmasındaki koşullar 17 Haziran 2004 Moskova)