ÜST DÜNYALARIN YAPISI

   IŞIKLARIN UZANTISI VE AYRILIŞI

Malkut, OrYaşar'ın bir oranını perdenin yardımıyla aldıktan sonra, durur ve daha fazla alamaz. Partzuf'un Roş'unda (Baş kısmında), Malkut sürekli ihsan etme niyetiyle ne kadar ışık alacağını hesaplar.

Ancak, perdenin gücünün oranına göre Malkut sadece ışığın çok az bir oranını alır çünkü Yaratan’ın rızası için almak doğasına aykırıdır. Kli’nin dışında kalan ışığa Or Makif (Saran ışık) denir. Yayılmasını engelleyen perdenin üzerinde baskı yapar çünkü yayılmasını engelleyen perdeyi aşıp tüm kli’yi doldurmak ister tıpkı kısıtlamadan önceki gibi.

Malkut Or Makif’le hemfikir olur, yani şu anki haliyle kalırsa yaratılışın nedeni olan tüm ışığı sınırsızca almak yerine getirilemeyecek. Ancak Malkut alabileceğinden daha fazlasını kabul ederse kendi hazzı için almış olur.

Şöyle ki, Malkut daha fazla miktarda ışık alamaz ve ayrıca şu anki haliyle de kalamaz. Dolayısıyla Malkut, ışığı almaktan vazgeçer ve ışığı almadan önceki halinde var olmaya döner.

Bu karar tüm kararlarda olduğu gibi Partzuf’un başında olur. Bu karardan sonra tabur’da bulunan Masah (perde) yukarıya Peh’e (ağız) doğru yükselmeye başlar. Perdenin yükselmesi ışıkların Partzuf'tan ayrılmasına ve ağızdan yukarıya doğru yükselmesine neden olur.

Partzuf’un içine kabul edilmeyi isteyen Or Makif, taburda bulunan Masah’ın üstüne hüküm sürer. Aynı zamanda Or Pinimi perdenin üzerine içten hüküm sürer. Bu iki ışık ışığın yayılmasını engelleyen perdeyi yok etmek istemektedir. Perdenin üzerindeki baskılarına Or Makif ve Or Pinimi’nin dövmesi (Bituş) denir.

Bu iki ışık perdeyi Tabur'un (Göbek) üzerinde iter ve bu ışığın Partzuf'a alınmasını engeller. Perde'nin Tabur'dan Sium'a (son kısım) inmesini istemektedir çünkü böylelikle Or Makif'in tümü Kli'nin içine girebilir.

Bu durum ev sahibinin sunduğu yemeklerden sadece bir kısmını alan misafirin durumuna benzer. Aldığı miktarla zevk alır ve bu onu güçsüz bırakır, çünkü alamadığı zevkin büyüklüğünü hisseder. Bunun sonucu olarak Perde Tabur’dan Peh’e geri döner ve ışık kap’tan boşaltılır. Işık Peh’den Patzuf’a girdiği gibi ayrılırken de Peh’den ayrılır.

Işığın yukarıdan aşağıya doğru yayılmasına, Peh’den Tabur’a, "Taamim" (tatlar) denir. Işığın Partzuf’tan ayrılmasına da "Nekudot" (noktalar) denir. Işık Partzuf’tan ayrıldıktan sonra, Partzuf’ta damgası kalır, buna "Reşimo" (damga) denir: Orot Taamim'in izleri ve Orot Nekudot'un izi. Taamim’in bıraktığı ize "Tagim" (taçlar) denir.

Nekudot’un bıraktığı ize "Otiyot" (harfler) denir.  Işığın yayılması ve sonra ayrılması bir alıcı yaratır. Alıcı zevk hissettikten ve sonra bu zevkten mahrum kaldığından, bu haz için samimi bir arzu doğar, çünkü ışık ayrıldıktan sonra kabın içinde o mutluluğun izi kalır. Bu hazzın izi Nekudot ve Taamim’denir. 

 

Alıcı ışıktan mahrum kaldıktan sonra geriye kalan iz bir arzu oluşturur, alıcının özlemi ve arayışı. Dolayısıyla Otiot dediğimiz ışığın ayrıldıktan sonra bıraktığı iz başlı başına bir alıcıdır. Kısıtlamadan önce dördüncü safha daha önceki dört safhanın tümünden ışık alır çünkü Yaratan’ın özünden gelen ışık 0-1-2-3-4 safhalarından geçerek gelir.

Dolayısıyla kendi içinde 5 safha vardır. Dördüncü safhanın her bir derecesi ışığı ona ters olan ve ona karşı olan safhadan alır: 4. safhanın kaynağı, 4. safhanın Or Yehida kaynağından alır;  4. safhasının 1. derecesi 1. safhadan alır; Or Haya - 4. safhanın 2. derecesi 2. safhadan alır; Or Neşama 4. safhanın 3. derecesi - 3. safhadan alır; Or Ruah 4. safhanın 4. derecesi - 3. safhadan Or Nefeş alır. Sadece 4. safhanın 4. derecesine gerçek yaratılan varlık denir - zevk alma arzusunu kendisine ait olarak hisseder.

Çünkü 4. aşamanın diğer safhaları alma arzusu değillerdir; bunlar 4. aşamanın ondan önce gelen sıfırdan üçe kadarki aşamalardan aldığı arzulardır. Bu yüzden sadece 4. aşamanın 4. safhası Yaratılan varlık olarak kabul edilir! 4. aşamanın içinde bulunan 0-3 arası safhalar Yaratan’dan kaynaklanan Alma Arzularıdır. Bundan sonra tüm Manevi dünyalar ve bu dünya onlardan oluşur.

Tüm dünyalarda bulunan her şey: cansız objeler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar bağımsız alma arzusuna sahip olmayan varlıklardır ve tıpkı robotlar gibi Yaratan’ın onlara verdiği doğal arzularla hareket ederler. Ve sadece bir kişi Maneviyata yönelik bir arzu edinirse, bu dünyanın sınırlarının ötesinde bir arzu, kişi o zaman doğasını aşar ve edindiği perde kadar bağımsız olur!

Kendi rızası için alma arzusu sadece 4. aşamanın 4. safhasından doğar. Ve sadece kendisini alıcı olarak hisseder. Ancak 4. safha ışığı almayı kısıtlama kararı aldıktan sonra, ışık 4. aşamanın tüm 5 safhasından kaybolur çünkü sadece 4. aşamanın 4. safhası ışığı alır. 4. safhanın içinde bulunan 0-3 arası safhalar sadece alma arzusunun gelişme safhalarıdır.

4. safhadan sonra ışığı alma kararı verdiğinden bu arzu 0-3 aşamaları içerisinde 4. safhada gelişerek Mutlak potansiyeline 4. safhanın 4. aşamasında ulaşmıştır. Bu yüzden sadece bu safhada Yaratılan varlıktır, aynı zamanda 4. safhanın 0-3 aşamalarından da ayrılmıştır.

Ayrıca Tzimtzum’dan sonra (sınırlama) bu Malkut kendi içerisindeki 5 safhasına ışığı Masah’ı boyunca alır, bu 5 ışık Malkut’un 5 safhasına girer. Ve buna Partzuf’un Toh’u (iç kısmı) denir. Işıkların Peh’den Toh’a giriş sıralaması az olan ışıklardan fazla olanlara doğrudur. Ve bu ışıklara verilen isimler şöyledir: Nefeş, Ruah, Neşhama, Haya ve Yehida – kısaca NaReNHaY denir.

 

Işıkların Partzuf’a Girişi

Işıkların Partzuf’dan Çıkışı

Malkut’un 5 safhasına 0-1-2-3-4 denir. Kısıtlamadan sonra Perde vasıtasıyla bu kısımlara ışık girince bunlara Sefirot denir, çünkü ışık içlerinden parıldar, Sefira kelimesi safir kelimesinden gelir ve ışıldamak olarak anlam ifade eder. Dolayısıyla 0-4 safhaları yerine şimdi bu Sefirotların isimlerini kullanmaya başlarız: Keter, Hohma, Bina, Zer Anpin, Malkut. Işıkların ayrıldığı zaman bıraktıkları damgalara harfler denir.


Yud harfinin uç noktası, yud – hey – vav - hey

5 ışık olan Nefeş – Ruha – Neşhama – Haya – Yehida, 5 Sefirot olan Keter-Hohma-Bina-Zer Anpin-Malkut'tan ayrıldıktan sonra, 5 damga yada 5 harf geriye kaldı: Yud harfinin ucu - Yud - Hey - Vav – Hey. 

Bu harflerden manevi kitapların nasıl yazıldığını sabah derslerinde çalışmaktayız. Manevi kitaplarda yazılanlar bu harflerden oluşmuştur.

Sanıyoruz i manevi kitaplarda tarihi olaylar, ancak Zohar kitabında şöyle yazar: “Yazılanların hepsi Yaratan’ın isimleri.” Şöyle ki tüm yazılanlar bizlere ya alıcının içinde bulunduğu tüm hallerden ya da alıcının hareketleri anlatılmakta. 

Kabala manevi kitaplarda olan bilgilerin aynısıdır sadece farklı bir dilde yazılmıştır. Kabalistler edinimlerini anlayabileceğimiz şekilde anlatabilmek için farklı diller oluşturdular.

Bu yüzden manevi anlatımlar için bir kaç dil vardır: Tora’nın dili, Aggada, Talmud ve Kabala anlatım yerlerine göre bu diller farklı yerlerde kullanılır.