|
NİYETLER NİYET 1
Niyet hareketten önce gelmelidir, tıpkı Partzuf'un Roş'u hareketten önce
gelmesi gerektiği gibi - o zaman "Hareketin Sonu" denir. Hareketin gerçek
olarak Guf'ta (Vücutta) uygulanması için davranıştan önce bir niyetin
oluşması gerekir. Dolayısıyla öncelikle niyet olması gerekmektedir. NİYET 2
Her hareketin sonu ilk düşüncede oluşur. Kişi doğru niyetle davranışa
hazırlanırsa ve davranış doğru oluşursa, oluşturulan niyet davranışın
sonunda ortaya çıkar. NİYET 3
Yanlış bir niyetin oluşması sadece toplumun genel durumundan kaynaklanır;
zira tüm toplum için önemli olan bir şey, her şahıs için önemli olur. NİYET 4
Eğer niyetin yoluyla Yaratan'la bütünleşmeyi arzuluyorsan - hareketi
gerçekleştirip bütünleşirsin. Bütünleşmek arzuda gerçekleşse de,
bütünleşmeyi gerçekleştiren hareket niyettedir. NİYET 5
Kişinin kitapları çalışırkenki niyetini düzenlemesine hareket/davranış
denir. İhsan etme niyeti yukarıdan geldiği için, çalışmanın amacı kişinin
arzusuyla, kişi çalışmasından Yaratan'a yönelik ihsan edebilme durumuna
gelmesidir. Bu tüm gerçekte sadece niyet eksiktir. Kli'nin niyeti
eksiktir, yani ruhun gücü ruh parçalandıktan sonra kaybedilmiştir. NİYET 6 Baal Hasulam bize basitçe şöyle demekte; her zaman bu üç faktörü görmeye çalışın - kişi, toplum ve Yaratan'ın birbirine tek olarak bağlı olması. Herkes bu seviyeye gelmeyi hedeflemeli. NİYET 7
Çalışma esnasında, her hangi bir konunun açıklanmasında, kişi çok dikkat
etmelidir; kişi neden bir şeyin yapıldığını sorgulamalı. Eğer bu davranış
amaca ulaşacaksa, Yaratan'la ruhun bütünleşmesine adanmalıdır. Bu demektir
ki kişi kendisini her davranışta; çalışmak yada grupta her hangi bir iş
yaptığında, ne olursa olsun - hedefe bir adım daha yaklaştırmaktadır.
(25-02-2005: Merdivenin Basamakları, 1. Bölüm, makale 210, "Kabala Çalışma
konusu üzerine".) NİYET 8
Niyet kişisel bir olay değildir. Şöyle yazar:"Tek kalp ve tek insan
olarak." Birleşerek bir araya gelmek bir kaptır; kişinin herkesle bağı
olmalıdır. Bunun vasıtasıyla, ıslah edilmiş kendini bulabilirsin. Görürsün
ki Yaratan kendisini seninle kişi olarak ilişkilendirmiyor, ancak kendini
diğerleri vasıtasıyla ne kadar yeterli bir alıcı/kap yapabildiğine bağlı.
Dolayısıyla, eğer Yaratan'a kendini başkalarından soyutlayarak dönersen
niyetinin olması mümkün değildir. Yaratan'a dönebileceğin hiçbir şey
yoktur, çünkü Yaratan'a hitap edebilmek için ve O'ndan isteyebilmek için;
"Bana dostlarımla bir bağ kurabilmem için yardım et, çünkü bu bağ
vasıtasıyla sana benzeyebilmek için ilham alabilirim."
Yaratan ne yaptı? Maneviyatın edinilmesi için ne tür koşulların olması
gerekir? Bağ "tek insan tek yürek olarak" Yaratan halka onu düşünmelerini
ona gelmelerini söylemedi. Şunu söyledi "Burada duruyoruz siz ve ben."
Eğer aramızda bir bağ istiyorsanız, aranızda bağ oluşturun. Eğer aranızda
bağ olmazsa - o zaman ben buradayım sizde oradasınız ve aramızda mesafe
var, ayrılık var." Eğer öyleyse O'na nasıl dönmeliyiz? Yaratan zaten
koşulları düzenledi ve kendi gücümüzle ıslah edebilmemiz mümkün değil;
O'na dönüp O'ndan ıslah olmamız için güç istemeliyiz ve böyle bir talebe O
cevap verir. NİYET 9
Niyet demek yaptığın davranışın Yaratan'a yönelik olması demektir,
benzerliğe, O'nun doyumuna ve arzusunun olmasına. Niyet sadece kendi iç
çabamızdan gelir. O'na sorarsın: "Bana niyeti ver, niyetimi ıslah et." ve
ışık gelir ıslah eder. İstenmesi gereken tek şey bu. Arzun hala aynı arzu,
Yaratan hala aynı Yaratan - sadece niyete ihtiyaç vardır, aramızdaki bağ
budur. Bizi ne dereceye bütünleştirir? Kişinin kendisini sistemle diğer
ruhlarla bütünleştirdiği kadar. NİYET 10 Eğer kişinin niyeti yoksa o zaman kişi diye bir şey de yoktur. Bir vida gibi çevrilir ve bir hayvan gibi yaşar. Kişiye "hayvan" denilmesinin nedeni özgür iradesini kullanmamasından kaynaklanır. Böyle bir kişi bir hayvanın seviyesinde yaşamaktadır. "Hayvan" tabiri kişiyi küçük düşürmek amacıyla kullanılmaz; sadece bir seviyenin belirlenmesidir, bundan başka bir şey değil. Arzularının emrine göre yaşayan her hangi bir kişi hayvan seviyesinde olarak tanımlanır- zira bir hayvan bu şekilde yaşar.
İnsan ve hayvan arasındaki fark, insanın sürekli içinde ortaya çıkan
kendisi adına olan arzuların yönlendirmelerine göre hareket etmemesidir.
Bu arzuların yerine önüne amacını koyar, ve kendisini buna göre
yönlendirir. İnsan denilen varlığın yapısı budur - kendisini hedefe doğru
yönlendiren. "Kavana" (niyet) kelimesi "Kivun" (yön) kelimesinden gelir;
niyeti yönlendirmek. İnsanın içindeki hayvanın üzerindeki hakimiyetinin
gücü kişinin davranışlarının ve düşüncelerinin niyetiyle ne denli
yönlendirildiğine bağlıdır. "Kasıtlı/bilinçli" demek; öz eleştiriyle
kötülüğü görüp kendisini hedefe doğru dengeler - ancak o zaman karar verir
ve kararını davranışla takip eder. NİYET 11
Kitapları çalışma esnasındaki niyet maneviyatta ilerlemenin en önemli ve
etkili yoludur. Baal HaSulam aynı zamanda kaliteli efor harcamanın
yükselmek için tek yolu olduğunu söylemiştir.
Sonuç itibariyle her şey tek bir konu etrafında yapılandırılmalıdır:
kalbim ne istiyor? Eğer bu niyeti istemiyorsa, yüzeye çıkması için istemek
gerekir. Buna dua öncesi dua denir. Gün içerisinde niyet demek - kişinin
grupla çalışmaya sanki doktora ölümcül bir hastalığa çare aramak için gibi
gidiyormuşçasına gelmesidir. O zaman kişi gerçekten haykırıp doğru niyeti
edinebilir ve Yaratan bu haykırışı duyar ve ıslah ışığı kişiye iner. Kişi
dostlarıyla olan ilişkisini geliştirmeli, onları düşünmeli ve Yaradılışın
nedenini düşünmeli. Kişinin kişisel ıslah olma niyeti ise ders esnasında
sürekli olmalı.
En önemli şey saran ışığı çekmektir. En son noktadan başlayarak bizim
dünyamızdan kendisini nasıl ortaya çıkardığını görürüz. O zaman gerçeğin
ne olması gerektiği ortaya çıkar. Bu noktada grubun oluşması, kitapların
çalışılması ve dağıtım önemlidir. Her şey niyetin kaynağındadır ve oradan
oluşur. Niyet tüm bu sistemi harekete geçirir. Genel niyet şimdiki dünyamızın oluşumunu, tüm engelleriyle, meydana getirmiştir ki kişi bunun üzerine kendi niyetini yaratabilsin. Bizim dünyamızda yaratılmış olan her şey - iç özelliklerimiz, etrafımızdaki her şey - neden yaratıldı?
Var olan her şey bizlere her an doğru niyeti oluşturabilmemiz için
yaratılmıştır. Bu koşuldan faydalanıp faydalanılmaması önemli değil. Her
an dünya bizi dışarıdan ve içeriden etkilemek için hazır - eğer sadece
doğru niyetin farkına varabilirsek, çok daha çabuk ilerleyebiliriz. Bu
anların her biri doğru niyeti oluşturmak için bir fırsattır. NİYET 12 Özgecilliğin gücünü yüceltip bizi idare etmesini sağladığımız zaman (davranış ve niyetimiz olarak), özgecilliğin gücü içimizde işleyerek üçüncü bir güç yaratır: "niyet". Yani ihsan eden, Yaratan'ın doğası içimizde oluşur; ama bunu doğa olarak hissetmeyiz. Alıcı ihsan edeni geri çevirir. İhsan edenle alan doğal olarak birbirlerine terstir. Eğer daha üst bilgi talep edersek, çünkü ihsan edenin bizi sarıp doğamız olmasını istiyoruz, o zaman böyle bir haykırışa karşılık niyeti edinebiliriz. İhsan eden niyetin taşıyıcısıdır. İçimizde niyet yüzeye çıktıktan sonra bir Kli (alıcı/kab) olur. Bundan başka bir şeye gerek yoktur, zira Üst Işık mutlak ve sonsuz bir sükûnettedir.
NİYET 13
İşimizdeki tek faktör niyet. Dünyamızda niyetten başka hiç bir şey yok.
Niyeti edinene kadar, doğru niyeti edinmek için yapılanlara hareket denir.
Eğer kişi sadece yiyip, içip yaşıyorsa ve amaçsızca geziniyorsa o kişi
duran, bitkisel yada hayvansal seviyededir. Buna karşılık hareket doğru
niyeti edinmek için olursa o kişi insan seviyesine aittir.
İşin gerçeği davranışların yukarıdan geldiğidir. Işık Kli’yi inşa eder ve
kalıba sokar. Arzu ışık tarafından yaratılır ve her zaman da sadece ışık
tarafından değişime uğratılır. Ancak, insan bazı özel davranışları
gerçekleştirebilir, bunlar kullanıma hazırdır. Özellikle ışığın dünyamız
seviyesine inip gizli olarak var olduğu bu safhada, bazı davranışlar
yardımıyla üzerimize bu özel ışığı çekebiliriz ve böylelikle niyetimizi
dönüştürebiliriz. Bunu yaparak, LoLişma'dan ("kendi için") durumundan
Lişma ("Yaratan için") durumunu ediniriz.
Tüm yapmamız gereken iş, hayatımız ve odak noktamız sadece niyeti edinmeye yönelik olmalı. Geriye kalan her olayda ipin ucundaki kuklalar gibiyiz. Başka hiç bir olayı etkileyemiyoruz - sadece üst ışığı çeken davranışlar oluşturulabilir ve ışığın yardımıyla niyetimizi inşa edebiliriz.
Niyeti inşa etmek ne demektir? Niyeti oluşturmak nasıl mümkündür? Çok
kolay; eğer ev sahibini biraz olsun açığa çıkartabilirsek, niyet içimizde
oluşur. Bu yeterlidir. Yaratan kendisini biraz açığa çıkartır ve o zaman
ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu hissetmeye başlarız. Sonra Yaratan'la
karşılıklı bir ilişki oluşur, O'na yönelik bir karşılık.
Peki, Yaratan kendisini nasıl ortaya çıkartır? Eğer kendisini gösterirse
niyetimizi zoraki inşa etmek durumunda olacak ve kendi özgür irademizi
kullanmamış olacağız. Tek özgür seçimimiz niyetin seçimi. Geriye kalan her
şeyde doğanın duran, bitkisel, hayvansal seviyelerinde oluyoruz. Bu yüzden
belli bir derecede çaba sarf etmek gerekmektedir, özellikle Yaratan'ın
gizli olduğu dönemde. Yaratan'a saygıyla yaklaşmak istiyoruz - O'ndan bir
şey istemek amacıyla değil. Bu kadar. Kendimizi bolluktan ayırarak bolluğu
Verene yönelik (bize hiç bir şey vermese bile) doğru bir tavır edinirsek,
bu duruma Bina'nın ıslahı denir, Hassadim (merhamet). Bunu edinmek için
gerekli arzuyu biriktirerek, gerçekten istercesine (içimizdeki bu arzunun
oranı Yaratan'ın kendisini ne kadar gösterdiğine bağlı) kendimizin buna
hazırlığını ifade etmiş oluyoruz. NİYET 14 Kabalada niyet düşüncedir. Normal hayatımızda düşünce almak arzumuzu tatmin etmek için kullanılan varsayımlardır. Düşünce arzunuzla yapmak istediğinizdir. Egoist ya da özgecil olsun bir arzunun harekete geçirilmesi düşüncedir. Düşüncenin Yaratan'ın hatırına mı yoksa kendin için mi olarak tayin edilen ayırım niyet olarak belirlenir. Niyet olarak çalıştığımız şey dünyadaki diğer niyetler gibi olamaz. Niyet manevi çabamızda incelenen bir düşüncedir. Umarım bu yakında, hepimizin günlük hayatında ve niyetindeki arasındaki farkın açığa çıkar.
En zor olan şey niyeti korumaktır. En çok efor burada gereklidir. Bizden
gizlidir ve hissedilmez; kendisini hiç bir şekilde ifade etmez ve ona
tutunabilmek büyük bir çaba gerektirir. Her zaman kontrol edip orada olup
olmadığının farkında olmak gerekir. Kötülüğü görebilmemiz niyetimize ne
kadar odaklandığımıza bağlı - her şey niyetimize karşılıklıdır.
İçimizdekiler gizli konular olduğundan, insanlara ne derseniz deyin, şaka ya da ciddi, hiç kimse içinizde gerçekten nelerin olduğunu bilemez. Bu aslında çok güzel bir deva; dış davranış ve kelimelerden ne kadar uzak olursanız, niyeti o kadar iyi tutabilirsiniz, daha odaklı olup daha çok enerji dolu olursunuz. Çok güzel bir derman, kişiselliği muhafaza etmek ve diğer gizemler burada saklıdır. Bu ancak zor bir iştir. 25 Şubat 2005 Merdivenin Basamakları 1. Bölüm, Makale 503. NİYET 15 Kitapları Çalışırkenki Niyet
Derse hazırlık şu şekilde olmalı; Rav'ınızdan duymak için geldiniz, sizden
daha yüksek birisinden. Burada Yaratan'la karşılaşırsınız, kitaplar
vasıtasıyla, grupla, bir öğretmenin yönlendirmesiyle, her şeyin
birleşimiyle. Kişi halinin kötü ve zor olduğunu görmeli, sanki tüm dünyası
yıkılmış gibi. Her sabah derse bu ruh haliyle gelmek çok zordur. Ama ne
kadar denersek yukarıdan yansıyan ışık o kadar bizi değiştirir ve
üzerimizde işler. NİYET 16
Islah olmayı arzulamalı ve bunu başaramamaktan korkmalıyız. İhsan etme
gücünü edinip edinememe konusunda tedirginlik içerisinde olmalıyız. Bu
bizim doğamızı değiştirir.
Yaratan'a tutunmalı, manevi fikre, ta ki kalp bu dünyanın hazlarını
hissetmeyene kadar. İnancın ne olduğunu anlayın.
Bazen kişi kaynaklardan kendisini koparmalı ve iç analizinin doğruluğunu
düşünmeli. Dış davranışlarınızda mükemmellik içerisinde işleyen bir mekanizma gibi olun; hedeften kendinizi ayırmayın, Yaratan'la aranızdaki bağı koparmayın. NİYET 17 Derse sanki ölüm kalım meselesiymiş gibi gelmeliyim - sanki oksijen eksikliği çeken birisi gibi, insülinini hemen almazsa bilincini kaybedecek olan bir şeker hastası gibi... Kısaca hayatta kalmak için bedeninizin ihtiyacı olan birşey düşünün. İç hislerim sabah derse gelmeden önce bu şekilde olmalı. O zaman nasıl ne zaman çalıştığım önemli değil. Dersi duymayabilirim, dersi dinlemiyor bile olabilirim. Sadece tek bir soru var kafamda: Ders'ten bir fayda alıyor muyum, bana baskı yapan ihtiyacımı dolduruyor mu ve iyileşiyor muyum? Bu hisler içerisinde dersin etkisi hat safhaya ulaşır. NİYET 18 Bu arzuyla sadece dolaylı çalışabiliriz, çünkü arzularımızı değiştiremeyiz, insan kendi kalbinin sahibi değildir. Baal HaSulam'ın yazdığı gibi, özgür seçimimizin farkına sadece çevremizin vasıtasıyla varabiliriz. Çevremiz, kitaplar ve grubumuzdur ve sadece onların yardımıyla kalbimde grubun ve kitapların yönlendirdiği yolda gitme ihtiyacını duyabilirim. NİYET 19 Kişinin kalbi üzerine gücü yoktur, bunun için sadece çevresi ona güç verebilir. Grup insanın kalbi üzerine etki yapabilir. Dolayısıyla kişi kalbini etkileyen bir grup seçmelidir yoksa kalbine asla hükmedemez. NİYET 20
Yaratan'ın manevi derecesine alma arzusundan gelebilmemiz için,
arzularımızı, Yaratan'ın özelliklerini kullandığı gibi kullanmalıyız.
Yaratılan varlığın tek bir şeyi var: haz alma isteği, Yaratan'ın ise haz
verme niyeti.
NİYET 21 Yaratan'ın manevi seviyesine haz duyma arzusuyla ulaşabilmemiz için, Kli'mizi Yaratan'ın özelliklerini kullandığı gibi kullanmamız gerekir. Yaratılan tek bir şeye sahiptir: haz duyma isteği, Yaratan ise sadece ihsan etme isteğindedir.
5. bölüm Yaratılışın Yapısı NİYET 22 Maneviyatın keşfi demek insanın bilgi araması değildir; daha ziyade insan Yaratan'ın rızası için alabilmeyi edinmeyi istemeli. Manevi bilgi manevi kaba girmeli. Kabala çalışırken, materyalle bağ kurmalıyım; benden bahseden bir şey bulmalıyım. Geçmişim, şu anın ve geleceğin çalıştığım materyalle nasıl ilişkilendiğini anlamalıyım. Eğer insan henüz manevi dünyaya girmediyse, bu demektir ki çabası miktarı ve kalite olarak yetersiz kalmıştır. Kabala İlmi (Ptiha) NİYET 23
Davranışlar değişmez, sadece niyetler değişir. Biz sadece niyeti, sebebi
ev davranışları oluşturan şeyleri ortaya çıkarırız. Hareketlerimizin
sonucu Or Hozer’dir (yansıyan Işık), perde. Sistem tüm ilişkileriyle
sonsuz dünyanın sistemiyle aynıdır. Değişim sadece içimizdeki niyetlerin
kendimize yönelik ortaya çıkmasıyla ve gerçeğe olan tavrımızla olur. İhsan
etme sistemini anlayabilmek için, doğru yönetimin sistemini, kendimizin bu
düzenin içerisinde duran, bitkisel, hayvansal seviyelerde ne kadar güçsüz
kaldığımızı fark etmeliyiz. Binlerce yıldır insanoğlu toplumsal yapıların oluşumunun peşinden koşmuştur. Her yapıda belli bir ilişki düzeni vardır. Acı çekmemizin sebebi insan seviyesine (maneviyata) hitap eden yasaları hakir gördüğümüzden. Manevi yasaları bilmeden var olamayız. Sadece zenginlik, onur ve bilgi peşinde koşuyoruz. Bu arzuları tatmin edemeyince kendimize neden zengin değilim diye soruyoruz. Ve zengin olursam da, neden zenginliğimin tadını çıkaramıyorum diye soruyoruz. Neden iktidar sahibi olmaktan, şeref sahibi olmaktan ya da bilgi sahibi olmaktan haz duymuyorum? Zamanla tüm bu sorular tek bir sorunun içine entegre edilir. Hayatımın anlamı ne? Özgür İrade makalesi dersinden 27 Nisan - 9 Mayıs 2004 NİYET 24 Manevi özelliklerin edinilmesi. İnsan içinde maneviyatla ilgili 2 görünüm ortaya çıkarmalı; 1- Hayal ürünü olmamalı ve 2- Edinilen tereddütte asla yer bırakmamalı. "Manevi" kelimesi (hava gibi bir özelliği belirtir) bir şekil ve sınırın olmadığını ifade etmektedir. Ancak, havanın ne kadar gerçek olduğu kişinin algılarında gerçekse, manevi gerçekte bu denli barizdir.
ALINTILAR "Bu bölümde Öğrencilerin ders esnasın da Rav Michael Laitman'dan duydukları veya Rav Michael Laitman'ın ders esnasında hocalarından duyup öğrencilere aktardığı, unutulmayan bilgi ve tavsiyeleri okuyacaksınız. Bu yazılar ders çalışırken, yemek yerken, özel bir etkinlikte veya rutin günlük mesajlardan oluşmaktadır. Tavsiyemiz; bu sözleri yazılı döküman olarak alıp gün içinde okuyabilmenizdir." Biz üst dünyalara yaklaşırsak Adam’ın ruhuna yaklaşırız. Orada dillerimize ihtiyaç yoktur. Ruha ne kadar yaklaşırsak düşünceleri, eylemleri ve burada anlatılan Kabalistlerin amaçlarını direkt olarak bilinçaltında anlamaya başlarız. Bunlar, üst dünyalar ve onların kendine has dilini bize anlatır.
---------- Günün Tanımı:
---------- Gün içinde düşünce:
---------- Günün düşüncesi Her alt Partzuf üstün Malkut’undan kaynaklanır. Dolayısıyla TVUNA bina'nın Malkut'u olarak adlandırılır çünkü mevcudiyeti buradan kaynaklanır.
---------- TES 1. bölüm
---------- Günün Düşüncesi Tıpkı fiziksel varlıklar birbirlerinden mesafe olarak ayrıldıkları gibi ruhi varlıklarda yapılarının benzerliği kadar yakındırlar, yapıları ne kadar farklı ise de o kadar uzaktırlar. Şinui Tızura birbirlerinden ayırır ve Hiştavut Tzura da birbirlerine yaklaştırır. Bu nosyon çok önemlidir ve hiç unutulmamalıdır, zira bu erdemliğin temel noktasıdır.
---------- Günün İçinden Ruhanilikte hareket bir düşüncedir!
---------- TES'a giriş 68
---------- Günün İçinden Her ruhani seviye bir üst seviye için, ters ve dış olarak tanımlanır. Önemli olan Yüz kısmıdır sırt kısmı önemsizdir.
---------- Kitaplardan
Çalışmamızda Yaratan'dan ruhaniliği ve özgecilliği edinmek için arzu ve
heves talep etmeli,
---------- Günün İçinden Şu durumu istemeliyiz "her kim dostunu gerçek sevgiyle seviyorsa, sadece onun iyiliğini düşünmeli ve hiç bir çıkar beklemeksizin bunu yapabilmeyi arzulamalı" ---------- Günün tanımı:
---------- Günün düşüncesi:
---------- Kabalanın Yaşanışı
---------- İki hal
---------- Şamati 50'den Alıntı
---------- Rav’ın Dersinden
---------- Ders de ki Niyet Ders sırasındaki hareketim düşüncelerdir.
Eğer hedef önemli değilse gün içerisinde niyetimizi kayıp ederiz. Her şeyi denemeliyiz, elinize yazılar yazın, etrafınıza yazılar koyun ne işe yarıyorsa. Tüm grup bunu yapmaya başladığı zaman herkes için bunun önemi artar. Tüm çalışmamız bu. Önümüze engeller çıkmayacak değil, çünkü tek davranışımız bu, başka yapacak bir şeyimiz yok çünkü O'na yönelik tek tavrımız bu ve O'nun bize bu yolda yardım etmesini arzulamamız. Bilmeliyiz ki ruhani bir alem var ve bunu sadece dersteki niyetimizle etkileyebiliriz, bize kitaplar bu yüzden verildi. Bizi tekrar kaynağa yönlendirmek için bunu kullanmazsak sadece ızdırap çekerek ilerleriz.
---------- Haftanın Tanımı Zamanın özü, hareketten edinilen histen kaynaklanır. İnsan aklı bir takım hareketleri imgeleyerek şekillendirir ve arka arkaya sıralandırır ve zaman kavramını ortaya çıkarır. Ancak insan ve çevresi hareketsiz olsaydı, zaman kavramı var olmaktan çıkardı.
---------- Haftanın Düşüncesi Yaratılan ve Yaratan arasındaki sevginin gücü kişinin duyduğu özlemden hissettiği ızdıraptır. Izdırap ışığın Kli’de olmamasından kaynaklanır, özlem ruhun ışıkla dolduğu ve Yaratan'la bütün olduğu zaman aldığı histen kaynaklanır. Dolayısıyla kişi doğru arzuları bir araya getirirse o kişiye cevap gelir. ---------- Bu dünyada yaşarken Yaratan'ı ortaya çıkarmak
---------- Öğrencilerle olan konuşmadan bir parça. Kısa Bir Paragraf Biz bu dünyadayken ve manevi dünyaları çalışırken, ilk önce manevi alem doğrultusunda iç tavrımızı geliştiririz, sonra da zamanla dışarıya olan tavrımızı öğreniriz. Yaratan bizlerin bu dünyada, manevi kurallar dahilinde yaşamamızı istiyor. Kişi "Ben" llln sınırlarından ne kadar çok dışarıya çıkarsa o kadar çok maneviyatı hissetme kabiliyetini edinir ve bedeninden ayrılır, zira tüm problemleri bedeninden kaynaklanmaktadır.
---------- Dersten Yenmesi en zor Klipa: "tembellik" ---------- Haftanın Tanımı Görüyoruz ki maneviyatta formların zıtlığı kanunu işlemektedir. Bu kanuna göre, Yaratan'ın özelliklerinden farklı olanlar, tıpkı dünyamızda birbirinden ayrı iki obje gibidir, birbirinden baltayla ayrılmış gibi. Ve aralarındaki mesafe aralarındaki farka bağlıdır. ---------- Haftanın Düşüncesi Bir insanın asla mevcut haliyle ve koşullarıyla hakkında yargıda bulunmamalıyız, bunun yerine onu ulaşmak istediği amaca göre değerlendirmeliyiz. Hiç bir şeyi şekli ya da kalitesine göre değerlendirmeyiz, ama gelişimine ve ulaşmak istediği amaca göre değer biçeriz. ---------- Kısa bir Yazı İnsanın arzuları arttıkça, daha da zekileşir, zira kafası arzuları tatmin etmek için problemleri çözmelidir. Beyin arzularımızın gelişiminin meyvesidir. Arzu ettiğimiz bir şeyi elde etmek için birçok şey icat ederiz, planlarız. Aklın gelişmesi için güçlü bir arzuya gereksinim vardır, dolayısıyla arzumuzu geliştirmeliyiz. Bir Kabala öğrencisi zeki olmak zorunda değildir, arzulamak ve arzuyu hissetmek kafidir. Manevi alemleri insan aklıyla göremez; kişi sadece ruhuyla hisseder. ---------- Dersten Kısa bir Cümle Herşey kıyaslama vasıtasıyla anlaşılırlık kazanır. Yaratan'ın özellikleriyle kişi kendi özelliklerini kıyaslayınca Yaratan'ın yüceliğini ve kendisinin de bu yüceliğin ne kadar tersi olduğunu görür. Dolayısıyla kişi Yaratan'ın yüceliğini ve sınırsızlığını fark etmeli. İnanç demek Yaratan'ın varlığını hissetmek demektir. ---------- Kısa Bir Çeviri "İnsan nesilden nesle zamanla gelişmekte. Teknolojik olarak, bilim olarak, kültürel olarak ama ahlak olarak değil. Bu gelişimin bir safhasında insan maneviyatın ihtiyacını hissetmek zorunda, yoksa mevcudiyetinin sürekliliğini sağlayamaz." Gelecekle Röportaj adlı kitaptan ---------- Bahar Kongresinden Bir Alıntı "Beraber aynı şeyi istediğimiz zaman, ortak bir arzu yaratırız. Eğer, buna ek olarak, herkes diğer arkadaşlarını da düşünür ve sadece kendisinin hedefe ulaşmasını değil ama herkesin ulaşmasını isterse, eğer herkes tek bir "kli" olursa, bu arzu çok daha büyür. Olması gereken tek şey arzu."
----------
Tanım: ---------- Şamati 138 den bir Parağraf İnsan bazen içindeki korkuyla meşgul olurken, "O'ndan başkası olmadığını hatırlamalı." Ve hala korkunun pençesinden sıyrılamıyorsa, kişi Yaratan'ın şans diye verdiği bir şeyin olmadığını bilmeli, kişiye bu korku, sonu tahmin edebilmesi için gönderilmiştir. Kişiye "O'ndan başkası yok" diyebilmesi için. Eğer kişi bundan sonra hala korku içerisindeyse, kişi bunu örnek olarak almalı ve "Yaratan korkusunun şu an onu saran bu güçlü korku kadar güçlü olmalı" demeli. ---------- Kısa bir yazı "Yaratan bu dünyanın farklı elementlerini kullanarak bize davranır. İnsan başına gelen olayların Yaratan'dan bir mesajdan başka bir şey olmadığına inanmalı. Eğer Yaratan'ın davranışlarına karşı doğru hareket ederse, Yaratan'ın tam olarak ne istediğini anlar ve O'nu hissedebilir. Yaratan sadece çevremizdeki insanlar vasıtasıyla bize etki yapmaz, bu dünyadaki herşeyi kullanarak bizi etkiler. Dünyanın düzenlenişi O'nun bizleri yaratılışın amacına doğru daha da yakınlaştırmaktır."
Rav Laitman ---------- Her biri dostuna yardım etti İnsanın dostuna nasıl yardım edebileceğini anlamamız gerekir. Burada zengin mi var fakir mi, akıllı mı ve aptal mı, zayıf mı ya da güçlümü? Peki, eğer herkes zengin, akıllı, ya da güçlü olursa insan dostuna nasıl yardımcı olabilir?
---------- Sabah Dersinden Herşey kişi için bir uyanışla başlar, çok küçük bir uyanışla.
---------- Kısa bir yazı "Hayatımızın Alternatifi" adlı kitaptan
---------- Günlük Düşüceler
---------- (Kabala ilmi - Ptiha)
---------- (Ihsan etme özelliğine arzulamak dersinden)
---------- Arzu 15. Hiç kimsenin kalbi üzerine hakimiyeti yoktur, bunun için sadece çevresi güç verebilir. Grup kişinin kalbine direkt etki yapabilir. Dolayısıyla kişi kalbini direkt etkileyecek bir grup seçmeli, yoksa kalbi üzerinde asla gücü olmaz.
(Birliğimizin Amacı 16 Aralık 2004 dersinden) ---------- Arzu 5. Tüm yaratılışta sadece Yaratan ve O'nun yarattığı varlık olan insan vardır. "İnsan" demek içi demektir, kişinin "arzuları ve düşünceleri", fiziksel bedeni değil. Manevi dünya sadece arzu ve isteklerdir, fiziksel bedenler olmadan.
---------- 6. Yaratan kişinin katilimi olmadan kişiye haz veremez. Bizler O'nun arzusunun gönüllü olarak uygulayabiliriz. Hiç bir varlık yapması gerekeni yapmadan asla hazla doldurulamaz. Herkes Yaratılan ve çevresinin arasındadır. O'nun arzusunun tüm diğer yaratılanlarla ilişkilendirilerek anlamamızı sağlamaya doğru yönlendirir.
---------- 7. Eğer gerçekten özgürlüğümüzü edinmek ve doru kararları verip mutluluğu ve iyiyi seçebilmek istiyorsak, etrafımızdakileri ortaya çıkarmaya başlamalıyız. Etrafımız saran şeye "Yaratılısın düşüncesi" denir, tek gücün etrafımızdakileri harekete geçirerek uyguladığı tek şey, biz dahil, bizi doğru karara getirmek ve sonunda en mükemmel derece ve varoluşa.
----------
8. Islah olmuş arzularımın tümüne edinilmiş bir Dünya denir. Bugün henüz
Yaratan'a benzerlikte Islah olmadığım için en alt basamak denilen "bu
dünyadayım". Bu hal doğal özelliklerimle Yaratan’ı hissettiğim ayni egoist
durumdur. Bu hale "benim dünyam" denir. ---------- 9. Özel bir şey için mutlak özlem duymak maneviyatta yok olmayan bir koşuldur. Bir şeyi "biraz istemek' yeterli değildir. Ne dereceden bahsedersek edelim, arzu mutlak olmalıdır. Bu ilk koşuldur.
|