2008- ŞUBAT- KABALA KONGRESİ İZLENİMLERİ


2008 in şubat ayında İsrail de Kabala kongresi yapıldı. Dünyanın 55 ülkesinden bir birini tanımayan, bilmeyen değişik ırktan, dilden, kültürden 2500 ün üstünde insan bir araya geldi. Kongre merkezinde ilk toplanıldığı andan itibaren o kalabalık bedenler ortadan kalktı, ortada koskocaman bir arzu bütünlüğü vardı artık.

Hiçbir çıkarı olmadan, dünyevi zorluklarına rağmen, işlerini, ailelerini bırakan bu insanları bir araya getiren amaç ne olabilirdi? Kabala çalışan biri şunu çok iyi bilir, eğer insanın bir çıkarı yoksa bir santim bile kıpırdamaz. Peki, bütün çıkarların da üstünde insanları bir araya getiren şey neydi? O şey Kabala metodunun Işığında Yaratan’ı arayan kalpteki noktalardı. O noktalar dinleri, ırkları, bayrakları, kültürleri ne olursa olsun tek bir arzuya sahiptiler ve o arzu bütününü oluşturan insanlar Yaratan’a giden yolun insan sevgisinden geçtiğini çok iyi biliyorlardı. İşte bu düşüncelere sahip dostların bir araya gelmesiyle başladı kongre.

Kongre merkezini kaplayan tek bir şey vardı SEVGİ. Kabala çalışan insanlar bilir ki, Yaratan bize sevgi koşulunu vermemiştir. Bizler sadece kendimizi iyi hissettiren şeyleri severiz. Bu bizim egoist yapımızın doğasından böyledir. Fakat ortak bir amacınız varsa ve bu amaç Yaratan’a ulaşmaksa, bu yolda ilerleyen herkes dostunuz oluyor, sizin bir parçanız oluyor. Bu bütünlük hissi kongrede o kadar çoktu ki, insan kendini gerçek ailesinin yanında hissediyordu.

Kongre öncesi yapılan piknikte yeşil bir alanda şarkılar söylendi, yemekler yenildi. Ertesi gün kongrenin açılışı için bütün dünya grubu kongre alanında toplandı. Hocamızın bir bütün olma yolundaki önemi vurguladığı açılış konuşmasıyla kongre başladı.

Bu kongreyi diğer kongreden farklı kılan bir şey vardı ve bu kısa zaman sonra kendini gösterecekti. Sabahları uykunun en güzel yerinde sıcak yataklarından kalkıp derse giren yorgun bedenlerin içindeki güçlü arzular o kadar büyümüşlerdi ki, ilk meyvelerini bu kongrede vereceklerdi. O leziz unutulmaz tadın ismi Aravut’tu (Birlik/Bağlılık).

Bu kongrede Rav’ın “ilk kez bir birlik, bütünlük içinde olduğunuzu görüyorum, sizleri yükselmiş bir seviyede gördüm” dediği sözlerinden önce yapılan Dostlar Toplantısında, dünyadaki dostların yapmış olduğu içten konuşmalar bu Birliğin habercisiydi. Dostlar duygu ve düşüncelerini paylaştı sahneden ve o sessiz akan su, coşan bir ırmak gibi bütün insanların içine aktı. Herkes bir diğer dostunun duygularını yaşadı içinde, gözyaşları süzüldü yanaklardan, arzular hissedildi bedenlerin içinde atan kalplerde, kıyametler koptu içimizde ve salon inledi alkış sesleriyle. Rav’ın (Hocanın) sözleri geldi ardından ve herkes anladı, hissetti, bizler kırık, bozuk olan o bağı tekrar oluşturabiliriz çünkü biz biriz ve o bütünün parçalarıyız.

Herkes anladı ki, arzularımız aynı, amacımız aynı, yolumuz aynı, yaşadığımız hisler aynı ve bu yolda yoldaşımız olan dostlarım benimle aynı. Hepimiz bir bütünün parçalarıyız ve birlikte yol alırsak hedefe ulaşabiliriz çünkü kırılmış, bozulmuş olan o aramızdaki bağı tekrar oluşturabilirsek amaca varabiliriz.

Oluşan bu bütünlük duygusuyla, yemekler yenildi. Yenilen birkaç lokmadan fazlasıydı sofrada paylaşılanlar. Aynı arzuya sahip dostlarla aynı hazzı paylaştık o sofradan ve bu yemeklerin en güzeliydi bu güne kadar tatmadığım.

Duyguların yoğunluğu o kadar çoktu ki, birbirini tanımayan insanların sanki kırk yıllık dostmuş gibi sarılmaları hiç bitmiyor gibiydi, kimse de bitsin istemiyordu zaten. Herkes birbirini kendi içine eklemek ister gibi sımsıkı sarılıyordu. Dostluklar pekişti bu kongrede, o kadar pekişti ki bedenler sanki ortadan kalktı ve herkes birbirini aynı şeyi arayan büyük arzular olarak görmeye başladı.

Bu kongrenin önemli özelliklerinden biri de kadınlardı. Rav’ın ilerleyen bir erkeğin arkasında mutlaka eşi vardır sözleri çok doğruydu. Katılımcı bayanlar verdikleri destekler ve öz verili çalışmalarıyla dakikalarca ayakta alkışlandılar. Hem çocukların temel eğitimindeki rolleri, hem dağıtımdaki aktif yapıları hem de eşlerine verdikleri sonsuz destekle bu alkıştan fazlasını hak ediyorlardı. Rav kadının  asla geri planda olmadığını ve kadınların bunu böyle hissetmemeleri gerektiğini anlattı. Doğanın bozukluğun çoğunu erkeğe verdiğini ve kadın sayesinde erkeğin ilerleyişinin mümkün olacağından bahsederken, kadının Islaha yakınlığını bir kez daha vurguladı.

Konuşmalar, dersler, yemekler derken eğlenceyi de unutmamak gerek. O kadar güzel bir gece aktivitesi ile bitiyordu ki gün, anlatmaya kelimeler yetmez. Bütün dünya grupları, skeçler, oyunlar, danslar, şarkılar sergilediler. Hepsi birbirinden güzeldi. Ama en güzeli Rav’ın sahnede sergilediği gemi kaptanı olarak gemisinin yolcuları ile hedefe gidişini anlatan oyundu. Hele kaptanın gemiden ayrılma vaktinin geldiğini anlamasıyla elindeki kitabı öğrencilere verme sahnesi herkesi çok etkiledi.

Bu kongreden kalan izlenimlerin en önemlilerinden biri de Ermenistan’dan kongreye katılan dostların isimlerimizle hitap ederek, yaşlı gözlerle bizlere sarılmaları oldu. İki ülke yaşadığı tarihsel sorunlarla boğuşurken, bunların üzerinde bir bağ kurup birleşen insanların, din, ırk, ülke, kültür farklılığının üzerinde birleşmeleri Kabalanın ne kadar birleştirici bir yapısı olduğunu gösteriyor. Kabalanın bu yapısı bütün dünya için bir umut olma yolunda var oldukça tüm insanoğlunun önünde hep bir fırsat olacaktır.